İftiranın Kararmış Dili, Hakikatin Güneşini Örtemez
Zalim dilin iftiralarıyla sarsılmaz bu menzil,
Çünkü o menzil, sabırla yoğrulmuş, çileyle yoğrulmuş bir ulu dergâhtır.
Nureddin Yıldız’ın dilinde menzile çamur atma gayreti, hakikati gizleme teşebbüsünden başka bir şey değildir.
80 ihtilalinde sağcısı da solcusu da zindanlara atılırken, doğudaki o şerefli tekke güya devlet tarafından önü açılmış diye iftira ediyor. Oysa ki gerçek tam aksinedir:
O sürec dediği gibi değil, bilakis tam aksine Şeyh Seyyid Muhammed Raşid Hazretlerinin sürgünle imtihan edildiği, tekkesinin tarumar edildiği, yıllarca sofilerin şeyhlerini dahi göremediği, acıların ve çilelerin gölgesinde sabırla ayakta kaldığı bir menzildi. O çileler, kaleme alınsa ciltlerle kitap olur. Fakat bütün bunlara rağmen o kapının büyükleri asla devlete düşmanlık etmedi. “Devlet bizim devletimizdir” dediler. Kenan Evren ve yoldaşlarının zulmünü evet yaşadılar, evet devlet gücüyle o zulümler işlendi, fakat onlar “devlet”i düşman bilmediler; “Bu milletin devletidir, devletin gücünü istismar edenler devlet değildir zalimdir” diyerek vakarlarını muhafaza ettiler.
Bugün hâlâ aynı noktadayız, elhamdülillah. Dün çileye sabreden, bugün sabırla yoluna devam eden bu şerefli kapı, hakikatin nurunu taşımaktadır. Senin gibi iftira ile, devlet düşmanlığıyla varlık arayanların dili keskin olabilir ama hakikatin nuru onların gözünü kamaştırır.
Allah Teâlâ o mübarek menzilin hizmetinde bulunan sadat ı kirâm ın nurlu tekkesini korusun, sabırla yoğrulmuş yollarını daim etsin, iftira ile gölgelenmeye çalışan hakikat güneşini daha da parlatsın.
Sen ki, Fahr-i Âlem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın kemâline dil uzatacak kadar cür’etkâr olmuşsun.
O Zât ki, kâinatın iftiharı, ins ü cinne rehber, hakiki mürşid-i kâmildir;
Sen