1 Mayıs, yalnızca fabrikada çalışan işçilerin değil; topraklarını madenlere, talana ve sömürüye karşı koruyan çiftçilerin de sesidir. Bu gün, emeğin ortak isyanıdır. Feodal düzenin zulmüne karşı duran, derebeylerin baskısına boyun eğmeyen insanların tarihsel direnişini temsil eder.
Ne var ki bugün, toprağını savunan, onu yabancı şirketlere peşkeş çekilmesin diye direnen köylüler çoğu zaman ya görmezden geliniyor ya da haksız ithamlarla “terörist” ilan ediliyor. Oysa onların mücadelesi, yalnızca kendi yaşam alanlarını değil; doğayı, emeği ve geleceği koruma mücadelesidir. 1 Mayıs’ı yalnızca bir tatil günü olarak gören, kahvede okey masalarında vakit geçirirken kendi hakkını savunanlara sırt çeviren bir anlayış da giderek yaygınlaşıyor. Daha da çarpıcısı, herkesin hakkını savunan aydınları bile kolayca “terörist” ilan edebiliyorlar. Bu çelişki, emeğin bilincinden ne kadar uzaklaşıldığının ve dayanışma ruhunun nasıl zayıflatıldığının açık bir göstergesidir.