• Kötüler ne denli zarar verirlerse versinler, iyilerin verdiği zarar en zararlı zarardır!
    İyilerin aptallığında dipsiz bir kurnazlık vardır.
    İyiler yalancı kıyılar, yalancı güvenlikler öğrettiler size.
  • ...bir tür akılsızlık bile denebilecek, tehlikenin ya da düşmanın üzerine o yiğitçe gidişin yanında veya asil ruhların her zaman birbirlerinin farkına varmalarını sağlamış olan öfkenin, sevginin, hürmetin, minnetin ve öcün o coşkulu birdenbireliği yanında hiç de esaslı bir yer tutmamıştır kurnazlık.
  • Tesadüf eseri karşıma çıkan bir roman Konstantiniyye Oteli. Bir otobüs firmasında unutularak ve sahibinden ses çıkmamasıyla birlikte elime geçti. Nedense unutulmuş kitaplardan yana şansım yaver gidiyor bugüne kadar beğenmediğim çok az unutulmuş kitap olmuştur.
    Livaneli ile tanışma kitabım olması da ayrı bir önem arz ediyor benim için.

    Roman tam anlamıyla bir Türkiye tablosu. Zenginin çok zengin , fakirin ise çok fakir olduğu ülkemizde, bu iki değneğin ucundaki insanların bir ipteki cambazlıklarını gözlerimizin önüne seriyor yazar. Bu cambazlık gösterisi kimi zaman gözünüzden yaş getirecek kadar hüzünlü , kimi zaman da insanlardan nefret edeceğiniz kadar iğrenç ve ön önemlisi de gerçek.

    Bir otel açılışının ana konu olduğu kitapta otele gelen davetliler ve çalışanlar üzerinde şekilleniyor kitap. Bir de otelin yeraltı Nekropolis \Konstantinopolis yani İstanbul’un altında yatan ölüler. Otelin açılışı bu üç grubun içine ve onların hikayelerine doğru yolculuk yapmamızı sağlıyor.

    1. Grup :
    Paranın hüküm sürdüğü topraklarımızda , “Kroyum ama para bende!” tiplerinden tutun da paranın içinde yüzerken, bilgisizlik havuzunda boğulan tipler, kurnazlık ile zekayı birbirine karıştıranlar, her şeyi bildiğini sanıp hiçbir şey bilmeyenler, tek değerli bilginin dedikodu olduğuna inananlar, para için her türlü yıkama yağlama yapanlar, ameliyatsız güzel görünmeyeceğine inanan kadınlar, eşlerini aldatan çiftler daha neler neler zenginler çetesini ayakta tutmakta.

    2. Grup:
    Çoğu İstanbul’a taşı toprağı altın diyerek göç etmiş, kimi umduğunu bulmuş kimi bulamamış. İçlerinde dinine hastalık derecesinden bağlı olup İşid’e katılan da var , çocuklarını ve karısını aşırı kıskançlığın beyinde yarattığı hastalıkla düşüncelerle balkondan atan da var. Bir teneke barakada yaşayıp annesi geçinmek için başka erkekle birlikte olmak zorunda kalmasın diye araba hırsızlığı yapan çocuklar da var. Ya da tecavüzcüsünün boynunu kesip köy meydanına atan ardından tecavüzcüsünden hamile kaldığı için çocuğu yüzlerce kez öldürmeyi denemiş ama başaramamış bir kadın ve onun hapishanede büyüyen çocuğu Garip de var. Türkiye bu, biter mi fakirin fukaranın trajik öyküsü?

    3. Grup:
    Mezarda kıyamet gününü bekleyen ruhlardan oluşuyor bu grup. Milyonlarca yıl öncesinden günümüze kadar bir sürü insan , hayvan , hatta organ var burada. Hepsi kendi dertlerini kitabın bir bölümünde aktarıyor. Abisi tarafından boğdurulmuş 19 şehzadenin üzgün ruhları, başı kesik olup Ayasofya’nın kapısı arayan at, gözleri oyulan insanlar, Resneli Niyazi’nin Hürriyet Geyiği’nin nasıl katledildiği, hadım edilmiş bir adamın organının , sahibini arayışı, Osmanlı donanmasında kullanılan maymunlara edilen tecavüzler…

    İşte bu grupların hepsi o gece otelin açılışında gözlerimizin önüne serildi. Ülkemiz gözlerimizin önüne serildi. Paranın insanı insan yapmadığı , bilginin ne kadar bol ve bizim ülkemizde ne kadar az insanın ona sahip olduğu gözlerimizin önüne serildi. İstanbul üzerinden tüm insanlığın karakterinin anlatıldığı romanda ne kadar çirkin , aç, bir tür olduğumuz adeta yeniden kanıtlandı.

    İsa doğdu, peygamberler geldi geçti, kutsal kitaplar bırakıldı. Peki ne değişti ? İnsanlar hala birbirlerini öldürmüyorlar mı ? Komşusu açlıktan ölürken , partilerde , yemeklerde hunharca , kusana kadar yiyip, içmiyorlar mı ? Çocuklar ölmüyor mu ?

    İnsan bu dünyaya geldiğinden beri hiçbir şey değişmedi. Hala kötülükle beslenen bir tür olarak yükselmeye , besin zincirinin tepesine geçmeye devam ediyor. Livaneli bunu Türkiye üzerinden aktarmış , bazı tarihi olaylara Gezi’ye ve Roboski’ye yer vermeyi de unutmamış. Hiç değilse medya yerine romanların önemli olayları tarihe aktaracağını bilerek hareket etmesi bile bu romanı benim gözümde güzel kılar. Tam anlamıyla bir karakter ve dünya analizidir. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
  • İyi resim cesaret ister, kurnazlık ister. Şıp diye kestirmek ne yapılabileceğini ve uygulamak. Amansız bir hücumla gerçekleşir güzel yapıtlar.
    Oktay Rifat
    Sayfa 39 - YKY, Haziran 2008
  • Zülfü Livaneli yeni bir kitap mı çıkarmış?!?!? Hemen almalıyım dedim.

    En yakın kitapçıya girdim, baktım bir de ne göreyim.

    Kısacık ve illüstrasyonlarla dolu incecik bir kitap 29 TL !!!!
    Yapılan bu fiyat uygulaması yayınevince yapılan bir ŞARK kurnazlığından Bask birşey değil !!!

    İçeriğe gelince bir o kadar da mutlulukla, yüzümde sırıtmalarla okuduğum , şaşırdığım bir o kadar da saygı duyduğum ( ki aslına bakarsanız bu aralar en önemli olan kıstas bu ki ve bu kitap bunu her harfinde veriyor).

    İstanbul tarihinde yer edinmiş 15 yazın adamı yazıları kişilikleri ve tarihçeleri ile oluşturulan kurgu türünde bir kitap idi.

    Kostantiniyye Oteli kitabın bir bölümü olarak tasarlanmış fakat sonrasında da kitapçık olarak basılmış ve ne kadar fazla fiyat o kadar kar ve o kadar çok kurnazlık tekniği ile fiyatı belirlenmiş bir kitap.

    Üzülerek söylüyorum ki bu fiyat politikası beni korsan almaya itti.Ve benim gibi birçok okuyucuyu da itecektir diye düşünüyorum.
  • İyilerin aptallığında dipsiz bir kurnazlık vardır.
    İyiler, kendi erdemlerini bulanı çarmıha germek zorundadırlar!
    Yaratıcıdan
    nefret ederler en çok, levhaları ve eski değerleri altüst edenden,
    bozandan, - yasabozan derler ona. Çünkü iyiler, yaratamazlar; onlar hep
    sonun başlangıcıdırlar. İyiler yalancı kıyılar, yalancı güvenlikler
    öğrettiler size; iyilerin yalanları içre doğup büyüdünüz siz. Her şey
    iyiler eliyle baştan aşağı burulmuş, çarpıtılmıştır.
  • İnsanlar rahatlıkla aptallar ve alçaklar olarak ayrılabilirler. Sürüyle alçak var! Kurnaz vahşi hayvanlar gibi yaşıyorlar kardeş; yalnızca güce tapıyorlar! Ama benim gücüm gibisine değil, benimki göğsümde ve elinde hapis; kurnazlığın gücü ise... Kurnazlık vahşi hayvanın aklıdır!
    Maksim Gorki
    Sayfa 68 - Türkiye iş Bankası kültür yayınları