Hayyam: Cömert bir davet aldık. Ömrümüzün sonuna kadar bakımımız, tutumumuz ve can güvenliğimiz sağlanacak.
Vartan (Ömer Hayyam'ın müridi):Davet hangi büyük emirden?
-Alamut hakiminden.
Vartan yerinden fırladı. Kendini suçluyordu.
-Bu mektup nasıl gelebildi buraya kadar? Yatmadan önce tüm giriş çıkışları denetlemiştim.
-Bulmaya uğraşma. Sultanlar ve halifeler bile kendini korumaya çalışmaktan vazgeçti. Hasan sana bir mektup ya da bir hançer göndermeye karar vermişse, ister kapılarını ardına kadar açık bırak, ister kilit üstüne kilit vur, gönderilenin gelip seni bulacağından emin olabilirsin.
Varlığın sırları saklı senden, benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizimki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde, ne sen kalırsın, ne ben.
Hayyam: "ben nasıl mı namaz kılarım? Bir gülü seyrederim, yıldızları sayarım, yaratılışın güzelliği, onun düzenindeki kusursuzluk karşısında büyülenirim, Rabbim'in en güzel eseri olan insanın, onun bilgiye aç beyninin, aşka aç gönlünün, uyanmış veya tatmin edilmiş tüm duygularının karşısında hayranlığa kapılırım."
Ağaç bu yüksek dağda bir başına yaşıyor. Boyu insanı da hayvanı da aşmıştır. Eğer konuşmak isteseydi onu anlayacak bir kişi bile bulamazdı. O, o kadar uzayıp yükselmiştir. Şimdi bekliyor ve bekliyor... Peki neyi bekliyor? O, bulutlara oldukça yakın; herhalde ilk yıldırımı bekliyor.