"O dert beni öldürmedi ama en mutlu anlarımda bile gözlerimin dolmasına sebep oldu."
Bülbülüm
Bülbülüm, ay şarmun eylediler, Sen söyledin, beni dillettiler. Günahım vardır elbette, Kendini güzel eylediler. Ellerimi saza koydum, Bellerimle derdim çaldım. Etme dünya, neler aldım; Beni de böyle belleydiler. Aydan olur, uydan olur, İçtiğin sudan olur. Kara toprak, nazlı yârler, Güleyimi gam eylediler. Bir bahtımı karada da Bırakmadım dilin ardına. Ellerim kanlı mezarda, Diler eylediler. Sufotur harpaşa, Hepsi olmuş zalim paşa. Olmadım kimseye maşa, Yüreğimi kor eylediler. Külü harda saz eyledim, Nazlı yârda söz eyledim. Beni toprak eylediler, Nazlı yâri kan eylediler.
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ölmek İsterdim
Ölmek isterdim çiçek bahçesinde, Ellerimde dert, karadır kara. Ölmek isterdim sessiz bir gecede, Dillerimde yara, yaradır yara. Anlatamadım hâlimi kimseye, Zalimler düştü yine zalimliğe. İki tahta arasında kaldı gönlüm, Yaradır yara, yaradır yara. Nazlı yârin yüzünden geçtim ben, Gönlümün ateşi düştü hardan. Bir bülbül misali öttüm durdum, Karadır kara, karadır kara. Kırık kalbim görünürde tamam, Ama içimde ne din kaldı ne iman. Sustum, köşelerde kaldım yalnız, Yara oldum yara, yara oldum yara.
Şiir
İncitecekse dokunmamalı. Renk katmayacaksa dahil olmamalı. Anlam bulmayacaksa konuşmamalı. Dert olunmamalı, dert alınmalı.
EVLENİYOR MUSUN? Bizim Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde ağzı biraz bozuk hocamız vardı. Bir gün derste, hiç beklemediğimiz bir yerde sözü evliliğe getirdi ve dedi ki: “Evleneceğiniz kadında üç şeye bakın: bileği, çekmecesi ve annesi.” Gençtik. Önce güldük, sonra şaşırdık. Bilek ne alaka, çekmece ne alaka, anne ne alaka? Meğer adam, bir cümlenin içine bir medeniyetin evlilik terazisini koymuş. Bilek dediği yalnız kemik inceliği değildi. Zarafetti. İnsanın hareketine sinmiş ölçüydü. Bir bardağı tutuşunda, bir çocuğun başını okşayışında, sofraya ekmek koyuşunda belli olan o ince kadınlık hâliydi. Çekmece dediği yalnız eşya düzeni değildi. İç dünyanın aynasıydı. Dağınık bir çekmece bazen dağınık bir ruhun, titiz bir çekmece bazen emanet bilen bir kalbin işaretidir. Çünkü insan evvela küçük şeylerde belli olur. Büyük laflar herkeste vardır; asıl insan, mendilini nereye koyduğunda anlaşılır. Anne dediği de yalnız genetik değildi. Zamanın insanda neyi büyüttüğüne bakmaktı. Güzellik yaşlanınca hırsa mı dönmüş, huya mı? Yüz çizgileri merhametle mi derinleşmiş, öfkeyle mi? Bir kadın annesine benzeyebilir; bazen yüzüyle, bazen sesiyle, bazen de kırıldığı yerde verdiği tepkiyle. Ben de bugün o hocanın sözüne birkaç şey eklemek isterim. Evvela kadına değil, kendine bak. Sen yurt tutacak adam mısın? Yuva kurmakla ev açmayı aynı şey sanmıyor musun? Belâ gelince kapının eşiğinde duracak mısın, yoksa ilk rüzgârda savrulacak mısın? Fakirlik, hastalık, borç, dert, gurbet, kırgınlık geldiğinde o evin direği olabilir misin? Çünkü evlilik yalnız sevda treni değildir. Evlilik biraz da nöbettir. Birbirinin uykusuna, hastalığına, suskunluğuna, yaşlanmasına nöbet tutmaktır. Sonra karşındakine bak. Kavga ve gürültü içinde büyümüş bir kalp mi getiriyor sana? Eğer öyleyse, o evin yankısı
Milk-i bekâdan gelmişim fânî cihânı neylerem Ben dost cemâlin görmüşüm hûr ü cinânı neylerem Vahdet meyinin cür'asın ma'şûk elinden içmişem Ben dost kokusun almışım müşk-i Hutan'ı neylerem İbrâhim'im Cebrâil'e hiç ihtiyâcım kalmadı Muhammed'im dosta gidem ben tercümânı neylerem İsmâil'im Hak yoluna cânımı kurbân eylerem Çünkü bu cân kurban olur ben koç kurbânı neylerem Eyyup'leyin şo ma'şûkun cevrin tahammül eylerem Circis’leyin Hak yoluna çıkmayan cânı neylerem Îsâ gibi dünya koyup gökleri seyrân eylerem Mûsâ-yı dîdâr olmuşum ben "len terânî" neylerem Miskin Yûnus ma'şûkuna vuslat bulunca mest olur Ben şîşeyi çaldım taşa nâmûs u ârı neylerem Yunus Emre
Alıntı