t

Telegram

3 üye
Takip
MİKRODALGA...
Mikrodalga ile uzaktan gürültü hissi oluşturmak mümkündür. Elektromanyetik ritmik vuruşlar, kişinin başında elektrikli matkapla oyulma hissi uyandırabilir. Çok düşük frekans da, iyonlamanın olmadığı bir radyoaktivite ile baş ağrısı, çınlama, sinirlilik, depresyon, hafıza kaybı, hattâ panik duygusu oluşturabilir. Radyasyonun diş dökülmesi, kan kanseri, sakat doğumlara sebeb olduğu zaten bilinmektedir.
Sayfa 281 - 9. Levha, CİN ve BÜYÜ, Görüntü Meselesi, İBDA Yayınları
Telegram
SALİH MİRZABEYOĞLU'NUN SON KONUŞMASI...
Şehid Kumandan Salih MirzabeyoğluSalih Mirzabeyoğlu’nun, maruz kaldığı Telegram işkencesinin son dönemde dozunun artması ve Telegramcılar tarafından ısrarla ölümle tehdit edilmesi üzerine, “beyin kanaması” geçirmesinden 19 gün önce konu ile alâkalı olarak Abdullah Kiracı'yı arayarak kaydettirdiği görüşmeyi, önemine binaen dergimizde yayınlıyoruz. Mütefekkir Salih MirzabeyoğluSalih Mirzabeyoğlu ’nun Telegram ile alâkalı Son Konuşması: Beni Ölümle Tehdit Ediyorlar... **"Şu Telegram var ya, bir miyavlıyor bir havlıyor bir bilmem ne yapıyor filân… Bu şimdi çeşitli ihtimaller içinde, bizim mahkememiz olsun, şu olsun, bu olsun falan, çeşitli ihtimaller içinde; bu cihâz başında, ister beni başkaları adına kontrolde tutma, isterse doğrudan doğruya benim ona ihtiyacım olarak tutma… Şimdi bu cümleden olarak, ikisini de iç içe alan bir şey yapıyor. İşin bokunu çıkardığı için ben bunu söylüyorum, sen kayda al! Demin yemek yedim meselâ… Kalktım; burada masanın başında benim kalp atışımı, nabzımı sıfıra doğru alçaltıyor. Hani insanın kendinden geçme gibi bir durumu olur ya; kendimden geçmiş değilim de, oraya doğru sürüklüyor! Orada tehdit ediyor, anlatabiliyor muyum? Yâni bir nev’i bu cihâzı bıraksa… Yâni bu beni takviye ediyormuş, nabzımı filân havasında… Bir nev'i onu bıraksa ben ölürmüşüm. Bu puşta beş yüz bin defa söylüyorum, “bırak ulan!” diyorum. Şimdi bu kalkıyor, cihazı yavaşlattığı zaman vücut normal olduğu için tam düzey oluyorum. Tamam mı! O yüzden sinsice, o soğutma bahsinde söylediğim gibi… Hani diyorum ya, dışarıdan verilen bir şey vardır, bir de tersini yapıyor, ısıyı içeriden emiyor. Anlatabiliyor muyum? Şimdi bu çaktırmadan içeriden emme gibi yapıyor… Bu şeyi daraltıyor. Dün değil evvelsi gün, söyledikleri de bu: “İşte baldırlardan başlarmış katılaşması vücudun…”. Öyle diyor. Ondan sonra “ölüm oradan başlar”mış
Telegram
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
TELEGRAMIN MÂRİFETLERİ...
(...) TELEGRAM’ın bir CİHAZLA yapıldığını söylemiştik. Yine vurguladığımız üzere, beyne elektromanyetik sinyaller gönderen, beyin vasıtasıyla zihne ve bedene tesir eden, diğer yandan beynin kendi yaydığı elektromanyetik sinyalleri de deşifre edip cihazın başındakine gönderen TELEGRAM cihazı, askerî, istihbarî ve siyasî amaçlarla “hedef” veya “kobay” seçilen kişilere karşı uygulanmaktadır. Bu bakımdan, “Beyin Bilgisayar Arayüzleri – BCI”, “Elektro Beyin Grafisi – EEG”, “Transkranyal Manyetik Uyarım – TMS” veya “Manyetik Rezonans Görüntüleme – MRI” teknolojisi kullanılarak TIBBÎ veya İLMÎ amaçlarla gerçekleştirilen benzer birtakım uygulamalarla, yâni teşhis ve tedavi amaçlı yahud nörolojik araştırma maksadlı uygulamalarla karıştırılmamalıdır. Aynı şekilde, söz konusu tıbbî veya nörolojik uygulamalara TELEGRAM, bu çerçevede kullanılan cihazlara da TELEGRAM CİHAZI denilmemelidir. Çünkü TELEGRAM cihazında tüm bu cihazların teknolojisi TELEGRAM’ın kendi amacı ve fonksiyonu için “gerektiği kadarıyla” kullanılsa bile, gerçekte çok daha ileri ve inanılmaz “mârifetleri” olan bir teknoloji, üstelik tıbbî veya ilmî değil, askerî, istihbarî ve siyasî amaçlarla kullanılan bir teknoloji söz konusudur. Kaldı ki bahsi geçen tıbbî veya ilmî amaçlı cihazlar, “yakın temas”la iş görebilen çoğu elektrodlu, bobinli, kabinli veya kablolu kullanımı gerektirmekteyken, TELEGRAM cihazı “hedef” veya “kobay” kişiye tesir etmek için elektrod, çip, implant, bobin, kabin veya kablo gibi herhangi bir vasıtayla irtibat yahud yakınlık gerektirmemektedir. __Şu hâlde, bahsi geçen tıbbî veya nörolojik cihazlar, her ne kadar beyni elektrikle uyardığında, beyne manyetik bir alan uyguladığında, beyne elektromanyetik sinyaller gönderdiğinde veya beyin sinyallerini çözümlediğinde kişide TELEGRAM’ın da
Telegram
ZİHİN YÖNLENDİRME METODU: TELEGRAM...
Yabancı akademik, istihbarî ve askerî literatürde remote mind control device, neuro-electromagnetic weapon, non-lethal weapon, directed energy weapon, psychotronic weapon, radio frequency weapon, electromagnetic radiation weapon, psycho-acoustic correction equipment, remote neural monitoring, electronic harassment gibi farklı adlarla anılan, Türkçeye ise Mütefekkir Salih MirzabeyoğluSalih Mirzabeyoğlu tarafından TELEGRAM şeklinde öz ve özlü bir kavram olarak kazandırılan, işleyiş bakımından ise bir ferdin doğrudan beynini hedefleyen bir silâh teknolojisi ve zihin yönlendirme metodu TELEGRAM. Bu “zihin kontrolü ve yönlendirme” silâhı, teknolojisi ve metodunu pek tanımayan okuyuculara bir fikir verme amacıyla, kabaca da olsa bir tarif veya tasvirle başlamak sanırız yerinde olacaktır. Ancak bunun için de öncelikle “resmin bütünü”nü görmeye çalışmamızda fayda telâkki ediyor, bu bakımdan en başta KÜLTÜR EMPERYALİZMİ ile TELEGRAM alâkasını göstermek istiyoruz. Kuşkusuz, çapımız ve gücümüz nisbetinde… -Hayreddin SoykanHayreddin Soykan, "KÜLTÜR EMPERYALİMİZMİNİN GÖZDE SİLÂHI TELEGRAM", -Maddî İşgalin Öncüsü Mânevî-Kültürel-İşgal-, akademyadergisi.com, 10 Eylül 2017-
Telegram

Telegram Konusuna Benzer öneriler

z
Zihin25 üye · 1 yeni gönderi
Takip
a
Akademya Yazıları2 üye · 38 yeni gönderi
Takip
d
Doğruluk11 üye · 1 yeni gönderi
Takip
PARAPSİKOLOJİNİN YENİ ADI: PSİKOTRONİK...
(...) İBDA’nın KENDİNDEN ZUHUR prensibinin bir yönü, nasıl kişide mevcud gizli potansiyellerin en ileri seviyede geliştirilmesine dairse, bir diğer ifâdeyle nasıl kişinin doğarken kendisiyle birlikte getirdiği tohumun meyve verici bir ağaç hâlinde inkişâfı hedeflenmişse, TELEGRAM’cı dünya hâkimlerinin kendileri ve sadık kulları için istediği de “bir bakıma” bu çerçevededir. Ne var ki onların dileği “herkes”in iyiliği veya gelişimi değildir. Sadece “seçilmiş” yarı-tanrılar olarak gördükleri nefsleri ve “asil soyları” için bunu istemekte, kırıntısını “ödül” olarak uşaklarına dağıtmayı öngörmekte, bunların dışında kalan herkesi ise ya zihni yönlendirilmiş birer MANKURT olarak istihdam etmeyi veyahud da fazlalık görüp tasfiye etmeyi hedeflemektedirler. İşte bu amacın gerçekleşmesi için akademinin bildik MATERYALİST AKILCI kalıblarıyla yetinmemekte, kendilerinin insanlığın ilk günden bugüne sahib olduğu gizli açık bütün ilim, beceri ve tekniklerin “sırlarına” vâkıf olmak zorunda “seçkinler” olduklarına yönelik inanç ve kibirleriyle, GİZLİ İLİMLER, MİTOLOJİLER, SIRADIŞI KABİLİYETLER, ALTERNATİF ENERJİLER, TÜM DÜNYA DİNLERİNDE RASTLANAGELMİŞ OLAĞANÜSTÜLÜKLER üzerinde de olanca ciddiyetleriyle yoğunlaşmaktadırlar. Salih MirzabeyoğluSalih Mirzabeyoğlu’nun ifâdesiyle, “MATERYALİST MİSTİK” bu yeni yaklaşımı kucaklamaktan zerrece çekinmemektedirler. __Tüm bu araştırmalarının vardığı nokta ise, aşkın ve kendilerine hâkim bir yaratıcı fikri olmayıp yahud bundan ziyâde, aslında kendilerinin “ilâhî varlıklar” oldukları; diğer bir deyişle, alelâde kalabalıklardan farklı olarak, içlerindeki “ilâhî” enerji, bilgi ve potansiyelle irtibat kurabilen “yüksek şahsiyetler” olduklarıdır. Keyiflerince yorumladıkları birtakım PARÇA unsurlara sıkça başvursalar bile, BÜTÜN olarak “müesseseleşmiş din-örgütlü
Telegram