ayşe nur

İnsanların dünya karşısındaki kayıtsızlığını da işte tam bu anda kendi zihninde yakaladı ve babasının sözlerine bir anlam vermeyi başardı: Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor; bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazen o kerteye varıyordu ki kendilerine altın ve gümüşten zevk ve sefadan lezzet ve şehvetten bir alem kurup keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı. Oysa Uzun İhsan Efendi dünyanın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi. Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı. Kur'an'ın kendisi peygamberin dünyayı nasıl okuduğuna bir örnekti ve onun ardında giden herkes dünyayı onun gibi okuyup şehadetlerini yazmalı ve bunları başkalarına aktarmalıydı. Dünyaya şahit olmanın yoluysa maceranın kendisinden başka bir şey değildi. Yaşanılanlar görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk bu dünyanın şahidi olmaktı.
Sayfa 90 - İletişim·Kitabı yarım bıraktı
Reklam
Günümüze, ahvalimize dair...
"... Ya yeryüzündeki insanlar, trajik bir yanılma ile tarihin ancak bir 'savaşlar tarihi' olduğuna kendilerini inandırırlarsa? O zaman tâ başından beri yanlış, çıkmaza sürükleyen bir yol tutmuş olmuyor muyuz? Bu durumda nereye gideriz? Sonumuz ne olur? İnsanlar, tuttukları yolun felakete götürdüğünü mertçe kabul etmek cesaretini gösterebilecekler mi?
Sayfa 117·Kitabı okudu
Alıntı
Yedigey "Ne biçim insanlar bunlar! "diye söylendi nefretle. (...) Her şey önemli ama ölüm önemli değil!" Ve kendi kendine soruyordu: "Eğer ölümün onlar için hiçbir önemi yoksa yaşamanın da yoktur. Öyleyse niçin ve nasıl yaşıyor bu insanlar? "
Sayfa 35·Kitabı okudu
Alıntı
"...Diğer birçok unsurun yanında, İsrail toplumunu derinden sarsan, birliğini tehdit eden ve yolun sonunda İsrail devletinin yıkılışını da -evet, bir gün olacaktır- hızlandıracak olan üç temel nokta vardır: 1)Yahudiler içindeki bölgesel ve dini sınıflar arasında yaşanan ölümcül çekişme, 2) Dindar ve seküler Yahudiler arasındaki düşmanlıklar, 3) Yerleşimcilerin yarattığı gerilim ve terör."
Sayfa 168·Kitabı okudu
Ortadoğu coğrafyası okunurken genellikle "dış etkenler"in öncelenmesi ve önemsenmesi, bölgenin kendi içinde ve bünyesinde var olan dinamiklerin ıskalanması sonucunu doğurmaktadır. Bu da yapılan değerlendirme ve yorumların havada kalmasına, sebep sonuç ilişkisinden kopmasına, son tahlilde de yaşadığımız coğrafyadaki katı gerçeklerin ucuz hamasete malzeme edilmesine yol açmaktadır.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Reklam