derya yancar

derya yancar
@deryayancar
Öğrenci
Trakya Üniversitesi, Okul Öncesi Öğretmenliği
20 Mayıs 2003
236 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
Naif Duygulardan Doğan Satırlar - Canım Aliye, Ruhum Filiz
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2025 12:26
O nasıl aşktır, o nasıl sevmektir! Ne güzeldir, bir insan tarafından böylesine içten ve saf bir şekilde sevilmek... Ve ne acıdır bu duygulardan yoksun bir çağda yaşamak! Büyük yazarlarımızdan Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazdığı mektuplar yer alıyor bu kitapta. Kitabı okurken aynı zamanda yazarın hissettiği her şeyi soluyoruz sanki. Sabahattin Ali'nin Aliye Hanım'a duyduğu o derin, kırılgan ve korumacı sevgi insanın kalbine dokunuyor. Titizlikle seçilmiş kelimeler, nazikçe kurulmuş cümleler ile bağlıyor insanı kendine. İncitmekten korkar gibi seviyor Sabahattin Ali. Özlem duyuyor, umut saklıyor hassas kalbinde. Nadir rastlanan bir aşkla kıskandırıyor adeta herkesi, 'Ne şanslı kadın!' dedirttiriyor kıymetlisi Aliye Hanım'ın arkasından. Kitabın daha ilk sayfasında anladım, okurken gözyaşlarımın da bana eşlik edeceğini. Kitap hüzünlü olduğundan değil! Günümüzde böylesine gerçek ve saf aşklar olmamasını, modern zamanın hızlı ve yüzeysel ilişkilerini düşündüm hep okurken. Buydu zaten bir yandan gülümseyip bir yandan gözümün dolmasına neden olan. Yanlış zamanda gelmişsin şu dünyaya dedim kendi kendime, bu çağa ait değilmişim gibi hissettim. Yazarın diğer kitaplarının aksine sadece kalemiyle değil, ruhuyla da tanışıyoruz. Gerçek Sabahattin Ali'yi görüyoruz. Sevgili, nişanlı, eş, baba ve bazen de mahkum Sabahattin Ali'yi görüyoruz. İnanılmaz bir keyif veriyor çok sevdiğim bu yazarı iyice yakından görmek. Eşine verdiği kıymet, kızıyla olan ilişkisindeki naifliği daha bir çekiyor beni yazara, 'Hah evet,' diyorum, 'boşuna sevmiyormuşum ben bu yazarı. Nasıl da müthiş bir insanmış!'. Ailesi dışında işi, dostları ve çevresi ile olan ilişkilerine de şahit oluyoruz. Yeri geliyor haksız yere tutuklanmalarına üzülüyoruz. Hapis yattığı dönemlerde yazdıkları ise daha bir
Edebiyat
Canım Aliye, Ruhum FilizSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202031,5bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir Yıldızın Gülüşü - Küçük Prens Üzerine
Puan vermedi·144 syf.··
2025 15. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 05 Kasım 2025 19:46
Kaç kere okudum, kaç kere bu kitabın büyüsünde kayboldum artık hatırlamıyorum. Her okuyuşumda başka tatlar, başka renkler fark ettim. Fakat değişmeyen bir şey vardı, o da o sarsıcı sonu. Her okuyuşumda düğümlenen bir boğaz bahşetti o son bana. Dolmuş gözlerle, dalgın ruh hali ile kalakaldım her seferinde. Ne desem, ne kadar anlatsam eksik sanki... Hep söylerler bu kitap için 'bir çocuk kitabından daha fazlası' diye. Nedense sevmiyorum bu cümleyi, sanki çocuk kitapları daha basit düzeymiş de ondan fazlasıymış gibi bir anlam çıkarıyorum. Halbuki çocuk kitaplarının çoğunda (kaliteli çocuk kitapları dersek daha doğru olur) zaten bu tarz derin, felsefi temalar var. Eğer meraklıları, ilgilileri varsa çeşitli örnekler de verebilirim. Bu nedenle o cümleyi 'Küçük Prens, çocuk kitapları arasında parlayan en güzel yıldızdır.' olarak değiştirmek benim nazarımda daha doğru olur. Kitap, insanlığa unuttuğu çocuk yanını hatırlatıyor. Durup sorguluyoruz; geçmişi, şimdiyi, büyükleri ve önemli gördüğümüz her şeyi... Çocukluğu sorguluyoruz ve çocukluk aracılığıyla kendimizi sorguluyoruz! Çeşitli gezegenlerde karşımıza çıkan insan tiplemeleri adeta insanlığa ayna tutar gibi. Küçük Prens'in gözünden bakıyoruz bu aynaya. Güç, kibir, hırs, alışkanlıklar... Aynada gördüğümüz bu davranışlar insanı insana anlatıyor. İnsanın büyüdükçe nasıl da karmaşıklaştığını, buna rağmen hiçbir şeyin özünü anlamadıklarını görüyoruz. Büyüklerin asıl önemli olan şeyleri göz ardı edip anlamsız detaylara takıldığını söylüyor kitap, sayılar gibi mesela... Duygudan, hislerden, renklerden yoksun olan yetişkin dünyasına ayak uydurmaya çalışan bir adamın nasıl köreldiğini ve sonrasında çocuk yanını yeniden nasıl keşfettiğini okumak insanda bir burukluk bırakıyor. Neden? Neden böyle olmak zorunda? Büyümek bu mu?
Edebiyat
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2020279,9bin okunma
Beyaz Geceler'de insan olmak!!
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2025 16:34
Bu kitabı okurken insan ruhunun en sessiz, en derin köşelerine dokundum sanki. Dostoyevski, duyguları kelimelere dökerken öyle bir incelikle işliyor ki sayfalar arasında yalnızca karakterleri değil, kendi iç sesini de buluyor insan. Her öykü, başka bir yalnızlığın, başka bir kırılganlığın hikâyesi. Dostluk, sevgi, vicdan, utanç… Hepsi insanın en gerçek hâliyle karşımıza çıkıyor. Kimi zaman bir cümlede durup kalıyorsun; çünkü o cümle, senin hiç söyleyemediklerini fısıldıyor gibi geliyor. Bu öyküler kısa ama etkileri uzun. Bazı sayfaları kapatırken içimde bir sessizlik büyüdü ama o sessizlik buruk değildi de derin bir farkındalıktı sanki... Sanki Dostoyevski bana insan olmanın ne kadar acı ama bir o kadar da güzel bir şey olduğunu yeniden hatırlattı. Bazı kitaplar biter ama insanın içinde oluşturduğu yankı hiç susmaz. Bu da tam olarak o kitaplardan biri! İçimde konuşan o yankıya kulak vermekten kendimi alamıyorum. Ve sanırım ben de tıpkı Dostoyevski gibiyim... ‘Yüreğim konuşurken ben susmayı beceremem.’ Ne yazık ki, gerçekten beceremem...
Edebiyat
Beyaz GecelerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024102,2bin okunma
Shakespeare'in Büyülü Ormanında Kısa Bir Yolculuk
8/10
·98 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 11:47
Bu kitabı okurken hem büyülü bir dünyanın içine girdim hem de duyguların karmaşık ama bir o kadar da gerçek yönleriyle karşılaştım. Shakespeare’in dili beni hemen içine çekti; sayfalar ilerledikçe merakla, heyecanla, bazen de içimde küçük bir kıpırtıyla okudum. Oyun boyunca aşkın farklı yüzlerini gördüm. Bazen tatlı, bazen acı ama her zaman derin… Karakterlerin iç dünyalarına dokundukça, kendi duygularımı da düşündüm. Bazı yerlerde kalbim burkuldu, bazı satırlarda ise o saf, derin sevgiyi öyle güzel hissettim ki içim ısındı. En çok da bazı karakterlerin kırılgan yanları, sevgiyi hak etmediklerini sanmaları dokundu bana. Onlarda kendimden parçalar buldum. Shakespeare, duyguları anlatırken öyle bir denge kurmuş ki, hem masalsı bir hava var hem de insana ayna tutan bir gerçeklik. Bir Yaz Gecesi Rüyası, bana aşkın büyüsünü, gururun sessizliğini ve kalbin karmaşık yollarını hatırlattı. Bittiğinde içimde huzurlu bir sessizlik kaldı ve tek düşündüğüm şey şuydu: “Keşke daha önce okusaydım.” Ve Shakespeare'in da dediği gibi 'Asla dikensiz olmazmış gerçek aşkın yolu' Peki gerçekten yollar dikenliyse aşk gerçek midir? Gerçek aşk, zahmetsiz mi olmalı yoksa dikenli mi? Bilemiyorum…
Edebiyat
Bir Yaz Gecesi RüyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202522,9bin okunma
Küçük İnsanların Büyük Trajedisi (Spoiler içerir!!!)
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 13:03
Yoksulluk, çaresizlik, dışlanma ... Bunlar 19. yüzyıl Rusya'sında yaşayan yoksul insanların hayatlarının gerçeği! Ve bunu gerçekçi bir gözle tasvir eden yetenekli bir yazar! İnsancıklar, dönemi gereği kasvetli bir eser. Okurken insanın içini sızlatıyor, empati yeteneğini zorluyor. Karakterlerin yaşadığı çaresizlikleri okumuyor da izliyormuşuz gibi bir izlenim bırakıyor insanda. Maharetli ellerden çıkan bu başyapıt, toplumdaki sınıf farkını açık ve acı bir şekilde yansıtıyor. İnsanların sırf paraları olmadığı için kendilerini 'küçük insan' olarak görmeleri ya da bu durum karşısında yaşadığı çaresizlikler o kadar gerçekçi bir anlatımla çıkıyor ki karşımıza insan durup sorguluyor. Acaba toplum insanı ezdiği için mi insan kendini küçük görüyor, yoksa insan kendi değerini parayla ölçtüğü için mi küçülüyor? Durup düşündüm bunu ve şöyle bir cevap verdim kendimce. İkisi de değil! İkisinin bir sentezi olduğunu düşünüyorum. Toplum tarafından yaratılan algı sonucunda insan kendisini paraya göre endeksliyor. Bu da toplumu daha da körüklüyor. Yani iki kesim arasında kısır bir döngü oluşuyor! Kitap, Makar ve Varvara'nın mektuplarından oluşuyor. Orta yaşları geçmiş bir memurun, henüz yirmili yaşlarının başında olan bir kızla olan mektuplarından... Yoksulluk, çaresizlik ve yalnızlık içinde boğulmuş olan bu insanlar birbirlerinin mektuplarında nefes alıyor. Birbirlerine karşı derin bir bağlılık besliyorlar, parasızlığa rağmen birbirlerine tutunuyorlar. Saf sevgi ve bağlılık görüyoruz mektuplarda, bazen de ufak aşk kırıntıları göze çarpıyor fakat kesin bir şey de söyleyemiyoruz bununla ilgili. Ki varsa bile tek taraflı olduğundan bir önemi de yok sanırım! İlk başlarda, acaba böyle mi devam edecek yoksa bir yerde bir kırılma anı olacak mı diye bekledim. Fakat okudukça yazgının
Edebiyat
İnsancıklarFyodor Dostoyevski · Can Yayınları · 202376,9bin okunma