Filiz Dilmaç

Aşk Şiirleri 1 - Karantina
Belki. Belki gelecektin, belki de geldin. Ama yüreğim tutmadı, hatta uyanmadı. Çare yok, bu sene de birbirimizden ayrı. Belki de artık birbirimizden farklı. Alıştıklarımız kendilerinden yoksun artık. Aslında sevgilim, Biz bu aşkı çok gerilerde bıraktık.
Sayfa 60·Kitabı okudu
Şiir
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
"Herkesin vicdanı rahatsa, bu kadar kalbi kim kırdı?" - Kristin Hannah
Edebiyat
"Allah katında en sevilmeyen insan Allah'ın en sevmediği insan dünyalık bir iş için kavga eden kimsedir." Halil Konakçı
Din
İki üç gündür haberlerin ilk gündem maddesi kar yağışı oldu. Karda mahsur kalanlar, trafik çilesi, evlerine ulaşmaya çalışanlar, meydana gelen kazalar vb. Sizce de garip değil mi? Yeryüzündeki insanları bu derece ilgilendiren tüm bu tabiat olayları, kar, yağmur, dolu, rüzgâr vb. hepsi ama hepsi üzerinde yaşadığımız yer yüzü ile onun beş on kilometre yukarısı arasında oluyor. Daha ötede hiçbir şey yok. Şu karlı havada uçağa binip de bulutları geçtiğinizde ne kar var ne yağmur. Ne rüzgâr var, ne fırtına. Eğer gündüz ise her taraf güneş, gece ise her taraf yıldız. Uçakta bulutların üzerinde güneşin altında seyrederken aşağıda insanların kar ve yağmur altında olduğunu düşünmek insanı tuhaf duygular içine sokuyor. Hayatımızı da buna benzetiyorum. Toprağın üzerinde iken kimimiz zengin, kimimiz fakir. Kimimiz âmir, kimimiz memur. Kimimiz sağlam, kimimiz hasta. Sonra bir gün toprağın altına giriyorsun orada ne zengin var, ne fakir. Ne hasta var, ne sağlam. Ne âmir var, ne memur. Bizleri bulutların ötesine götüren bir uçak olduğu gibi bir gün toprağın altına götürecek bir tabut da olacak. Şu bir gerçek ki “toprağın üzerine” yatırım yaptığımız kadar “toprağın altını” düşünmüyoruz. Yer üstünü mamur etmek için çalışırken yer altını viran edebiliyoruz. Geçici rahat için “ortopedik yataklar”, “ortopedik yastıklar” alıyoruz da kabirde nasıl yatacağımızı pek düşünmüyoruz. Allah Resûlü (s.a.v.)’nün kulaklara küpe olması gereken şu sözünü çok çabuk unutuyoruz: “Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışandır. Âciz / ahmak kişi ise arzularının peşine takılıp sonra da Allah’tan temennilerde bulunandır.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyame, 25; İbn Mâce, Zühd, 31) Rabbimiz uçup göçmeden ibret almayı nasip eylesin Soner Duman
Edebiyat
Tuhaf bir din anlayışı gelişti son yıllarda. Kimsenin de yadırgamadığı bu tuhaf dinin kendine ait ritüelleri de çıktı tabi ister istemez. Kocaman yuvarlak masaların etrafında kocaman şamdanlar ile iftar açınca Allah’a daha yakın, tıka basa yediğimiz zaman Allah’a daha uzak hissedemiyoruz. “Ararım ararım seni her yerde” ney ile çalınınca kendimizi daha dindar, ama klarnet ile dinleyince günahkar zannediyoruz. Bir sünneti yerine getirmek için erkek çocuklarını kullanıyoruz ama sünneti ifa ettik diye kadın erkek göbek atıyoruz. Farz olan cumaya gitmeyen vacip olan bayram namazını kılınca iyi hissediyorda kendini, bu beş vakit ne olacak sorusunu aklımıza getiremiyoruz. Dünyada müslümanlar aç iken obezite ameliyatları hakkında Google dolaşıyor, nutella kaşıklarken Yemen’i bombalıyor diye Suudi Arabistan’a lanet yağdırıyoruz. Domuz eti yemeyi büyük günah sayıyor da gıybet yapıp insan eti yemeyi hafife alıyoruz. Düğünlerimizde iki semazen ücreti mukabil dönünce adı İslami düğün oluyor, yapılan israfın adını hiç koymuyoruz. Kehribar tesbihlere verilen binlerce lira ile bin Allah çekmek kolay da, bir fakiri on gece doyurunca zorlanmış hissediyoruz. Saç göstermenin büyük günah ama düğünde örtüsü ile başka adamların önünde gerdan kırmanın abesliğini attığımız hayırlı cumalar mesajı ile telafi ediyoruz. Plajda twerk yapan, çocuğuna süt banyosu yaptıran, milyonlarca liralık mevlüt organizasyonları organize eden örtülü kadınlar tuhaf gelmiyor artık. O kadar aşinayız ki bu görüntülere… Bulamaç olmuş, kimin neye inandığı, neyi savunduğu, ne olsun istediğini bilmediği bir sürüklenmenin kurbanları gibiyiz. Bu yaşadığımız şeyin adı islam değil, tuhaf bir din ama asla islam değil. İşime öyle geliyor dini olabilir. Onun yeri bunun yeri ayrı dini olabilir. Dostlar alışverişte
Din