Seyahatin ortasında birbirinden sıkılmış görülen evli çiftler vardı, küçük gruplar vardı, büyük gruplar vardı, ağırbaşlılıkla tek başına yemek yiyenler vardı, oburca tıkınanlar vardı; hepsi de kendi evlerinde alışkın oldukları gibi düşünüyor, konuşuyor, şakalaşıyor veya surat ediyorlardı ve yeni izlenimlere üst katlardaki odalarında bulunan bavulları kadar aptalca kapalıydılar. Bundan böyle, tıpkı bagajları gibi şu yerden ve bu yerden geçmiş olduklarını gösteren damgalar taşıyacaklardı. Kişiliklerine bağlı bu ayrıcalığı el üstünde tutacak ve bavullarına yapıştırılmış olan etiketleri zenginleşme girişimlerinin yegâne belirtisi olan belgesel birer kanıt olarak muhafaza edeceklerdi.
Bunun anlamı da şudur: Bir amaca kötülük yaparak varmaya çalışan kişinin, deliliğe ortak olduğu anlaşılacak ve bu nedenle, aklı başında, tutarlı kararlar vermeye yönelecektir. İşte bu insanlar en tehlikelisinden, gerçek delidir çünkü onların delilikleri sürekli değil, özel bir nedenle, ara sıra ortaya çıkarılan bir deliliktir; denetimli denebilecek bu çılgınlık gizli tutulur, böylece en etkin olduğu zaman, normal düzeyde bir insan aklına göre, aklı başında olmaktan ayırt edilemez ve yukarıdaki nedenle, amacı ne olursa olsun -bu amaç asla açığa vurulmaz- izlenen yöntem ve dış işleyişi tam anlamıyla akla yakındır.
Dünyanın bilinmezlerine kafa yoran orta düzeyde bir insanın çabası, ister kötü ister iyi olsun, belirli sıra dışı kişiliklerin özünü anlamak için gerekli ve vazgeçilmez olan o ince gizemli seziş gücünü köreltir. Genç bir kızın, önemli bir konuda, bir avukatı parmağında oynatmasına tanık olmuştum. Sorun, bunamış bir adamın genç kıza duyduğu aşk türünden bir şey değildi. Ama adam, genç kızın kalbini değil hukuku biliyordu.
Meraklı gemicilerin, bir kişi üzerinde verdikleri karar ancak eğitimsiz ve kaba kişiler üzerinde bıraktığı etik izlenimlere bağlıdır. Bu kişilerin, insanların kötülüğü konusundaki düşünceleri yabanıl bir alçaklık kavramıyla kısıtlıdır.