Soros devlet içinde devlet gibi. Sağladığı maddi imkanlarla aracı vakıfları kullanarak bazı seçilmiş kişiler desteklenir, pazarlanır ve ön plana çıkartılır. Bu kişiler belediye başkanları, parti başkanları gibi önemli olabilir.
Sayfa 113 - Sahibinin Sesi TESEV'den Bir Rapor Daha·Kitabı okuyor
Alıntı
Carlo M. Cipolla
Aptallık ve İktidarYaratılmış tüm insanlar gibi, aptallar da başka insanları çok farklı yoğunluklarda etkiler. Bazı aptallar genelde sadece sınırlı kayıplara neden olurken, öbürleri bir veya iki kişiyle kalmaz, tüm topluluklara veya toplumlara korkutucu zararlar verebilir. Aptal birinin zarar verme potansiyeli iki ana unsura bağlıdır. İlki genetik unsurdur. Bazı bireyler yüksek dozda aptallık genini miras alır ve bu miras sayesinde doğdukları andan itibaren gruplarının elitleri arasında yer alırlar. Aptal birinin potansiyelini belirleyen ikinci unsur, toplumda işgal ettiği otorite ve güç konumudur. Bürokratlar, generaller, politikacılar, devlet başkanları ve din adamları arasında, başkalarına zarar verme kapasiteleri işgal ettikleri (ya da işgal etmekte oldukları) iktidar pozisyonu tarafından tehlikeli bir şekilde artmış (ya da artmakta olan) temelde aptal bireylerin $\sigma$ altın oranını buluruz. Makul insanların kendilerine sık sık sordukları soru, aptal insanların neden ve nasıl güç ve otorite sahibi olmayı başardıklarıdır.(Hem seküler hem dini) sınıflar ve klikler, sanayi öncesi toplumların çoğunda aptal insanların daima iktidar mevkilerine gelmesini sağlayan sosyal kurumlardı. Modern sanayi dünyasında sınıflar ve klikler giderek önemini yitirmektedir. Ancak bunların yerine siyasi partiler, bürokrasi ve demokrasi var. Demokratik bir sistemde genel seçimler, güçlüler arasındaki $\sigma$ kesiminin istikrarlı devamlılığını sağlamak için hayli etkili bir araçtır. Unutulmamalıdır ki, İkinci Yasa'ya göre, oy kullanan insanların $\sigma$ kesimi aptaldır ve seçimler onlara, eylemlerinden hiçbir şey kazanmadan başka herkese zarar vermek için muhteşem bir fırsat sunmaktadır. Bunu, iktidardaki insanlar arasındaki aptalların $\sigma$ seviyesinde korunmasına yardımcı olarak
Felsefe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Reverie ve Dünya Hükümeti
Mary Geoise, ayrıca hükûmete bağlı 50 kralın dünya meselelerini tartışmak üzere her dört yılda bir düzenlenen siyasi bir toplantıya da ev sahipliği yapmaktadır. Bu toplantılar "Reverie" olarak adlandırılır. Bu terim tesadüfi değildir; reverie titizlikle yönetilmeyen, Öznel ve duygusal nedenlere bağlı zihinsel bir aktiviteye çağrışım yapar. Başka bir deyişle belirli bir hedefi olmayan bir hayal kurma halini ifade eder. Bu terimin kullanımı, dünyayı tek bir bayrak ve tek bir adalet vizyonu altında birleştirmek isteyen hükümetin ütopik vizyonuyla tutarlıdır. Ayrıca One Piece'teki Reverie, her yıl düzenlenen G20 gibi dünyamızın büyük güçlerinin toplantılarını anımsatır. Benzer biçimde, büyük güçlerin devlet başkanları tek bir yerde, çok güçlü bir medya ortamında toplanır lakin toplantı sonucunda pek az somut karar alınır. Buna rağmen Reverie'nin belirli bir karar alma gücü vardır: Örneğin, dünya düzenini kısmen altüst eden Yedi Savaş Lordu sistemini kaldırmak için oylama yaparak karar verme gücüne sahiptir. Resmî olarak barış ve uluslar arasında anlayışı savunan bu toplantının gerçekte çok farklı bir niteliği vardır. Koramiral Garp'ın bu zirve hakkındaki sözleri de günümüz gerçekliğine mükemmel biçimde denk düşer: "Büyük güçler, birbirlerini uzaktan izleseler bile... maalesef sömürgeleri üzerinden karşı karşıya gelme alışkanlıkları vardır! Doğal kaynaklar ve teknoloji artık birer tehdit aracına dönüştü [...] İki kral el sıkışıp gülüyorsa bu birbirlerinin ayaklarına daha iyi basabilmek içindir; çok azı gerçekten halkını ve diğer ulusları umursar!" Anlatıcı, toplantının yapıldığı yerin görkemini vurgularken aynı zamanda somut gerçeklerden uzak olan ütopik tarafı da ima eder. Metin; başkentin büyüklüğünü, var olan en yüksek, en devasa yer... olduğunu vurgular ve "dünyanın
Sayfa 45·Kitabı okudu
Hayal Öğretmen, Neşe Alten, Şenay Aybüke Yalçın, Necmettin Yılmaz
Bakıyorsunuz, Türkiye’de de belediye başkanları ve öğretmenler, öğretim üyeleri öldürülüyor. Ve biz bu olaylara, karakol polisi mantığı ile karşı koymaya çalışıyoruz. Hayır, iş o kadar basit değil! Terorizmi önleyebilmek için, önce devlet çapında hatta ondan da öte, uluslararası “istihbarat” gerekir. Yani Türkçe’si, önce MİT’in terorizmi önlemek için yeni baştan örgütlenmesi gerekir. Yoksa, bir saygıdeğer orgenerali MİT karargâhına paraşütle indirmekle hiçbir sorun çözümlenmez.
Sayfa 52 - um:ag yayınları·Kitabı okudu
PKK Katliamlarını Unutmadık!
Devletimiz şu şekilde kurulmuştur: XI. Yüzyılda anayurtta, yâni Türkistan'da Karahanlılar sülâlesi vardı. Anayurt dışında ve Karahanlılarla sınırdaş olarak da yine Türkler tarafından kurulmuş Gazneliler devleti bulunuyordu. Atalarımız olan Türkmenler, yâni Oğuzlarla Karlukların Müslüman çoğunluğu bu iki Türk devleti arasında onların hâkimiyet ihtiraslarına âlet olduktan sonra Gazneliler tarafından kendilerine verilen topraklara girdiler. Fakat askerliklerindeki kuvvet ve şiddet dolayısıyla tabî oldukları devleti ürkütmekte gecikmediler. Gazneliler, Türkmenlerin kudretini kırmak için başkanları Arslan Yabgu'yu yakalayarak hapsettilerse de başlarını kaybetmek onların gücünü kırmak şöyle dursun, aksine hınçlarını arttırdı ve Gaznelilerle yapılan bir sıra çarpışmalardan sonra nihayet 1040'ta kazanılan Dandânakan Meydan Savaşı ile Horasan'da bağımsız bir devlet kuruldu. İşte Horasan'da kurulan bu devlet, îslâm müverrihlerinin Selçuk Devleti dediği bu yeni teşekkül, bizim devletimiz, yâni Türkiye'dir.
İrticayı 1999 yılında öngören Prof. Dr. Cahit Tanyol
İmam Hatip Okullarının amacı din adamı yetiştirmektir. Fakat bu okullar fırsatlardan yararlanarak eski medreselerin hortlatılmasına zemin hazırlamıştır. RP'nin yer almış olduğu koalisyon döneminde meslek okullarına üniversiteye girme hakkı tanındı. Refah Partisinin bu kanunu çıkarmaktaki ama­cı İmam Hatip çıkışlıların devletin köşe başlarını tutmasını sağlamaktı. Bütün çabalarına rağmen yanız Harbiye'ye gire­mediler. Biraz mırıldandılar, pabuç pahalı geldi. Öğretim hakkı dediler. Devletin diğer örgütlerine sızmak suretiyel su­başlarına kendi adamlarını yerleştirdiler. Bir de görüldü ki, mülki idare başta olmak üzere, devlet mekanizmasının bütün köşe bucakları imam Hatip kökenlilerle doldurulmuş. Milli Eğitim Bakanlığı, Talim Terbiye Kurulu onların eline geçmiş. **Üniversitelerin her dalında molla kılıklı öğretim üyelerinin sa­yısı çoğalmış, liselerde felsefe ve sosyoloji dersleri itelene­rek kapı önüne atılmış. Onların yerine, bütün sınıflara zorun­lu din dersleri konulmuş. Her üniversitede bir İlahiyat Fakül­tesi, her ilde bir İslam enstitüsü, sayısı yüz binleri bulan kız ve erkek imam Hatip Okulları ve bir o kadar Kur'an kursları, bütçesi ve kadroları alabildiğine şişkin bir Diyanet İşleri Baş­kanlığı, sayılı milyonların çok üstünde cami ve mescit yapma seferberliği... bütün bunlar tabanda bir siyasi sömürü ağının dayanakları. Şu anda Türkiye bir irtica ve din sömürüsüne teslim olmuş durumda. Şu anda Türkiye'de her gün Mene­men olaylarına taş çıkaracak irtica suçları işlenmektedir. Her gün üniversitelerin önü, camilerin çevresi polis kordonu altın­da. Yapılan gösterilerin amacı devleti çürütmek, kanunları iş­lemez hale getirmek. Türban gibi anlamsız bir olayın, ikide bir insan hakları maskesi altında Türkiye Büyük Millet Mecli­si'ni, Anayasa Mahkemesi'ni,