O körpe yaratıkların doğasındaki hoyrat gücü ve tutkuları dizginleyerek söküp atmak, bunların yerine devletçe saptanmış sıradan ideallerin fidelerini dikmek bir öğretmenin hem görevi hem devletçe kendisine buyur edilip verilmiş mesleğinin yükümlülüğüdür. Şu anda halinden memnun ve çalışkan kaç memur ve vatandaş okul denen kurumların bu yoldaki çabaları olmasaydı kararsızlık içinde bocalar, bir fırtına gibi oradan oraya esip durur, hayallerle uğraşan biri olup çıkardı kimbilir?
Nedenlerinin ürünü olan insanoğlu; aslının, gelişiminin, umutlarının ve korkularının, aşklarının ve inançlarının atomların kazara düzenlenip bir araya gelmesinin sonucu olduğunu; hiçbir coşkunun, kahramanlığın, duygu ve düşünce yoğunluğunun yaşamını mezardan ileriye götüremeyeceğini; her çağdaki çabaların, kendini adadığı her şeyin, tüm ilhamının, güneş ışığı parlaklığındaki dahiyane zekasının bu güneş sisteminin engin ölüm denizinde yok olmaya mahkum olduğunu görecek bir öngörüye sahip değildir ve insan yapısı başarı tapınağının bir gün kaçınılmaz şekilde evrenin yıkıntıları altında kalacağını bilmez.
Öyle ki sonunda bütün dünyanın çok yakında bir avuç orijinalin dışında hep aynı kalıptan çıkma romanları okuyacağı, tonlarla boca edilen melodisi belirsiz müzikleri dinleyeceği, aynı taslağa göre üretilen filmler seyredeceği, lafın kısası, aynı ses, görüntü ve inanç bulamacanı yutacağı düşüncesi.