Haritalar konuşmaz denir; fakat bazen bir harita, ciltler dolusu kitaptan daha güçlü bir şekilde hakikate şahitlik eder. Kimler İsrail diye bir devleti tanıyorsa, biz onları tanımıyoruz. 1948 yılına ait bu harita, bugün birçok kişinin unutturmaya çalıştığı tarihi bir gerçeğin sessiz şahididir. Haritada "israil" diye bir devlet yoktur. Bu topraklar, yüzyıllar boyunca Filistin olarak bilinmiş ve haritalarda da bu isimle yer almıştır. İslâm topraklarıdır ve hiçbir siyasi partinin seçim için, oy için malzemesi olamaz. Mukaddes ve kadim şehir kudüs'ü, mescidi aksayı, iki devletli çözüm diye, oy almak, iktidarda kalmak için peşkeş çekenlere veyl olsun. Almanya'da hakettikleri holokosttan kaçan terörist Yahudilerin bir kısmı Filistin'e sığınmış, ancak zamanla göç hareketi işgale dönüşmüştür. Bu harita, 1948 öncesinde bölgenin tarihî ve coğrafî kimliğinin ne olduğunu açıkça göstermektedir.
Henry Kissinger, tam anlamıyla statükocu bir denge adamıydı. Onun temel amacı, küresel sistemi sarsacak, ABD ile Sovyetler Birliği'ni nükleer bir çatışmaya sürükleyecek "Büyük bir savaşı engellemek"ti. Kissinger için İsrail’in varlığı ve askeri üstünlüğü, Ortadoğu’da Sovyet nüfuzunu kırmanın ve bölgeyi Amerikan hegemonyasına bağlamanın en kestirme yoluydu. Kissinger, İsrail'in teolojik veya ideolojik anlamda sınırlarını genişletmesinden ziyade; çevresindeki Arap devletlerinin (özellikle Mısır, Suriye, Irak) İsrail karşısında bir zafer kazanmasını önlemeye odaklandı. Çünkü bu devletlerin kazanması, arkalarındaki Sovyetler Birliği'nin Akdeniz ve Ortadoğu'ya kalıcı olarak yerleşmesi anlamına gelecekti. Bölgeyi, yerel dinamikleri ve Kürtleri ezerek tahkim etti ki, nihai güç dengesi bozulmasın ve ABD kontrolü sürsün. Carter döneminin Ulusal Güvenlik Danışmanı olan Zbigniew Brzezinski, Kissinger’dan tamamen ayrışıyor. Brzezinski, Kissinger gibi Yahudi kökenli değil, Polonya asıllı bir aristokrat aileden geliyordu ve onun bir numaralı takıntısı Sovyetler Birliği’nin (ve daha sonra Rusya'nın) Avrasya'da tamamen çökertilmesiydi. Brzezinski, "Büyük İsrail" ideali veya İsrail'in bölgede fütursuzca genişlemesi yönündeki politikaların, Amerikan çıkarlarına vurulmuş en büyük darbe olduğuna inanıyordu. Brzezinski’nin vizyonuna göre; İsrail’in Filistin topraklarını tamamen yutması ve bölgede agresif bir genişleme siyaseti izlemesi, tüm İslam dünyasını (Arap devletlerini, Türkiye'yi ve İran'ı) kaçınılmaz olarak ABD karşıtı bir blokta birleştirecekti. Bu durum, Rusya ve Çin’in Ortadoğu’ya sızması için bulunmaz bir fırsattı. Brzezinski, anılarında ve sonraki analizlerinde açıkça şunu savunmuştur. ABD, İsrail’in kuyruğuna takılıp Ortadoğu’da (özellikle İran'la) büyük bir savaşa
Filistin
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Zbigniew Brzezinski’nin "İsrail'in kuyruğuna takılıp İran'la savaşa girmemeliyiz, bu İsrail için uzun vadede felaket olur" yönündeki en net ve çarpıcı açıklaması 2010 yılındaki meşhur "The Real News Network" mülakatına (Paul Jay ile yaptığı röportaj) dayanır. ​Brzezinski bu röportajda, İsrail'in ABD'yi İran'la topyekün bir savaşa çekme riskine karşı Amerikan çıkarlarını savunurken aynen şu ifadeleri kullanmıştır: ​"Eğer [İran'la] bu çatışmanın içine düşersek, nihayetinde bölgeden (Ortadoğu) tamamen çekilmek zorunda kalabiliriz. Biz bölgeden tamamen sürüldükten sonra, tüm bu yaşananlardan sonra İsrail'in 5 ila 10 yıldan fazla hayatta kalabileceğine dair ne kadar iddiaya girersiniz? Dolayısıyla bu durum kısa vadede bizim için jeopolitik bir felaket olur, ancak kendileri için endişelenen İsrailliler açısından bakıldığında uzun vadede tam bir temel felaket (fundamental disaster) anlamına gelir." ​(Kaynak: Zbigniew Brzezinski: An Israeli Attack on Iran Would be a Disaster, The Real News Network, Ocak 2010) ​Ayrıca George W. Bush dönemindeki neomuhafazakar (neocon) dış politikayı eleştirdiği "Second Chance: Three Presidents and the Crisis of American Superpower" (İkinci Şans) adlı 2007 tarihli kitabında, ABD'nin Ortadoğu'da İsrail merkezli katı politikalar izlemesinin Amerika'nın küresel prestijini "intiharsal bir devlet yönetimiyle" (suicidal statecraft) tükettiğini savunmuştur. Brzezinski’nin Jimmy Carter’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı olduğu dönemde (1977–1981) İsrail Başbakanı Menahem Begin’i toprak tavizine (Sina Yarımadası'nın Mısır'a geri verilmesi) ve Filistinlilere otonom statü tanınmasına zorladığı resmi olarak kayıt altındadır. "Power and Principle: Memoirs of the National Security Adviser 1977-1981" (Güç ve İlke: Anılar): Brzezinski bizzat kendi kaleme aldığı bu
Filistin
Türk vatanında, Türk bayrağının altında yaşıyorsan eğer o mübarek bayrağa saygı duyacaksın. Sen bayrağa saygı duymazsan, bayrağın direğine saygı duymak zorunda kalırsın. Burası, 16 koca devlet ve imparatorluk kurmuş ve tarihinin her sahnesini devletli millet şekliyle yaşamış yüce Türk milletinin vatanıdır. Türkleri vatansız ve devletsizlerle karıştırmayın! Sabrımızı sınamayın! 🇹🇷
1000Kitap
İşitin Ey Yarenler!
İşitin ey yârenler, Kıymetli nesnedir aşk. Değmelere bitinmez, Hürmetli nesnedir aşk. Hem cefadır hem safâ Hamza’yı attı Kaf’a. Aşk iledir Mustafa, Devletli nesnedir aşk. Dağa düşer kül eyler, Gönüllere yol eyler, Sultanları kul eyler, Hikmetli nesnedir aşk. Denizleri kaynatır, Mevce gelir oynatır. Kayaları söyletir, Kuvvetli nesnedir aşk.
Alıntı

Yusuf

@Nabii1
·
Allah aşkına biriniz aşkı tanımlasın, ne bu
1000Kitap
Perişan Halim Oldun ⁠—⁠☆ Fuzuli
Perişan halin oldum sormadın hal-i perişanım Gamından derde düştüm kılmadın tedbir-i dermanım Ne dersin rüzgârım böyle mi geçsin güzel hanım Gözüm ,cânım, efendim, sevdiğim, devletli sultanım