dünyalıyım yahu ben dünyada türkiyeli türkiye'de vergili vergide çetrefilli çetrefilli devletli
Sayfa 51·Kitabı okuyor
1000Kitap
Türük kara bütün Milleti öyle demişler: Devletli millet idik. Devletim şimdi nerede. Kim’e devletleri fethediyorum der imiş. Kağanlı millet idim. Kağanım nerede. Hangi kağana işimi gücümü veriyorum hizmet ederim der imiş. Öyle diye Tabgaç (Çinli) Kağan’a düşman olmuş. Yaratılanı olanları sabırla geçtik tekrar bağımlı olmuş, işini gücünü vermiş hizmet etmiş olduğunu düşünmedi. Türük milleti öldüreyim neslisiz yapayım der imiş. Yok etmeye gelmiş idi. Türük Tanrısı, Türük Ïduq (kutsal) Yer-Su öyle demiş. Türük milleti yok olmasın diye, millet olsun diye, babam Elteriş Kağan’ı annem Elbilge Hatun’u Tanrı tepesinde tutup yükseğe kaldırmışlardı. Babam kağan on yedi kahramanla baş kaldırmışlar, kaldırıp yürüyür diye hepsi duyup, şehirdekiler toplanmışlar, dağdakiler inmişler derlenip toplanıp yetmiş kişi olmuş. Tanrı güç verdiği için babam kağanın askeri kurt gibi imiş, düşmanı koyun gibi imiş, ileri geri sefer edilerek toplamış yığmış hepsi Yedi yüz kahraman olmuş. Yedi yüz kahraman olup devletsiz olmuş, kağansız olmuş milleti, cariye olmuş, kul olmuş milleti, dedem büyüğüm yasasıyla yaratmış, kaldırmışlar, Töles, Tarduş milleti /orada yapmış düzenlemiş/. Yabgu’yu Şad’ı orada vermişler, sağda /güneyde/ Tabgaç (Çinli) Kağan düşman olmuş, solda /kuzeyde/ Baz Kağan, Dokuz Oğuz milleti düşman olmuş, Kırgız, Kurıkan, Otuz Tatar, Kıtan, Tatabı hepsi düşman olmuş, babam kağan böylece... kırk yedi yol sefer etmiş, yirmi savaş savaşmış. Tanrı buyurduğu /yarlıkadık/ için Devletliyi devletsiz bırakmış, kağanlığını kağansız bırakmış. Düşmanı sakin yapmış, dizlilerin dizlerini çöktürmüş, başlıların başını eğdirmiş. Babam kağan /.../ yasalarını kazanıp, vefat etmiş. Babam kağana başlıyarak Baz Kağan’a balbal dikmiş. O yasaları üzerine dedem kağan oturdu. Dedem kağan oturup Türük milleti
Sayfa 81 - Kültegin Bitigtaşı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Gerçekten, ideolojinin "dinsel ideoloji" biçiminde ilk ortaya çıkışının, Mezopotamya'da (1.Ö. 4. binyılda) ilk sınıflı, eşitsizlikçi (karmaşık) yapılı, devletli toplumlarla birlikte gerçekleştirilmiş olması, bir rastlantı değildir.
Hiç
Baba’nın bir işi düşmüş Devlet kapısına; Konağa vardığında, kapıcı keser önünü. “Ben valinin yakınıyım, ağa; “Kapıda kor mu hiç o büyüğünü? ”Neyse buyur edilir, kurulur başköşeye; Selam sabah, Devletli sorar: “Akrabalığımız nerden geliyor acaba?” “Adembaba’mızdan değil mi ya!” “Peki, benden daha büyük olman için ne sebep var?” “Sen neyin nesisin şimdi?” “İşte, koskocaman bir vali.” “Peki, ilerde olacağın ne?” “Başbakan... başka ne olunur ki!” “Daha daha hele...” Öteki boş bulunup, “Hiiiç” der demez, Bektaşi kor taşı gediğine: “Gördün mü ya, Devletli kardeşim, “Ben şimdiden o mevkideyim...”
Sayfa 129·Kitabı okudu
“Ey ikbal sahibi, devletli kişi, sen bu boş mutluluğa güvenme. Akarsu, güzel söz ve mutluluk, yorulmadan, durup dinlenmeden bütün dünyayı dolaşırlar. Mutluluğun devamlılığına inanılmaz. O çok vefasızdır, dönektir. Yürürken uçar gider. Ayağı kaygandır.”
Türk'ün devletli olmasının ilk şartı buydu işte. Sahip­lenmek... Değerini, anlamını bilmek... Bunu asla unutma­mak...
Sayfa 259 - Panama·Kitabı okudu