Bir doktor olarak, hastalardan bilgi almak ve açıklama yapmak için bütün gün konuşurum. Bazen nöbetim ya da klinikteki mesaim sona erdiğinde, dengeyi yeniden kurabilmek için saatlerce sessiz kalma ihtiyacı duyarım.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akciğerler zihnimde hep hafiflik, havadarlık ve canlılıkla ilgili çağrışımlar uyandırır. Hastalandıkları zamansa o hafifliği kaybedip bizi mezara doğru çeken bir ağırlığa dönüşürler.
Bir yetişkinin akciğerlerindeki bütün zar yapısını açabilseydiniz on beş - yirmi yaşındaki bir meşe ağacının bütün yapraklarına eşdeğer, doksan metrekarenin üzerinde bir yüzey elde ederdiniz. Stetoskopla dinlediğinizde havanın bu zarların içinden geçerken çıkardığı, hafif bir esintiyle hışırdayan yapraklarınkine benzer sesini duyabilirsiniz. Doktorlar solunum seslerini dinlerken duymak istedikleri ses budur: nefesi gökyüzüne bağlayan açık bir yol, havanın hafifliği ve serbest hareketi.
Akciğerler neredeyse tamamen havadan oluştuğu için vücutta yoğunluğu en az olan organdır. İngilizcede akciğer anlamına gelen "lung" kelimesi, Hint-Avrupa dillerinde "hafif" anlamına gelen bir sözcükten türemiş Germanik kökenli lungen kelimesinden gelir.
Darwin, yüz ifadesiyle ilgili çalışmasında şöyle yazmıştı:
"Şiddet dolu tavırlar sergileyen birinin öfkesi güçlenir; korku belirtilerini kontrol edemeyen kişinin korkusu büyür."