Derunkitap

Derunkitap
@derunkitap
Emek konuşulurken bile göze girmeyi hesaplayan bir zihniyet, derdiyle değil görüntüsüyle meşguldür. İşçi bayramını bile kariyer vitrini yapan bu tavır, samimiyetten çok hesap kokar. Patrona yakın durmayı meziyet sayanlar, emeğin değil gücün tarafında saf tutar. Çünkü emek, süslü sözlerle değil; hakkını ararken gösterilen duruşla anlam kazanır. Yalakalıkla alınan her alkış, gerçekte başkasının hakkından eksilen bir parçadır. Bugün kutlama yapıp yarın haksızlığa susanlar, aslında düzenin en sessiz destekçileridir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü; süslenip paylaşılacak bir gün değil, yüzleşip taraf olunacak bir gündür.
Düşünce
Reklam
1 Mayıs, yalnızca fabrikada çalışan işçilerin değil; topraklarını madenlere, talana ve sömürüye karşı koruyan çiftçilerin de sesidir. Bu gün, emeğin ortak isyanıdır. Feodal düzenin zulmüne karşı duran, derebeylerin baskısına boyun eğmeyen insanların tarihsel direnişini temsil eder. Ne var ki bugün, toprağını savunan, onu yabancı şirketlere peşkeş çekilmesin diye direnen köylüler çoğu zaman ya görmezden geliniyor ya da haksız ithamlarla “terörist” ilan ediliyor. Oysa onların mücadelesi, yalnızca kendi yaşam alanlarını değil; doğayı, emeği ve geleceği koruma mücadelesidir. 1 Mayıs’ı yalnızca bir tatil günü olarak gören, kahvede okey masalarında vakit geçirirken kendi hakkını savunanlara sırt çeviren bir anlayış da giderek yaygınlaşıyor. Daha da çarpıcısı, herkesin hakkını savunan aydınları bile kolayca “terörist” ilan edebiliyorlar. Bu çelişki, emeğin bilincinden ne kadar uzaklaşıldığının ve dayanışma ruhunun nasıl zayıflatıldığının açık bir göstergesidir.
Düşünce
İçinizdeki tutkuyu öldürenler bakışlarınızdaki öfkeye anlam veremezler..
Edebiyat
Hakikat, zayıfın dilinde yankılandığında çoğu zaman duyulmaz; çünkü düzen, sesi değil ağırlığı ölçer.doğru olmak ile güçlü olmak aynı çizgide yürüyemez çoğu zaman. İfade, bir direniştir ama tek başına düzeni sarsmaya yetmez; güçle birleşmediği sürece havada asılı kalır. İnsan, haklılığını haykırdıkça değil, onu koruyabildiği ölçüde var eder. Ve dünya, adaleti değil dengeleri gözetir; dengeler ise çoğunlukla güçlüden yana kurulur. Belki de asıl trajedi, gerçeğin değil, gerçeği taşıyacak gücün eksikliğidir insan kendini ne kadar ustaca ifade ederse etsin, dünya çoğu zaman sözün inceliğine değil gücün ağırlığına boyun eğer. Kelimelerim keskin olabilir ama düzen, keskinliği değil kudreti tanır. Bu yüzden hakikat dile geldiğinde değil, güçle desteklendiğinde yankı bulur
Düşünce
23 Nisan, zamanla temel amacından sapmış; burjuva çocuklarının ön plana çıkarıldığı, işçi sınıfı çocuklarının ise geri plana itildiği bir sınıf ayrıştırma etkinliğine dönüşmüştür
Düşünce