“Etrafının iyi insanlarla dolu olduğu bir yaşamın başarılı bir yaşam olduğunu… Toplumsal açıdan başarılı olamasam bile, o insanlar sayesinde her gün başarılı bir gün geçiriyorum.”
“Ancak hayal kelimesini duyduğumda bile kalbim hâlâ pır pır ediyor. Bir hayale sahip olmadan yaşanan hayat gözyaşları olmadan yaşanan hayat kadar ruhsuz olurdu. Gerçi Hermann Hesse’nin yazdığı Demian adlı kitapta şöyle diyor: ‘Sonsuza dek süren hiçbir hayal yoktur. Herhangi bir hayalin yerini yeni bir hayal alır. O yüzden hiçbir hayal saplantı yapılmamalıdır.’.”
Hayat, tek bir olayı ele alarak değerlendirilemeyecek kadar karmaşık ve kapsamlıydı. Sevdiğiniz işi yaparken mutsuz olabilir, sevmediğiniz işi yaparken önünüze çıkan başka bir fırsatla mutsuzluğu yenebilirdiniz. Yaşam çözümü zor ve çok yönlüydü. İş, yaşamın merkezinde epey önemli bir rol oynasa da yaşamın içindeki mutluluk ve mutsuzluktan sorumlu değil.
“Yalnızca nefes almanın güzelliğini hissedebildiğim ufak bir zamana, günde bir saatliğine ya da on dakikalığına da olsa, hayatta olduğum için bunu hissedebiliyorum diye düşünebileceğim bir zamana sahip olsam, yeter”
Elli yaşlarındaki kadın, gençliğinde uyumlu davranıp fedakarlıkta bulunarak yaşamayı doğal bulduğunu ancak günümüzdeki gençlerin artık öyle bir yaklaşım sergilememesinden memnuniyet duyduğunu söyledi. Bunun üzerine birisi, gençlerin uyumlu olup fedakarlık yapabilmesi için umuda ihtiyaç olduğunu ancak günümüzde umut olmadığı için gençlerin bu gerekliliği bile hissedemediklerini söyleyerek elli yaşlarındaki kadını şaşırttı. Kadın bunu doğrulamak istercesine gençlere baktı. Gençler başını sallayarak onaylayınca kadın, “geriye umut edilecek bir şey kalmadı” söyleminin söyleminin onu ne kadar üzdüğünü belirtti.