Bazen insanın canı hiçbir şey yapmak istemez. Mesajlara bakmak istemez, konuşmak istemez, anlatmak istemez... Sadece biraz sessizlik ister. Çünkü bazı yorgunluklar uykuyla geçmez. İnsan bazen bedeninden çok kalbiyle yorulur. Herkese iyi görünmeye çalışırken kendi içinde dağıldığını fark etmez bile. Ama sonra bir gün, hiç beklemediği bir anda, sevdiği bir şarkıda, güzel bir manzarada ya da samimi bir cümlede kendini yeniden bulur. Hayat hep büyük mutluluklardan oluşmaz. Bazen devam edebilmek bile başlı başına bir başarıdır. 🍂🤍
Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Gerçek tıpkı ışık gibi,insanın gözünü kör eder.” Serdar ZAMAN Sıla Zaman Gerçek bir nurdur kimi insana Gönül köprüleri kurar Tunadan Viyanaya Bazen bir tebliğ bazen hakikattir anlayana Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Düşman Tuna'yı atladı Karakolları yokladı Osman paşanın kolunda toplar patladı İyiler güzel amel sahibleri alır mükâfatı Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Osman paşa binler yaşa askerinle Ben kurbanım gerçeği söyleyen dillere Bir destan yazdık plevnede malazgirtte Cenabı Hakkı zikrettik koşuyoruz zafere Osman paşa Ya Hak diyip vurdu kılıcını Kendi öldü Osman paşa namı kaldı Batıl olana Tuna Nehri açarmı kollarını Büyük Osman paşa askerinle binler yaşa Kul Nefsani derki fatihalar okuyalım Şanı büyük o zaferlerimizi bizlerde analım Hak yoldan gerçekten ayrılmayalım
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kayıptan sonra iyileşmek, eskisi gibi olmak demek değil. İyileşmek; eksik kalan halimizle yaşamayı öğrenmek, özlemi kalbimizin bir köşesine yerleştirip yola devam edebilmek o boşlukla yaşamayı öğrenmek demektir. Ve herkesin kayba verdiği tepki, yas anlayışı-süreci farklıdır.
Kayıptan sonra iyileşmek, eskisi gibi olmak demek değil. İyileşmek; eksik kalan halimizle yaşamayı öğrenmek, özlemi kalbimizin bir köşesine yerleştirip yola devam edebilmek o boşlukla yaşamayı öğrenmek demektir. Ve herkesin kayba verdiği tepki,yas anlayışı-süreci farklıdır. Buna saygı duymak gerek. 🌚
Aldanmak ve aldatmak
Namaz, oruç, hac, Kur’an okumak; Allah ile kul arasındadır ve güzeldir. Hiçbir Müslüman bunların değerini küçümseyemez. Ancak hiçbir Müslüman da bu ibadetlerin, çiğnenen bir kul hakkını telafi ettiğini iddia edemez. Mazlumun hakkı, ne kadar fazla namaz kılınırsa kılınsın, ne kadar hacca gidilirse gidilsin, ne kadar oruç tutulursa tutulsun ödenmez. O hak ancak hak sahibine teslim edildiğinde, ancak helallik alındığında, ancak zulüm durdurulduğunda düşer. Klasik fıkhın bu konuda hiçbir tereddüdü yoktur. Masum insanların cezaevine atılması, sayısız düşman hukuku uygulaması, hak edilmeyen mahkûmiyetler, sürüncemede bırakılan dosyalar, uygulanmayan AYM ve AİHM kararları; bunların hiçbiri namazla, oruçla, hacla, Kur’an tilavetiyle örtbas edilemez. Dini, bir vicdani arınma yolu olmaktan çıkarıp bir vicdan uyuşturucusu hâline getirmek, bizzat dine yapılmış en büyük haksızlıktır. Ayrıca bu sadece aldanmak değil; aldanmaya devam edebilmek için kendini ve başkalarını sürekli yeniden aldatmaktır. Aldatmanın en tehlikelisi dinin diliyle yapılanıdır; çünkü o dil, kendisine inananı ikna ettiği gibi, başkalarının da uyanmasını geciktirir. Sayın Özkaya doğru söylemiştir. “Midede haram lokma olursa ne takva ne de fetva kurtarır.” “Haram ile abat olanın sonu berbat olur.” “Gönül gözü gerçeği göremez.” Bu cümleler bir vaaz olarak değil bir teşhis ve uyarı olarak okunduğunda, ilk muhatabı bizzat o sözlerin söylendiği bütün zemin olmalıdır. Bu sözleri söylemek kolaydır; bu sözlere göre yaşamak ise, bugün Türkiye yargısında, sahiden bir cesaret meselesidir. Alıntılanan sözler geriye dönüp bakıldığında iki yönlü bir belge olarak okunacaktır. Bir yandan, yıllardır giderek kötüleşen tablonun en üst düzey yargıçlar tarafından da açıkça tekrar edilmesi bakımından bir kayıttır. Öte yandan,
Alıntı
Her yaşananın ardından, "Bu bana ne öğretti?" diye bakabilmek, gereksiz yüklerden arındırır. Sessizce yoluna devam edebilmek, zihnin kendi üzerindeki hakimiyetidir. Her şeyi açıklamaya çalışmadan, her söze karşılık vermeden yürüyebilmek, en bilgece ağırlıklardandır. _alıntı