İlya İlyiç Oblomov, zengin bir aile çocuğudur. Çocukluğunda o kadar ki, kışın akranlarıyla dışarıda kar topu oynamasına bile izin verilmemiştir, annesi ve dadısının sürekli gözetiminde, kendisinin hiçbir şey yapmasına izin verilmeyen bir çocuktur. Bu kitapta Rus edebiyatının genelinde görülen, genetiklik, ailenin yaşam tarzı nasılsa çocuğun da yaşam tarzının öyle olması görülür. Bu yaşam tarzına da alışmış Oblomov, o kadar tembeldir ki, Ştolts gibi kurtarıcı arkadaşı olmasa, kanepesi, hırkası ve kendisi birbirlerine lehimlenmiş gibidir. Hayata amaçsız, bıkkın ve yeis halinde bakar, hiçbir şey yapmamak, birisi onu uyarmasa Oblomov için gayet olağan bir durumdur. Oblomov ayrıca yaşamda bazı şeyleri de çözmüştür, insanların boş yaşayışlarını, sahte ilişkilerini bildiği için bir şey yapmak istemiyor ve hep yatıyordur, bu süre zarfında da sürekli geleceğe dair hayal kurar ama hiçbirini yapmak için harekete geçmez. Belki bu tembelliğinin zengin olmasıyla, ailesinden kendisine gelir kaynağı olan bir çiftlik kalmasıyla alakalıdır, kim bilir? Zengin olmasa, Oblomov her işini kendisi yapmak zorunda kalacaktır belki. Oblomovluk, tembellik, sürekli erteleme hastalığı gibi modern terimlerle ilişkilendirilebilir. Türkiye'de kanımca Oblomovluk çok yaygındır, özellikle gençler arasında. Genel olarak, çağının yıllarca ilerisine geçmiş, bana göre de uzun zaman evrenselliğini ve sürükleyiciliğini kaybetmeyecek, her kişinin kendisinden birkaç parça bulduğu, Gonçarov'un yıllarca aklında tasarladığı, on üzerinden on puanlık bir kitaptır. Okuyun, okutun.