Yirmisekiz seneden beri dehşetli mahkemeler dessas ve kıskanç muarızlar, bu kudsî hizmetten başka onlarda bir maksad bulamadıkları için onları mahkûm edemiyorlar ve dağıtamıyorlar.
İnsanda en mühim ve esaslı bir his, hiss-i havftır.
Dessas zalimler, bu korku damarından çok istifade etmektedirler.
Onunla, korkakları gemlendiriyorlar.
Ehl-i dünyanın hafiyeleri ve ehl-i dalaletin propagandacıları, avamın ve bilhâssa ulemanın bu damarından çok istifade ediyorlar.
Korkutuyorlar, evhamlarını tahrik ediyorlar.
Şöyle ki:
Hıristiyanlığın esas temellerini yıkarak onun yerine kendi uydurma hurafelerini ikame etmek üzere âlim ve feylesof bir Yahudi olan Saul'u sahneye çıkardılar. Bu zeki Yahudi beyi, güya Hıristiyanlığı kabul ederek Pavlos ismini aldı ve kiliseye çekilerek uzun müddet inziva hayatı yaşadı. Hıristiyan dininin icablarını harfiyyen yerine getiriyor ve gitgide halkın itimadını kazanıyordu. Sonunda Hıristiyanların hüsn-ü zannına o derece mazhar oldu ki, kendisine bir havari gibi hürmet etmeye başladılar. Pavlos, bu hüsni zannı, Hıristiyanlığı bozmakta çok dessas bir şekilde kullanmasını bildi. Hz.İsa (AS) ile görüştüğüne ve O'ndan talimat aldığına halkı inandırmayı başardı. Kesif ve plânlı gayretleri sonunda, Hıristiyanların hem itikad, hem de ibadetlerini hakikattan saptırmaya ve birtakım bâtıl mezheb ve fırkaları ortaya çıkarmaya muvaffak oldu6. Artık tevhid'in yerini teslis almış, yani Hıristiyanlar bir tek Ma'bûd'a bedel, Hz.İsa ve Hz.Meryem'e de ulûhiyet isnad etmeye başlamışlardı.
Anglikan Kilisesine Cevap "Bir zaman bî-aman İslâmın düşmanı, siyasî bir dessas, yüksekte kendini göstermek isteyen vesvas bir papaz, desise niyetiyle, hem inkâr suretinde," "Hem de boğazımızı pençesiyle sıktığı bir zaman-ı elîmde, pek şemâtetkârâne bir istifhamıyla dört şey sordu bizden," "Altı yüz kelime istedi. Şemâtetine karşı yüzüne 'Tuh!' demek, desisesine karşı küsmekle sükût etmek, inkârına karşı da" "Tokmak gibi bir cevab-ı müskit vermek lâzımdı. Onu muhatap etmem. Bir hakperest adama böyle cevabımız var.
O dedi birincide: "Muhammed (Aleyhissalâtü Vesselâm) dini nedir?"
Dedim: İşte Kur'ân'dır. Erkân-ı sitte-i iman, erkân-ı hamse-i İslâm esas maksad-ı Kur'ân.
Der ikincisinde: “Fikir ve hayata ne vermiş?” Dedim: Fikre tevhid, hayata istikamet. Buna dair şahidim: 1 ٌﻓَﺎﺳْﺘَﻘِﻢْ ﻛَﻤَﺎ 2 ﻗُﻞْ ﻫُﻮَ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍَﺣَﺪ َﺍُﻣِﺮْﺕ Der üçüncüsünde: “Mezâhim-i hazıra nasıl tedavi eder?” Derim:
Hurmet-i ribâ, hem vücub-u zekâtla. Buna dair şahidim 3 ُﻳَﻤْﺤَﻖُ ﺍﻟﻠّٰﻪ ﺍﻟﺮِّﺑﻮٰﺍda. 4 ﻭَﺍَﺣَﻞَّ ﺍﻟﻠّٰﻪُ ﺍﻟْﺒَﻴْﻊَ ﻭَﺣَﺮَّﻡَ ﺍﻟﺮِّﺑَﻮﺍ َ 5ﻭَﺍَﻗِﻴﻤُﻮﺍ ﺍﻟﺼَّﻠٰﻮﺓَ ﻭَﺍٰﺗﻮُﺍ ﺍﻟﺰَّﻛٰﻮﺓ Der dördüncüsünde: “İhtilâl-i beşere ne nazarla bakıyor?” Derim:
Sa’y asıl, esastır. Servet-i insaniye zalimlerde toplanmaz;
saklanmaz ellerinde. Buna dair şahidim:
6 ﻭَﺍَﻥْ ﻟَﻴْﺲَ ﻟِـْﻼِﻧْﺴﺎَﻥِ ﺍِﻻَّ ﻣَﺎﺳَﻌٰﻰ ٍﻭَﺍﻟَّﺬِﻳﻦَ ﻳَﻜْﻨِﺰُﻭﻥَ ﺍﻟﺬَّﻫَﺐَ ﻭَﺍﻟْﻔِﻀَّﺔَ ﻭَﻻَ ﻳُﻨْﻔِﻘُﻮﻧَﻬَﺎ ﻓِﻰ ﺳَﺒِﻴﻞِ ﺍﻟﻠّٰﻪِ ﻓَﺒَﺸِّﺮْﻫُﻢْ ﺑِﻌَﺬَﺍﺏٍ ﺍَﻟِﻴﻢ 7
1. "Emrolunduğun gibi dos doğru ol." Hûd Sûresi, 11:112.
2. "De ki: O Allah birdir." İhlâs Sûresi, 112:1.
3. "Allah faizin bereketini giderip onu mahveder." Bakara Sûresi, 2:276.
4. "Namazı dos doğru kılın, zekâtı verin." Bakara Sûresi, 2:43.
5. "Allah alışverişi helâl, faizi haram kıldı." Bakara Sûresi, 2:275.
6. "İnsan için, ancak çalıştığının karşılığı vardır." Necm Sûresi,
“Sultan Abdülhamid bana göre ne zalim ne dessas bir kimse; fakat harika, rezil bir entrikacı zümrenin bütün dalavereleri arasında tamamen çember içine alınmış bir mahpus.”
Sayfa 211 - Pınar Yayınları 6. Baskı 2024·Kitabı okudu