Işıl Saatçioğlu

Işıl Saatçioğlu

YazarÇevirmen
7.4/10
127 Kişi
·
372
Okunma
·
0
Beğeni
·
273
Gösterim
Adı:
Işıl Saatçioğlu
Unvan:
Türk Dil Bilimci, Çevirmen, Yazar
Doğum:
İzmir, Türkiye, 1950
1950 yılında İzmir'de doğdu. 1968'de T.E.D. Ankara Koleji'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1973'te bitirdi. 1990-91 yılında Floransa'da XX. yüzyıl İtalyan Edebiyatı ile ilgili çalışmalar yaptı. Ankara Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladığı doktora tezi "İtalo Calvino'da Gerçeklik Katmanları" üzerinedir. 1996'da doçent oldu. Saatçıoğlu 1993 yılından beri İtalya'da yaşamaktadır.

Başlıca Çevirileri:
- Italo Calvino, Görünmez Kentler (1990);
- Giuseppe Ungaretti, Batık Liman (1992);
- Dante Alighieri, Yeni Hayat (1993);
- Mario Luzi, Sevdiğim Kadınsa Müzik (1993);
- İtalyan Hermetik Şiiri Antolojisi (1995).

Ayrıca Enis Batur'un Kandil, Sarnıç, Plutarkos'un Hayatları adlı şiir kitaplarını
Imago Mundi adıyla İtalyancaya çevirdi. Işıl Saatçıoğlu'nun kitap çevirilerinin yanı sıra çeşitli dergiler için yaptığı çok sayıda şiir, deneme çevirileri ve söyleşileri ile, gerek Türkiye, gerekse İtalya'nın önde gelen dergileri için yaptığı, şiir dilini ve şiir metni çözümlemesini temel alan çalışma ve denemeleri de var.
SESIZLIK

Bir şehir biliyorum
Güneşe dolar her gün
Ve herşey o ana yakalanır

Bir akşam ayrıldım oradan

Ötüşü sürüyordu yüreğimde
Ağustos böceğinin

Beyaza boyalı
Gemiden
Gördüm
Şehrinim yitişini
Azıcık
Bir kucak ışık bulanık havada
Asılı.
SAN MARTINO DEL CARSO

Bu evlerden
Yalnız
Birkaç
Parça duvar kaldı

Insanlardan
Yanımdaki
Pek azı
Kaldı

Yürekte oysa
Eksik haç yok

Yüreğim benim
En azaplı ülke.
BATIK LİMAN

oraya varır şair
Ve ışığa döner sonra şarkılarıyla
Ve yayar çevreye onları

Bu şiirden
Bana
Bitimsiz geziyle
O hiç kalır.
Calvino'nun okuduğum ilk kitabı. Ankara'daki toplantıda okumak için seçtiğimiz kitaptı. İsmi itibariyle aslında merak ettiğim bir kitaptı. Ancak okuduktan sonra kitabı pek beğenmedim.
Kitap Marco Polo'nun gezdiği şehirleri Kubilay hana anlatmasıyla ilgili.Anlattığı şehirler genel olarak kadın isimlerinden oluşuyor.Şehirleri 3-4 sayfada anlatıyor. Bir şehri okurken o şehri daha yeni kafanızda canlandırıyorken yeni bir şehir anlatmaya başlıyor.Bu yüzden şehirler bazen birbirine karışıyor.Bana göre kitapta bir bütünlük yok.
Toplantıda diğer bir iki kitabının iyi olduğunu Seray söyledi.Ancak ilk kitabını beğenmediğim Calvino'nun diğer kitaplarını okur muyum bilemiyorum:)
Öncelikle kitap hakkında yorumuma başlamadan kitapla bağlantılı ufak bir bilgi vermek istiyorum. Bulmaca konu sayısal olmayan bütün bulmacalara mesafeliyim. Hiç sözel bulmaca çözmedim desem yalan olur ama çok zevk aldığımı ve kendimi verdiğimi söylenemez. Hatta sudoku da rakam yerine harf kullanıldığında çözme hızım en az 2-3 dakika düşüyor. :D Ondan kitabın göstergebilimsel üzerine olan kısmı hiç incelemedim. Bu yüzden kitabın asıl söylemek veya dikkat çekmek kısmını incelemedim demek oluyor göstergebilimsel'in tanımından anladığıma göre.
Gelelim kitap ile görüşmelerime, bu yorumda olumlu görüşlerimi ayrı olumsuz görüşlerimi ayrı sıralamayacağım. Göstergebilimsel kısmı incelemediğim için bir olumlu bir olumsuz düşüncelerimi söyleyeceğim. Öncelikle şehir tasvirleri zihnimde canlandırmak hoşuma gitti. Ama şehirlerde bir olay ve bir karakter olmaması(Çoğunda diyelim. Bazılarında vardı.) şehirleri içine girmemi engelledi sadece resim olarak kaldı. Kubilay han ile Marco Polo'nun muhabbetleri çok güzel olmakla beraber. Bence biraz daha derinlemesine olmalı idi. Kentleri gördüm ama hepsinin içine giremedim. İleride şehirleri sayısal olarak ayırıp tekrar okumayı düşünüyorum.
Kitabın yorumunu henüz sıcakken yazmak isterdim ama bir haftalık bir rötar söz konusu ne yazık ki.
Calvino ile bu kitapla tanıştım. Yazarın anlatım tarzı çok farklı, masalsı bir üslupla sizin karşınıza çıkıyor, başta farklı gelse de sayfalar ilerledikçe alışıyorsunuz. Marco Polo'nun yaptığı seyahatleri Kubilay Han'a anlatırken bizde onlara kulak veriyor ve 55 'olmayan' kente yolculuk yapıyoruz. Calvino her kentte farklı bir şey işlemiş, hepsinin bir alt mesajı var, açıkçası tüm alt mesajları doğru anlayabildiğimden emin değilim ama bazılarını çok sevdim.

"Anlatıya yön veren ses değil,kulaktır."

Kitabın farklı bir havası var, okurken masalsı anlatımı beni biraz sıksa da büyüleyici bir tarafı da vardı kitabın, insanın zihninde farklı bir yankı uyandırdığı muhakkak. Görünmez Kentler'i çok sevmesem bile beni etkilediği ve farklı hisler yaşattığı bir gerçek. Kitabın çok sevdiğim bir pasajı ile de yorumumu bitirmek istiyorum, sanırım kitabı en iyi tanımlayacak cümleler burada saklı;

"Ve Marco Polo konuştu: "Senin satranç tahtanda iki ağaç kullanılmış efendimiz: abanoz ve akağaç. Aydın bakışının ısrarla üzerinde durduğu bu parça bir ağaç gövdesinin kurak bir yılda büyüyen halkasından kesilmiş: lifler nasıl dağılıyor görüyor musun? İşte şurada belli belirsiz bir düğüm fark ediliyor: erken bir ilkbahar günü bir tomurcuk fışkırmaya çalışmış besbelli, ama gecenin çiyi geri çekilmeye zorlamış onu."

Yüce Han o ana dek yabancının Tatar dilinde kendisini bu kadar akıcı, bu kadar rahat ifade edebildiğini fark etmemişti, ama onu asıl şaşırtan bu değildi.

"İşte daha iri bir delik: belki de bir kurtçuğun yuvasıydı bu; tahtakurdunun olamaz, çünkü doğduğu andan başlayarak durmadan oyardı ağacı o, yapraklarını kemirerek ağacın kesime ayrılmasına neden olan bir tırtılın yuvası olmalı... Daha çıkıntılı komşu kareye tam bitişsin diye bu kenarı hafifçe yontmuş marangoz keskisiyle..."

Boş ve düzgün bir tahta parçasında okunabilecek şeylerin kalabalığında boğuluyordu Kubilay; Polo konuşmayı, abanoz ormanlarına, nehirleri bir uçtan bir uca geçen kütük yüklü sallara, rıhtımlara, penceredeki kadınlara vardırmıştı bile... "
Kitap, Papa'nın mektubunu Kubilay Han'a göndermesi için görevlendirilen Marco Polo ve Kubilay Han arasındaki diyalogların Calvino tarafından düzenlenmesi ve Marco Polo ağzından olarak gösterilen aslında yazarın hayal gücünde oluşturduğu şehirlerden oluşuyor. Ancak bunlar öyle şehirler ki somutlaştırılabilecek ancak son derece soyut şehirler. Bu soyutlukla kitabı anlamam zaman aldı. Sonlara doğru ancak kitapla bütünleşebildim. Ancak şöyle demeli ki; kısa yolculuklar istiyorsanız eğer, başucu kitabınız olsun ve ara ara sizi bu yolculuklara çıkarsın.
.
.
Soyut olmasına rağmen somutluk da hissedilir düzeyde. Çünkü aslında yazar etkilendiği kentlere ütopik dokunuşlar kondurmuş. Derinlemesine betimlemeler ve derinlemesine hissedişlerle, yoğun şiirsel anlatışla, baş ve son arasındaki hızlı geçişlere ulaşma çabasıyla zihninizi uğraştıracak bir kitap.
.
.
Kentlere sıkışıp kalmış insanlara bir yol, bir ferahlama sağlarken, acaba yazarın insanlardan kaçışın alternatifini sunduğu bir eserde miyim, hissi oluşturması nedeniyle rahatlatıyor sizi. Fantastik kitaplardaki hayal gücü genişlemesini, beyninizdeki zonklamalarını burada da hissediyorsunuz.
.
.
Her kent bir insan diyebiliriz belki de. İnsanların bencilliği, ikiyüzlülüğü; iyiliği, sadeliği kentlere verilmiş sanki. Kubilay Han ve Marco Polo arası diyologlarla anlatım ve onların zıtlığının kitaba eşlik etmesi de, kentlerdeki zıtlıklar gibi size farkındalık oluşturan bir yön oluyor.
.
.
İnsanlarla kurulan ilişkilere göre gelişen iplerle oluşan kenti çözmenin karmaşıklığı ; diğer bir kentteki en iyi, iyi ve kötülüklerin biriktiği üç boyutluluğu hissetmenin ilginçliği; her gelen mimari yapının çevrede biriktiği, böylece küresel olarak oluşan başka bir kentin düzenliliği sizi esir alıyor ve kitaba takılı kalıyorsunuz. Diğer kentler için kitaba...
Görünmez Kentler Marco Polo'nun Tatar İmparatoru Kubilay Han'a sunduğu bir gezi notu. Bu kitapta anlatılan kentler bildiğimiz kentler değil, kurmaca kentler. Yazar hepsine tek tek kadın adları vermiş.

Ütopik gezgin, dünya yıkıma uğradığı için uçsuz bucaksız gücünün değerini kaybetmekte olduğunu anlayan bu melankolik imparatora imkansız kentleri anlatıyor. Kitabın her bir bölümü Marco Polo ve Kubilay Han'ın düşünüp, karşılıklı yorumlaştıkları kısımlarla devam ediyor.

Ben bu kitapta hüzünlü bir imparator, çağdaş bir gezgin, kalplerden doğan bir rüya, içten içe de bir kimlik-özgürlük arayışı okudum.

''Keşke her şey böyle ikiye bölünebilse... Böylece herkes bön ve cahil bütünlüğünden kurtulabilse. Bir bütündüm ben ve her şey doğal, karmakarışık ve anlamsızdı gözümde; her şeyi gördüğümü sanıyordum, oysa gördüğüm bir kabuktu yalnızca. Eğer bir gün kendinin yarısı olabilirsen, ki bunu bütün gönlümle dilerim, bütünlüğü olan beyinlerin sıradan zekasını aşan şeyleri anlayacaksın. Kendi yarını ve dünyanın yarısını yitirmiş olacaksın, ama geride kalan o yarı, bin kez daha derin, daha değerli olacak. Hatta her şeyin sana benzer şekilde ikiye bölünüp parçalanmasını isteyeceksin, çünkü güzellik, bilgelik ve adalet parçalardan oluşan şeyde vardır.'' ( Sayfa 23 )
Yani arkadaş Tamam sanattan anlamıyorum, cahilim Vs de bu ne ya. Inceleme sunuş gayet üst bir dilde. Onları çözeyim diye zorlan , sürekli google a başvur. Kitap başlasın cin ali ....vakit kaybı
Calvino’nun okuduğum ilk kitabı oldu. Yazarın masalsı anlatım üslubundan oldukça etkilendiğimi söyleyebilirim. Kitap boyunca türlü kentlere dair sayısız betimleme adeta bir cümbüş halinde önünüzde akıyor. Bu betimlemelerde kullanılan kelimeler/imgeler ister istemez hayal gücünüzü tetikliyor, içinizde sanki kitapta anlatılan masalsı ortamlarda/kentlerde olduğunuz hissi oluşuyor. En azından ben öyle hissettim diyeyim :)

Kitabı okurken Calvino’nun zekasını, hayal gücünü, kelimelerle arasının bu denli iyi olmasını takdir ettim (bu arada, YKY baskısından okudum, çevirmen Işıl Saatçıoğlu da çok iyi iş çıkarmış).

Bu kitap bir roman yada öykü değil, bir anlatı. Calvino okumaya devam edeceğim, sırada “Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu” kitabı var (bu ikinci kitap –benim de favorim olan– roman türünde olduğu için doğrusu daha bir heyecanlıyım).
Calvino ile beni tanıştıran kitap. Bir anlatı, fakat hayali. Venedik ünlü seyyah Marco Polo gezdiği, gördüğü kentleri bir takım hareketlerle, imgelerle, sözcüklerle Moğol hükümdar Kubilay Han'a aktarmaktadır.
...
Kentleri belli başlıklar altında toplayan yazar, her bir kente bir kadın ismi vermiş.
...
Ben daha çok Calvino'nun kentleri insanlara benzettiği ve aslında kentler üzerinden insanlığa göndermeler yaptığı kanısına vardım okurken. Bu yüzden her kenti bir insan (kadın) ismiyle andığını düşünüyorum.
...
Üsluba gelince farklı bir tür, farklı bir anlatım, Calvino'yla tanışmak için iyi bir eser mi bilemiyorum açıkçası. Ben okurken öyle aman aman sıkılmadım. Başka bir eseriyle yeniden karşılaşmak isterim yazarla.
...
Keyifli okumalar.
Calvino ile ilk tanışmamız oldu. Oldu olmasına ama pek de iyi olmadı; çünkü hata bende. Ben bu eseri roman olarak almıştım zamanında; gelin bakın ki kitap bir anlatıymış. Bu yüzden beklentim bir anda düştü ve kitaba soğuk bir giriş yaptım.

Sonrasında incelemeleri okudum ve beni neler bekliyor diye devam etmeye başladım. Sonra sonra kitap sardı ama pek tatmin olduğum söylenemez.

Kitap şehirleri anlatıyor ama hangi şehirleri ? Kadın isimleri ile başlayan ve hayali şehirleri. Marco Polo kimdir bileniniz var mı ? Yoksa kitaba başlayın ve Evliya Çelebi Seyahanemesi gibi gezin. Farklı farklı şehirlerden oluşuyor demiştim. Bölümler çok çok kısa. Şehirleri göz önüne getirmek için betimlemeler harika ama kısa olduğu için tam anlaşılmıyor, kitapta Kubilay ve Marco Polo haricinde karakter yok.

Şu linkte Marco Polo'nun biyografisi var. http://www.bilgiustam.com/marco-polo-kimdir/

Önce buraya bakmanızı öneririm. Kitap link üzerindeki anlatılanlar gibi. Polo'nun gezdiği şehirlerden oluşmakta. Onun anlatımını şiirselleştirmiş ve büyüleyici bir dil ortaya koymuş Calvino. Aralarındaki konuşmalar ise harika olmuş Kubilay ile. Bu bölümlerden güzel şeyler cımbızlayabilirsiniz. Ama ilk kitabınız roman türünde okuyorsanız bu olmasın. Ben başka bir kitabını mutlaka edinip, okuyacağım.
İtalo Calvino'dan okuduğum ilk eserdi. Orjinal dili italyanca, başarılı bulduğum bir çeviriyle dilimize kazandırılmış. Zaten akıp gidiyor kitap, bir bakıyorsun ki bitivermiş. Fakat herkes için değil, şiirden ve mecazlardan hoşlananlar için...
Okumayı düşünenlere keyifli okumalar dilerim. Yeni kentler keşfetmek üzere, kendi içinizde bir yolculuğa çıkmak üzeresiniz! Mutlu kentler keşfetmeniz ümidiyle.

Yazarın biyografisi

Adı:
Işıl Saatçioğlu
Unvan:
Türk Dil Bilimci, Çevirmen, Yazar
Doğum:
İzmir, Türkiye, 1950
1950 yılında İzmir'de doğdu. 1968'de T.E.D. Ankara Koleji'nden mezun oldu. Ankara Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü 1973'te bitirdi. 1990-91 yılında Floransa'da XX. yüzyıl İtalyan Edebiyatı ile ilgili çalışmalar yaptı. Ankara Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladığı doktora tezi "İtalo Calvino'da Gerçeklik Katmanları" üzerinedir. 1996'da doçent oldu. Saatçıoğlu 1993 yılından beri İtalya'da yaşamaktadır.

Başlıca Çevirileri:
- Italo Calvino, Görünmez Kentler (1990);
- Giuseppe Ungaretti, Batık Liman (1992);
- Dante Alighieri, Yeni Hayat (1993);
- Mario Luzi, Sevdiğim Kadınsa Müzik (1993);
- İtalyan Hermetik Şiiri Antolojisi (1995).

Ayrıca Enis Batur'un Kandil, Sarnıç, Plutarkos'un Hayatları adlı şiir kitaplarını
Imago Mundi adıyla İtalyancaya çevirdi. Işıl Saatçıoğlu'nun kitap çevirilerinin yanı sıra çeşitli dergiler için yaptığı çok sayıda şiir, deneme çevirileri ve söyleşileri ile, gerek Türkiye, gerekse İtalya'nın önde gelen dergileri için yaptığı, şiir dilini ve şiir metni çözümlemesini temel alan çalışma ve denemeleri de var.

Yazar istatistikleri

  • 372 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 330 okur okuyacak.
  • 20 okur yarım bıraktı.