Artemisia

Anna Banti
Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 15 dk.
Sayfa Sayısı:
256
Basım Tarihi:
Nisan 2014
Yayınevi:
Metis Yayıncılık
ISBN:
9789753429160
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Okumadan beğenmeyin... !!!!
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Artemisia Gentileschi, 17. yüzyılın başlarında yaşamış, sanat tarihine adını yazdırabilmiş nadir kadın ressamlardan biridir. Mesele sadece istisna olmak değil, o istisnanın nasıl mümkün olduğuyla ilgili. Erkek egemen bir dünyada, üstelik sanat gibi son derece kapalı bir alanda var olabilmiş bir kadından söz ediyoruz. Anna Banti’nin yaptığı ise bu hayatı baştan sona anlatmak (biyografi) değil sadece... Onun yaptığı, anlatmaya çalışırken sürekli duraksayan, şüphe eden, geri dönen anlatım kurmak. Artemisia’yı yazarken bir yandan da kendini yazıyor; hatta yer yer ondan daha çok kendisini. Bu yüzden roman ilerledikçe elimizde klasik anlamda biyografi okumuyor hissini bizzat yaşıyouz, aklımızda bolca yazar ile karakter arasında gidip gelen, neredeyse huzursuz bir konuşma kalıyor. Bu huzursuzluk tesadüfi değil. 1944te bir hava saldırısında romanın elyazmalarının yok olması, Bantiyi kitabı yeniden yazmaya zorluyor. Ama ikinci yazımda artık “hikayeyi anlatmak” yeterli gelmiyor ona. Kaybolan sadece bir kitap taslağı değil çünkü; aynı zamanda bir hayatın izleri, bir kadının sesi. Banti de bunun farkında olarak yazıyor bu kez: Artemisia’yı ne kadar anlayabileceğini, onu ne kadar “doğru” anlatabileceğini sürekli sorgulayarak. Belki de bu yüzden roman, anlatmaktan çok düşünmeye, hatta kendi üzerine kapanmaya başlıyor. Önemli dip not: Banti, 17. yüzyılın ünlü kadın ressamı Artemisia Gentileschi’nin hayatını anlatan ilk taslağı bitirmek üzereyken, 1944 yılında Floransa’daki evi Alman bombardımanında yıkılır ve elyazmaları enkaz altında kalarak yok olur. Susan Sontag, Anna Banti’nin Artemisia romanı için yazdığı ünlü önsözde (veya makalesinde), kitabı "iki katlı bir yazgı" (a double destiny) olarak tanımlar. Sontag'a göre
ArtemisiaAnna Banti · Metis Yayıncılık · 201437 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
2023 14. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2023 22:20
Artemisia Gentileschi, benim mücadeleci kadınım. Zamanında kendisi ile ilgili tez yazmış biri olarak beni kendisine hayran bırakan ve ayrıca sanat akademisine kabul edilen ilk kadın ressam. Barok döneminde yaşamış ve feminist sanat tarihçilerinin araştırmalarıyla hakkındaki bilgilere ulaşabildiğimiz Artemisia, İtalyan romancı ve sanat tarihçisi Anna Banti'nin aynı adlı romanıyla 1947 yılında yeniden hayat buldu. Romanın ilk el yazmalarını 1944'teki hava saldırısı sonucu kaybeden Banti, bu kayıptan sonra belleğinde kalanlarla hatırlama yani kaçma kovalama ekseninde kurarak başlıyor yapıtına. Artemisia romanının, aslında tarihi bir roman olmaktan ziyade iki kadının iç içe geçmiş biyografik hikayelerinin karşılıklı sohbet havasında anlatımı gibi olduğunu anlıyoruz roman boyunca. Post modern bir dile sahip olan bu romanın özellikle ilk sayfalarında Artemisia'nın yaşadığı travmatik durumuyla yazarın yaşadığı savaş ve savaşın yarattığı yıkıcı durum arasındaki paralel kurguyu görmüş oluyoruz. Banti'nin roman boyunca Artemisia ile özdeşleştiğini gözlemliyor ve romana ne zaman dahil olup, ne zaman romandan kendini soyutladığını anlayamıyoruz. Ayrıca yazar bu özdeşleşme hali sonucunda bizimde aynı hassasiyetle Artemisia'ya yaklaşmamızı istese dahi, ona ne kadar yakınlaşırsak onunla ne kadar özdeşleşirsek özdeşleşelim Artemisia'ya oldukça uzak bir zaman diliminde olduğumuz gerçeğini ve onu hep bu uzaklık içerisinde görmemizin, anlamamızın güçlüğü ile Artemisia'ya yabancı kalıyoruz. Banti yer yer kendi kurgusallığında Artemisia'yı kendine bile yabancılaştırsa da bu roman, dişil yapısı ve Artemisia'nın hayatına, ressamlığına dair psikolojik ve derinlemesine analizin harmanlandığı, Barok dönemindeki toplumsal yapıya, kadına yüklenen rollere, ataerkil toplumdaki namus kavramına,
ArtemisiaAnna Banti · Metis Yayıncılık · 201437 okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2021 20:12
SONSÖZ FACİASI.. Artemisia çok etkileyici bir kitap. Konu evrensel, her kadının bir nebze kendini görebileceği türden bir kitap. Bir kadının yeteneğinin erkle mücadelesi, o erk dünyasında tutunmaya çalışması kitabın ana hattı. Fakat; bu hikayenin etkileyiciliğinin yanı sıra ilk 60 sayfa yazarın tekniği ile harmanlandığı için zor ilerliyor, yoğun geliyor. Romanı ilk 1944’te yazıyor. Savaşta yazdığı romanı kaybedince ikincisini yani Artemisia’yı yazıyor. Yazar bu metni oluştururken asıl biyografiye sadık kalmadan, üzerinde kendi kurgusunu yaratarak değişiklikler yapmış. O sebeple bir biyografi romanı diyemeyiz. Kitabı okurken baktığım tablolar ve o resimleri yorumlamak muazzam bir haz yarattı. Kitapla olan bağımı kuvvetlendirdi. Caravaggio’nun eserleri ile beraber yorumlamak da okuru sanat alanında geliştiriyor. Derinlemesine psikolojik çıkarımlarla, baba-kız ilişkisi üzerinden verilen tonla alt mesajla, Artemisia’nın Cenova’daki kadın karaktere içini dökmesiyle, kızı ile arasındaki ilişkisiyle, eşine davranış tarzıyla fakat davranışlarının karşılığını bekleme seviyesiyle, güçlü karakterinin altında yatan korkak yapısının okuyucuya işlemesiyle...(bunlar çok fazla çoğaltılabilir) bu metin aşırı iyi bir metin. Tek kötü tarafı çevirmenin sonsözü!! Tam bir facia. Bu kitaba o sonsöz gerçekten hiç ama hiç olmamış. Çok şey söylemek istiyorum sonsözle alakalı ama söylemeyeceğim ;)
ArtemisiaAnna Banti · Metis Yayıncılık · 201437 okunma
9/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2017 22:53
Artemisia Gentileschi, benim mücadeleci kadınım. Zamanında kendisi ile ilgili tez yazmış biri olarak beni kendisine hayran bırakan ve ayrıca sanat akademisine kabul edilen ilk kadın ressam. Barok döneminde yaşamış ve feminist sanat tarihçilerinin araştırmalarıyla hakkındaki bilgilere ulaşabildiğimiz Artemisia, İtalyan romancı ve sanat tarihçisi Anna Banti'nin aynı adlı romanıyla 1947 yılında yeniden hayat buldu. Romanın ilk el yazmalarını 1944'teki hava saldırısı sonucu kaybeden Banti, bu kayıptan sonra belleğinde kalanlarla hatırlama yani kaçma kovalama ekseninde kurarak başlıyor yapıtına. Artemisia romanının, aslında tarihi bir roman olmaktan ziyade iki kadının iç içe geçmiş biyografik hikayelerinin karşılıklı sohbet havasında anlatımı gibi olduğunu anlıyoruz roman boyunca. Post modern bir dile sahip olan bu romanın özellikle ilk sayfalarında Artemisia'nın yaşadığı travmatik durumuyla yazarın yaşadığı savaş ve savaşın yarattığı yıkıcı durum arasındaki paralel kurguyu görmüş oluyoruz. Banti'nin roman boyunca Artemisia ile özdeşleştiğini gözlemliyor ve romana ne zaman dahil olup, ne zaman romandan kendini soyutladığını anlayamıyoruz. Ayrıca yazar bu özdeşleşme hali sonucunda bizimde aynı hassasiyetle Artemisia'ya yaklaşmamızı istese dahi, ona ne kadar yakınlaşırsak onunla ne kadar özdeşleşirsek özdeşleşelim Artemisia'ya oldukça uzak bir zaman diliminde olduğumuz gerçeğini ve onu hep bu uzaklık içerisinde görmemizin, anlamamızın güçlüğü ile Artemisia'ya yabancı kalıyoruz. Banti yer yer kendi kurgusallığında Artemisia'yı kendine bile yabancılaştırsa da bu roman, dişil yapısı ve Artemisia'nın hayatına, ressamlığına dair psikolojik ve derinlemesine analizin harmanlandığı, Barok dönemindeki toplumsal yapıya, kadına yüklenen rollere, ataerkil toplumdaki namus kavramına,
Kültür-Sanat
ArtemisiaAnna Banti · Metis Yayıncılık · 201437 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2022 183. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2022 00:00
Kadın ressamların henüz kabul görmediği bir dönemde Floransa'da Accademia di Arte del Disegno'ya kabul edilen ilk kadın İtalyan Barok ressam #artemisiagentileschi #caravaggio ‘nun en iyi ardıllarından biri olarak kabul edilmiş. Bulunduğu dönem kadının var olma mücadelesinin simgesi olan #gentileschi kadın olduğu için sanat okullarında eğitim alamadığından ilk eğitimini Caravaggio çizgisinde barok bir ressam olan babasından almış. Erkek dünyasında, kadının var olma ve tutunma çabası kitabın ana hattı. Artemisia, İtalyan romancı ve sanat tarihçisi Anna Banti'nin aynı adlı romanıyla 1947 yılında ikinci kere hayat bulmuş. Zira ilk el yazmalarını 1944'teki hava saldırısı sonucu kaybeden Banti, bu metni oluştururken asıl biyografiye sadık kalmadan, üzerinde kendi kurgusunu yaratarak değişiklikler yapmış. O sebeple bu kitaba biyografi diyemeyiz. Daha ziyade iki kadının iç içe geçmiş hikayelerinin karşılıklı sohbeti gibi. Artemisia'nın hayatına ve ressamlığına dair psikolojik ve derinlemesine analizlerle harmanlanan kitap, dönemin toplumsal yapısına, kadına yüklenen rollere, ataerkil toplumdaki namus kavramına, kadının hem toplumda hem de sanatta nasıl ötekileştirildiğine değiniyor. Artemisia
ArtemisiaAnna Banti · Metis Yayıncılık · 201437 okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2023 43. kitabı
Atonement filmini izlemiş miydiniz? Eğer izlemiş ve-her ne kadar travmatik bir yanı olsa da- beğenmiş iseniz, seveceğinize inandığım kitaptır. Aynı zamanda çok sevdiğim bir webtoon olan Who Made Me a Princess (Book Set) tarzı webtoon ve web romanlarını da seviyorsanız seveceğinize inandığım bir kitaptır. Özellikle de kitabın başlangıcındaki betimlemeleri seversiniz. Caravaggio'nun kızı olarak gördüğüm-kitapta da sözde 'torunu' olarak anılan-Artemisia Gentileschi'den bahsederken kendinden de önemli izler eklemiş olan Anna Banti romanıdır. Kitaba bir anda katılıp ara sıra söz sahibi olan Banti'nin söze ne zaman geldiğini ve gittiğini anlamak mümkün bile değil ve kitap ile bu kadar 'içli dışlı' olması durumu bence çok hoştu. Aynı anda çok fazla kitap okumaya çalıştığım bir döneme denk getirdiğimden bir tık pişman olduğum ve bu sebeple kitaba yeterli değeri veremediğimi düşündüğüm için en kısa zamanda tekrar okumaya başlayacağım sanırım. Atölyede geçen sahneleri hâli hazırda resim kursuna gitmek için sabırsızlanan beni iyice tetiklemişti. Çizim yapmayı ertelediğim zamanlarda hüzünlendiriyordu sebepsiz. "Bu kadar çok ve farklı şeylerin bir arada var olması imkânsızdı: Ebediyen kaybettiği eski şeylerin yerini yeni şeylerin aldığına inanıyor ve onları hayatta tutmak ve gerçekliklerini korumak için gizliden gizliye ağlıyordu." ... "Bir çocuk gövdesinde bu kadar kan bulunabileceğini kimse hayal edemezdi."
Edebiyat
ArtemisiaAnna Banti · Metis Yayıncılık · 201437 okunma

Yazar Hakkında

Anna BantiYazar · 1 kitap
Asıl adı Lucia Lopresti olan İtalyan romancı, sanat tarihçisi ve çevirmen. Roma Üniversitesi'nde sanat tarihi okuduktan sonra. 1940 yılında doğduğu şehir olan Floransa'ya döndü ve hep orada yaşadı. 1950 yılında, evlendiği ünlü sanat eleştirmeni Roberto Longhi ile birlikte Paragone dergisini kurdu ve kısa sürede saygın bir yer edinen derginin edebiyat bölümünü yönetti. Son derece üretken bir yazar olan Banti çeşitli kurmaca eserlerinin yanı sıra sanat tarihi monografileri de yazmış, Virginia Woolf ve Colette gibi yazarların bazı eserlerini İtalyancaya çevirmiştir. Edebiyat ve sinema alanında çok sayıda eleştiri yazısı da yazan Banti'nin, hem klasik hem çağdaş yazar ve sinemacıları ele aldığı bu son derece derinlikli yazılarından bir bölümü Opinioni (1961) adlı kitapta yayımlanmıştır. Banti'nin bu tür yazılarında üzerlerinde en çok durduğu isimler olan Stendhal, Balzac, Manzoni, Verga, Serao, Mansfield ve Woolf aynı zamanda kendi kurmaca eserlerinde de etkisi en çok hissedilen yazarlardır.