İnsan ilişkilerinde denge çok önemlidir. Denge yani iki tarafın birbirine gösterdiği ilgi, sevgi, değer biraz denk olmalı. Bu durum sadece aşk ilişkilerinde değil, arkadaş, konu komşu, iş arkadaşlarıyla hatta anne babalarımız, kardeşlerimiz, çocuklarımızla aramızdaki ilişkilerde bile çok önemlidir. Yani aşkta bile iktidar kanunları geçerlidir.
Biri size, sizin ona gösterdiğinizden daha fazla ilgi gösteriyor, üzerinize düşüyorsa, bu durum önce hoşunuza gider. Kendinizi önemli ve değerli hissedersiniz. Ancak bu durum artarak devam ediyorsa yavaş yavaş geri çekilmeye başlarsınız. O sizin üzerinize düştükçe sizin ona verdiğiniz değer azalır. Artık ona karşı daha rahat davranır, kimseye etmediğiniz sitemi ona eder, kimseden istemediğiniz yardımı ondan ister, nezaketinizi ve saygınızı ona karşı daha kolay bozar ve kimseyi olmasa da onu kolayca ihmal edersiniz.
Neden? Çünkü o nasıl olsa sizi seviyor, size düşkün, ne yaparsanız yapın o sizi idare eder, sizden vazgeçmez yani bu suçun bir cezası, bir karşılığı yoktur. İşte böyle düşünürsünüz.
Bu hikayede bir başka soru daha geliyor akla. Bazı insanlar ilişkilerdeki deneyi hiç bozmazken bazıları ilişkinin yara alması ya da kopmasından neden bu kadar korkuyor. Bu dengeyi bozan da zaten o korku değil mi?
Eğer siz de terk edilmekten çok korkuyor, bu yüzden karşı tarafa çok taviz veriyorsanız, bu korkunun temellerini geçmişinizde arayın. Bir an önce bulun ve yüzleşin onunla. Ne siz o eski küçük, çaresiz bebeksiniz, ne de hayat o zamanki hayat.
Sonra da bir dedektif gibi izleyin kendinizi. Nerede ne yapıyor, kimse nasıl davranıyor ve bunu neden yapıyorsunuz. Duygularınızın sesine kulak verin. Konuşun onlarla. Korkularınızı görmezden gelmek yerine onları önemseyin. Göreceksiniz, bir gün korkularınız sizi görecek, siz de