Nefretimin Yirmi Sebebi
Yaklaşma! Davranma yakarım! Eller yukarı ! Atları çöz! Maskeni indir! Devamı var diyordun; getir bakalım devamını Arkası yarın demiştin; neydi yarından kastın? İsmet Özel
MONARCH: ŞAHSİYET DEĞİŞTİRME STRATEJİSİ...
(...) TELEGRAM’ın, toplumları değil de, doğrudan ve sinsice toplum liderlerini hedefleyebilmesi, “onlar” için ayrıca bir avantaj belirtiyor. TELEGRAM araştırmalarının öncü ismi Amerikalı yazar Walter Bowart’ın ifâdesiyle, “liderleri kontrol eden, toplumları da kontrol eder” çünkü… CIA’in deşifre olmuş ve “resmî” temeli 1940’larda atılıp 1950’lerde hayata geçmiş meşhur zihin kontrol projesi MK-Ultra’nın devamı olan bir diğer zihin kontrol projesine MONARCH (Hükümdar) adı verilmesi, söz konusu ŞAHSİYET DEĞİŞTİRME stratejileri çerçevesinde bizce çok anlamlı... -Hayreddin Soykan, "KÜLTÜR EMPERYALİMİZMİNİN GÖZDE SİLÂHI TELEGRAM", -Maddî İşgalin Öncüsü Mânevî-Kültürel-İşgal-, akademyadergisi.com, 10 Eylül 2017-
Telegram
Reklam
"İNCİ" Sen benim en büyük sürprizimsin
50. BÖLÜM DEVAMI... Yüzümü avuçlarının arasına aldığında, direnmedim. Hayatım boyunca ördüğüm devasa surların, onun dokunuşuyla kumdan kaleler gibi dağılmasına izin verdim. Beni göğsüne çektiğinde, kucağında parçalara ayrılmaktan korkmadım. Aksine, dağılmış tüm parçalarım onun kollarında doğru yerlerini buluyordu. Başımı kalbinin üzerine yasladım; o düzenli, güçlü atışların her biri bana "buradasın, güvendesin, benimlesin" diyordu. Dakikalar geçti... Belki de zaman, bizim bu sükûnetimize saygı duyup akmayı bıraktı. Gölün kıyısında, rüzgarın ve hatıraların ortasında, birbirimize sarılmış halde öylece kaldık. Hayatım boyunca kaçışım, meğer Serkan’ın kollarında son bulması içinmiş. Huzurun tam kalbindeydik cebimde unuttuğum metalik ses, evrenin bu eşsiz akordunu hoyratça bozuverdi. Telefonum, sihirli anın orta yerine hançer gibi saplanarak çalmaya başladı. Nasıl olur da bu anı, korumak için bu lanet cihazı susturmayı akıl edemezdim? Ekrandaki "Özlem" yazısını gördüğümde, içimdeki çocuksu neşenin mum alevi gibi titrediğini hissettim. Serkan’a mahcup bir bakış fırlattım; o ise centilmenlik abidesi gibi, anlayışla başını sallayıp bana o dar alanı açtı. Parmaklarım, istemeye istemeye yeşil tuşa dokundu. "Efendim, Özlem." Karşı taraftan gelen ses telaşlı ve nefes nefese kargaşanın habercisiydi: "İnci, umarım rahatsız etmiyorumdur, kusura bakma ama..." Sesi, özürden ziyade kaçınılmaz görev emrinin ayak sesleri gibi yankılanıyordu. İçimden bir ses "Çok önemli, her şeyi mahvediyorsun!" diye haykırırken, dışarıdan sadece nezaketle, "Yo, önemli değil. Seni dinliyorum," diyebildim. Oysa Serkan’la aramızdaki görünmez, elektrikli bağın saniye saniye sönmeye başladığını hissediyor, içim yanıyordu. "Nişan hazırlığı yaptığımız Sevcan Hanım aradı. Bazı sıkıntılar çıkmış, sana
1000Kitap
"İNCİ" Evet, ben bu adamı seviyorum...
50. BÖLÜM DEVAMI... 'Gönder' tuşuna bastığımda parmak ucumdan tüm bedenime tazeleyici bir titreme yayıldı. Ruhumdan kopup onun kalbinin tam ortasına, ait olduğu tek yere konmuştu. Ve bende onun paylaşımını hikayemde heyecanla paylaştım. Ayakta öylece dururken, kapı zili çaldı. Kim olduğunu sormaya gerek bile duymadan, ruhum onun gelişini çoktan hissetmiş gibi koştum kapıya. Açtım. Karşımdaydı... Siyah pantolon, üzerine geçirdiği dümdüz beyaz gömlek... Yaka düğmesini serbest bırakmış, kollarını hafifçe yukarı katlamıştı. Ne bir abartı ne de bir gösteriş; sadece o ve nefes kesen sadeliği. Elinde kocaman çiçek buketleri ya da kocaman tüylü ayıcık yoktu. Sadece kendisiyle gelmişti; en büyük hediyem olduğunu biliyormuş gibi... Dudaklarının kenarına iliştirilmiş, içinde binlerce söz barındıran hafif, vaatkar tebessümle bana bakıyordu. “Hazır mısın?” diye sordu. “Nereye?” diyebildim, şaşkınlıkla. “Seni doğum gününe götürmeye geldim,” dedi. Gözleri, üzerimdeki elbiseyi, titreyen ellerimi ve yüzümün her bir yerini ağır ağır süzdü. Bakışının değdiği her nokta kor gibi yanmaya başladı. “Bakıyorum da hazırsın zaten. Ve... çok güzel olmuşsun.” "Teşekkür ederim," diyebildim, kalbimin gürültüsünü bastırmaya çalışarak. Vestiyerden çantamı kaptığım gibi, bana uzattığı eli sımsıkı tuttum. Tüm varlığımı, tüm umutlarımı onun avuçlarına bıraktım. Arabaya doğru yürürken fark ettim; o da en az benim kadar heyecanlıydı. Direksiyonu kavrayışındaki hafif gerginlik, bakışlarındaki tatlı telaş... Her haliyle "buradayım" diyordu. Evet... Ben bu adamı seviyordum. Beni fırtınaların ortasında bırakmayan, en ağır kahrımı sükûnetle omuzlayan, yaralarımı bakışlarıyla iyileştiren bu adamı, ruhumun her zerresiyle seviyordum. Yol boyunca sürekli. "Nereye gidiyoruz?" Diye sordum. Her defasında
1000Kitap
"İNCİ" İYİ Kİ DOĞDUM...
50. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Bugün benim doğum günüm, evet evet doğum günüm. İlk kez doğum günümü, içtenlikle hak ederek kutlamak istiyorum. Belkide ilk kez gerçekten “İyi ki doğmuşum, ya” diyerek haykırmak istiyorum. Hayatımda ilk kez, bu günü sadece takvimde yaprakmış gibi geçiştirmek istemiyorum. Hayal gibi, ilk kez “acaba ne sürpriz yapacak” diye düşünüp tatlı telaş, güzel heyecan yaşadığım bir güne uyanıyorum. Eylül, pencere kenarına usulca sinmiş, doğayı hüzünlü ama vakur kızıllığına boyamaya başlamıştı. Her şey değişiyordu, tıpkı benim gibi… tek farkla; dışarıda yapraklar dökülürken, benim içimde en parlak nergisler boy veriyor, binlerce kelebek aynı anda kanat çırparak gökyüzüne tırmanıyordu. Adımlarım beni kendiliğinden balkona sürükledi. Toprakla buluşan yağmurun mest eden kokusunu ciğerlerime çektim. Yıllardır içimde büyüttüğüm çılgın arzu, yağmur damlası gibi düştü kalbime: Islanmak. Ama öyle kenardan köşeden değil; iliklerime kadar, ruhumdaki tüm tozları yıkayana kadar ıslanmak! Üzerimde incecik pijamalarım, ayaklarımda ev terliği ile fırladım sokağa. Yağmurun soğukluğu, içimdeki ateşin yanında sadece tatlı bir serinlikti. Kaldırımın tam ortasında durdum; avuçlarımı bereketli gökyüzüne, yüzümü ise hayata açtım. Başımı geriye eğdiğimde, semadan düşen her damla kara yazımı silercesine alnımdan süzülüyordu. Kendi eksenimde dönmeye başladım. Döndükçe dünya siliniyor, geriye sadece muazzam özgürlük kalıyordu. Kahkahalarım yağmurun mırıltısına karışırken, yıllardır sus pus oturan, köşesine sinmiş küçük İnci’nin zincirlerini kırdığını duydum. Minicik yürek, ilk kez korkmadan, çekinmeden, "Ben buradayım!" diye atıyordu. Islanan saçlarım yüzüme yapışırken, sesimin tüm mahalleyi sarmasına izin verdim: “İYİ Kİ DOĞDUM, İYİ Kİ DOĞDUM…!” Dakikalarca dönmüştüm kaldırımın
1000Kitap
Müslümanlığın Entelektüel İntiharı
♻️Robert Reilly’in Müslüman Bilincin Kapanışı kitabı, abartıya kaçmadan söylemek gerekirse etkileyici bir çalışma. Reilly, muhtemelen güçlü bir Katolik mü’min ama işini ciddiyetle yapmaktadır. Bu da bizlere, ciddi entelektüel çalışmalar karşısında duyulması gereken mahcubiyeti yeniden hatırlatmaktadır. İmam Gazâlî (1058–1111) belki de İslam tarihinin en etkili doktrinerlerinden ve kelamcılarından biridir. “İhyâ” adlı eserinde matematik ve tıp gibi bilimlerin ancak zaman zaman gerekli olabileceğini, bunların daha çok bu dünyaya ait ihtiyaçlarla sınırlı kaldığını belirtirken; “fıkıh”ın, yani şeriatın, hem dünya hem ahiret açısından yaşamsal önem taşıdığını vurguluyordu. Gazâlî’ye göre insan, yaratılışına ve doğasına uygun davranırsa zaten fıkha ihtiyaç kalmazdı. Ancak insanın hem kendisine hem de başkalarına zarar verme potansiyeli olduğu için, onu iki cihanda koruyacak kurallar bütünü olarak fıkıh zorunluydu. Bu nedenle fıkıh, insanlık ve din açısından vazgeçilmez bir düzen kurucuydu. Ancak Gazâlî’den sonra bugün İslam toplumlarının, doğrudan şeriatın korumayı amaçladığı can, mal, nesil ve akıl ilkeleri bakımından hazırlanan uluslararası İslamilik endekslerinde en dip sıralarda yer alması düşündürücüdür. Artık fıkıh, “Din, güzel ahlaktır” hadisinin işaret ettiği evrensel vicdan ve ahlak üretme kapasitesini de büyük ölçüde ümmet genelinde kaybetmiş görünmektedir. Eş‘arîlik ve Bilincin Kapanışı __“Hakem olayı” sırasında Hz. Ali’yi siyasal manevrayla zor durumda bırakan Muaviye’nin hakemi Ebû Musa el-Eş‘arî idi. Bu süreç, İslam dünyasında onarılamaz sonuçlar doğuracak Şii–Sünni ayrışmasının önemli kırılma noktalarından da biri oldu. İlginç olan ise daha sonra gelen ve akrabası sayılabilecek Ebû’l Hasan el-Eş‘arî’nin kurduğu Eş‘arî kelamının, sebep-sonuç
Makale|Yazı
Reklam
Reklam