Derya

Puan vermedi·100 syf.··
2023 17. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2023 22:00
Evet betona çakıldım. Ciddiyim bu konuda. Ve yedi ayrı insanla aynı mezara gömdüler beni. İnsan kendisi için böyle kanamalı bir ölüm ister de (bitik adam) böyle çakılacağı bir beton da ister miydi keza emin değilim. Bazı gerçeklere sıkı sıkıya bağlı olduğumuz için nefret doluyuz belki de . Ne kadar doğruysa o kadar nefret ediyoruz diye düşündüm. On yıldır yazılması için uğraş verilen bir eser engelleriyle yanlışlarıyla ölümcül ciğer hastalıklarıyla ve aşılması güç bir otoritenin etkisiyle anlatılıyor. Yazabilmek için sonsuz uğraşlar yolculuk edilen kentler ve derin ızdırap dolu bir hikaye gerekli. Bundan daha detaylı ve derin bir inceleme yapmam mümkün değil çünkü saygıdeğer Bernhard böyle bir adam değil. Keyifli okumalar dilerim. Tabi böyle bir şey mümkünse!
BetonThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20251,415 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·84 syf.··
2023 16. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 11 Şubat 2023 20:56
Otobiyografik beşlemesinin dördüncü kitabı #soğukbirsoyutlama Bernhard’ın hastalıklarla ve hayatla mücadelesinin devamını anlatıyor. Doktorların yanlış teşhislerle ailesinden sevdiklerini kaybettiğini öğrenmesi, kendisine verem teşhisi konulmasıyla senatoryumda geçen ve ölümün kapıda beklediği günleri. Zaten çocukluğu savaşın ortasına denk gelmiş tek başına ayağa kalkmış, bu ruhu nasıl iyileşecek derken bir ucundan hayata tutunmuş 18 yaşındaki bir genç. Nefret edilesi hayatının bize eserleriyle güç kazandırdığı, bir insanın çocukluğuna sarılma hissi uyandıran yazarı #thomasbernhard . Bu savaştan nasıl galip çıktın ya da çıktın mı?
SoğukThomas Bernhard · Sel Yayıncılık · 2016645 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2023 15. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2023 07:13
Thomas Bernhard ile tanışma eserim. Daha ilk cümlelerden, o uzun uzun, paragraflık cümlelerden farklı bir eser okuduğumun bilincine vardım. Dopdolu ve sarsıcı bir eser var elimizde. Yazar bir çok konuya değiniyor, düşünce ve fikirlerini düz bir anlatım şeklinde değil de bir kurgu ile sunuyor. Doktor bir baba ile anlatıcı oğlunun tedavi amaçlı gittikleri yerlerde karşılaştıkları çeşitli insanlar aracılığı ile uzun uzun etkileyici cümlelerle okuyoruz çeşitli hayatları ve onların hayatlarındaki -aslında hepimizin hayatındaki- bazı değerleri, konuları, sarsıntıları. İlk kısımdan sonra ikinci ve kitabın büyük bölümünü oluşturan bölümde bir prensin iç monologları yer alıyor. “Hiç bir zaman kendimden daha iyi bir sohbet arkadaşım olmadı.” Diyerek konuşuyor prens. Çokça ölüm, intihar, soğuk, tecrit, delilik, cinnet, yalnızlık, sefalet, kardeşler, çocuklar, babalar..anlatılıyor. “Biz aslında, büyük olduğunu sanmayın, dar bir binada hep beraber yaşıyoruz ve birbirimizden yüz binlerce kilometre uzağız. Birbirimize seslendiğimizde birbirimizi duymuyoruz.” (S:119) diyerek ne kadar yalnız başına olduğundan.. “Yıllarca kendimi anlaşılır kılmaya çabaladım; yaşadığım müddetçe, beni yiyip bitiren bir kendimi anlaşılır kılma dan başka bir şey yoktu.”(S:164) diyerek ise kimseye sesini duyuramamaktan yakınıyor prens. Yer yer paranoyakça yer yer bir filozof edasıyla konuşuyor. Ve tabiki çokça yerde sivri diliyle eleştirmekten çekinmiyor Bernhard. Son olmayacak asla. Keyifli okumalar.
SarsıntıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 20261,090 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2023 14. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2023 22:20
Artemisia Gentileschi, benim mücadeleci kadınım. Zamanında kendisi ile ilgili tez yazmış biri olarak beni kendisine hayran bırakan ve ayrıca sanat akademisine kabul edilen ilk kadın ressam. Barok döneminde yaşamış ve feminist sanat tarihçilerinin araştırmalarıyla hakkındaki bilgilere ulaşabildiğimiz Artemisia, İtalyan romancı ve sanat tarihçisi Anna Banti'nin aynı adlı romanıyla 1947 yılında yeniden hayat buldu. Romanın ilk el yazmalarını 1944'teki hava saldırısı sonucu kaybeden Banti, bu kayıptan sonra belleğinde kalanlarla hatırlama yani kaçma kovalama ekseninde kurarak başlıyor yapıtına. Artemisia romanının, aslında tarihi bir roman olmaktan ziyade iki kadının iç içe geçmiş biyografik hikayelerinin karşılıklı sohbet havasında anlatımı gibi olduğunu anlıyoruz roman boyunca. Post modern bir dile sahip olan bu romanın özellikle ilk sayfalarında Artemisia'nın yaşadığı travmatik durumuyla yazarın yaşadığı savaş ve savaşın yarattığı yıkıcı durum arasındaki paralel kurguyu görmüş oluyoruz. Banti'nin roman boyunca Artemisia ile özdeşleştiğini gözlemliyor ve romana ne zaman dahil olup, ne zaman romandan kendini soyutladığını anlayamıyoruz. Ayrıca yazar bu özdeşleşme hali sonucunda bizimde aynı hassasiyetle Artemisia'ya yaklaşmamızı istese dahi, ona ne kadar yakınlaşırsak onunla ne kadar özdeşleşirsek özdeşleşelim Artemisia'ya oldukça uzak bir zaman diliminde olduğumuz gerçeğini ve onu hep bu uzaklık içerisinde görmemizin, anlamamızın güçlüğü ile Artemisia'ya yabancı kalıyoruz. Banti yer yer kendi kurgusallığında Artemisia'yı kendine bile yabancılaştırsa da bu roman, dişil yapısı ve Artemisia'nın hayatına, ressamlığına dair psikolojik ve derinlemesine analizin harmanlandığı, Barok dönemindeki toplumsal yapıya, kadına yüklenen rollere, ataerkil toplumdaki namus kavramına,
ArtemisiaAnna Banti · Metis Yayıncılık · 201437 okunma