Anafikir şu ,adamın biri Çinde bir kelebeği öldürüyor ve kırk yıl sonra ya da dört yüz yıl sonra Peru da bir deprem oluyor. İlk olay ikinciyi tetikliyor. Senin kulağına da çılgınca gelmiyor mu. (Kelebek etkisi)
Hem galiplerin hem de mağlupların kurban verdiği savaş, kimsenin değil, sadece Azrailin cirit attığı bir mekandı, orada başka bir kimsenin borusu ötmüyordu.
Eğer tutsak ve ellerim, ayaklarım bağlı olmasaydı, gidip hiç bilmediğim bir dersi bana verdiği ve sözünün yaratıcılığı konusunda çok önemli bir şey bana öğrettiği için ellerinden öpecektim askerin; yaşanan gerçeklik, vuku bulan olaylar, başa gelenler ve onları tarih, türkü ve hikaye dönüştüren sözler, her yerde, herkes için aynı değildi. Veya şöyle söyleyeyim, bir olay vuku buluyor ve bazı şeyler yaşanıyor, böylece de bir gerçek oluşuyordu, fakat biz, şimdi ahırda bulunan tutsaklar, onları başka bir gözle anlatıyor, dışarıdaki askerler ise, tutsakların söylediklerinin tam tersi bir biçimde, tam tersi bir halde görüyor ve anlatıyorlardı. İran sınırında dağ köylerinde kurulan divanhaneler dinlediğimiz Dengbej anlatıları, askerlerin anlatılarına hiç benzemiyordu.