·
Okunma
·
Beğeni
·
13018
Gösterim
Adı:
Benim Üniversitelerim
Baskı tarihi:
1 Ocak 2007
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099220
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Kötülük her yerdeydi ve kimse nedenini bilmiyordu!
“Bilinmeyen bir yerde, bir örümcek gibi oturuyor; ördüğü görünmez ağlar yaşamı sımsıkı sarıyor ve bu ağın güçlü düğümleri her yerde hissediliyordu.
O, kendini sonsuza değin insanlara yardım etmekle cezalandırmıştı. İnsanı sersemleten fikirlerle hayatın anlamsızlığına ve çalışmanın gereksizliğine ait bir sürü nutuk dinledi. Bir hayal uğruna ayaklanıyor, hayatta bir yerleri olmadığını görüyorlardı. Yaşam, boynundaki düğümü daha fazla sıkıyor, daha sıkı bağlıyordu. Şahlanmış fikirlerin kaprisli sıçrayışlarını izlemiyordu artık.
Olanaksız gibi görüneni istiyorlardı aslında; onlara göre olanaklı durum birçoğunun zannettiği gibi olanaksızlıklar arasında değildi. Toplumsal bir sanrıydı. Birçok şeyin olanaksız sayılması ve gerçekler, bu sanrıları dönemsel kılıyordu.
Unutmak ve avunmak istiyordu, bilgi değil. Gereken sadece sakin bir köşe ve istediği zaman öpebileceği, ondan da her yönde karşılık görebileceği bir kadındı...”
176 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Gorki Gorki Gorki. Bir yazarın ilk kitabını okuduktan hemen sonra tüm yazdığı kitaplarının okunması, o yazarın gerçek yaşamla ne kadar iç içe olduğunun kanıtıdır kanımca. Gorkinin mürekkebi süt tatlıları gibidir. Yedikçe yersiniz; yumuşaktır, hafiftir, nettir ve gerçektir. Realizm denince ilk akla gelenlerdendir. Gorki fakirdir, hor görülmüş bir yaşamı vardır, acının kendisidir. Acı insanı olgunlaştırır. Gorki de olgundur. Aleksey, kitapta somut ruhlar içinde soyut kalmaya çalışan asil bir ruhtur. Ruh olması gerektiği gibi soyut olmalıdır.
Olacakların olmaması için olması gerekenleri bilmek gereklidir. Aleksey bence ne olması gerektiğini biliyor fakat toplumunun, çağın hastalığı olan "kibir" i yüzünden bunu onlara anlatamıyor, sessiz çığlıkları içinde büyüyor.

İyi okumalar...
176 syf.
·Beğendi·9/10
#gorki nin bu eseri kendi hayatını yazdığı üçlemeden sonuncusu. Okuma ve eğitim alma aşkıyla yanan bir genç üniversite eğitimi için Kazana gelir. Ama okuyamaz. Bunun sebebi ise hayat üniversitesiyle karşılaşmasıdır. Hayattan alabileceği bütün dersleri alır. Hayatla iç içe geçmiş, görmüş, öğrenmiş ve mezun olmuş.
Oğuz atay'ın Tutunamayanlar adlı kitabında benim üniversitelerim kitabının ayrı bi yeri vardır. Bu yüzden tekrar okumak istedim. Zaten klasiklerin şöyle bir özelliği var: tekrar okuduğunuzda her zaman farklı bir yönünü görürsünüz. Her yıl yada her yaş için farklı sonuçlar elde edersiniz. #klasik eserler bu yüzden asla eskimez, asla ölmezler. Kesinlikle tavsiyemdir.
176 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Maksim Gorki'nin bence en güzel yönlerinden birisi kuşkusuz de işin özünü lafı fazla dolandırmak yerine verilmek istenen mesaja uygun ifaderi bulup muazzam mesajları en uygun biçimde verebiliyor olması. Çok özlü bir kitabını daha okumuş oldum. Kitabı tavsiye ederim, okuyup okumamak size kalmış. Ama bu yazarı muhakkak tanıyın. Gerçekten kalemi çok güçlü yazarlardan biri. Olayları anlaşılır sade bir dille vermesine rağmen vermek istediği mesajı çok güzel aşılıyor. İyiki yazmış büyük usta.
Herkese iyi okumalar dilerim.
226 syf.
·27 günde·5/10
Dikkat! Otobiyografi olması hasebiyle spoiler içerebilir.

Otobiyografi üçlemesinin sonuncu, Benim Üniversitelerim. Çocukluğum'da bir çocuğun dünyayla tanışmasını, Ekmeğimi Kazanırken'de dayanaksız bırakılan bir çocuğun bireyselleşme mücadelesini ve Benim Üniversitelerim'de hayat mücadelesinin bilince dönüştürülmesini görüyoruz. Hayat kendini çocukluğunda farklı tanıtmıştı Gorki'ye, elbette bu durumda sıradan bir eğitim bekleyemezdik Gorki için ve nitekim öyle de oluyor; Gorki'nin üniversiteleri hayatın kendisiydi, her ne kadar sıradan insanlar için düzenlenen üniversitelerde okumak istediyse de, dünya hayatı onu özel okuluna çoktan kaydetmişti geriye ona okumak kalıyordu ve hakkıyla da okuyordu...

Rusya "ekmek, barış, özgürlük" sloganı etrafında şekillenen Bolşevik İhtilali'nin sancılarını çektiği dönemde Gorki hayat üniversitesinde öğrenim görüyordu. İşte bu dönemin izlerini hayatında fazlasıyla görüyoruz. Her dönemde olduğu gibi kendi döneminde de sistemin çarklarını çevirenler ve çarkların altında ezilenlerin mücadelesi sahne almıştı, hayat ona ağır dersler veriyordu, o ezilen taraftaydı. Özellikle bu bölümü köy hayatında yaşadıklarıyla aktarıyor bizlere. Üniversitesi uygulama ağırlıklıydı yeri geldiğinde ağır pratiklerden geçiyordu: "Aralık ayında kendimi öldürmeye karar verdim.... Çarşıdan dört kurşunla dolu bir tabanca aldım ve kalbime isabet ettireceğimi düşünerek göğsüme ateş ettim. Ama sadece akciğerimi delik deşik etmekle kaldım. Bir ay sonra oldukça mahçup, kendimi son derece aptal hissederek yeniden fırındaki işime başladım." Yani öğrenimi devam ediyordu.

Ve dersleri çok ağırdı. Hayatında apayrı bir yeri olan ruhsal bağlarının kaynağını oluşturan belki de dünyada en sevdiği insan olan ninesi de ölüyordu: "Ninem öldü. Öldüğünü cenazesinden yedi hafta sonra, kuzenimin gönderdiği bir mektuptan öğrendim... Ağlamadım. Yalnızca buz gibi bir rüzgârla içimin ürperdiğini hatırlıyorum. Geceleyin, avluda odun yığınlarının arasında otururken, birisine ninemden söz etmek, onun ne kadar şefkatli ve zeki biri olduğunu, herkese analık ettiğini anlatmak için şiddetli bir arzu duydum. Bu şiddetli arzuyu uzun süre ruhumda taşıdım. Ama anlatabileceğim hiç kimse yoktu ve bu gizli arzum ifade edilemeden geçip gitti." Seçmeli dersleri yoktu hepsini geçmek zorundaydı. Sığındığı tek bir şey vardı kitaplar, kitaplar, kitaplar ve durmadan okuyordu aynı Rousseau gibi, Jack London gibi...

Gorki'nin hayatı neden önemli ve okumamız için bizi teşvik eden şeyler ne? Belki birçok şey sıralanabilir bu soru için ancak çok önemli gördüğüm üç nedeni sıralayacağım. Birincisi kitap okumanın gücü, bugün Gorki dünya çapında tanınan bir yazar ise buna en büyük katkıyı okuduğu kitaplar sağlamıştır. Yani bize kitap okumanın önemini kavratacak bir hayat hikayesi. İkincisi hayata eksilerde başlayan çocukların çektiği sıkıntıları ve bu sıkıntıların yüreklerindeki izdüşümlerini anlamaya çalışırız. Ve bu da onlara karşı davranışlarımızı şekillendirir. Maalesef birçok insan hayata bu şekilde başlıyor ve hepsi de yazar olup yaşadıklarını bize açıklama fırsatı yakalayamıyor. Üçüncüsü ise önemli bir yazarın kendi penceresinden aktardığı hayat hikayesine eşlik etmek için. Bu anlamda bir yazarın eserleri okunmadan önce eğer varsa otobiyografisinin okunması, o yazarın eserlerinin anlaşılırlığını artıracağını düşünmekteyim.
144 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Maksim Gorki, bu eserinde toplumun yanlış yönlerini eleştirel bir bakış açısıyla anlatmış. Aslında bu bakış açısıyla toplumcu bir yazar olduğu aşikardır.

Üniversite okumayı çok isteyipde, hayat şartları yüzünden okuyamayan, çalışmaktan başka çaresi olmayan bir kepaze hayatını gözler önüne sermektedir. Aksine bilime aşına olan vede bilgisi olan biridir.

Yazar yer yer insanoğlunun başıboşluğundan, amaçsız ve şuursuzca bir hayat sürmelerindende dem vurmaktadır.İnsan hayatının sadece kendi çıkarları için yaşamalarına kızmaktadır. İnsan hayatı sadece kendisi için olmamalı, insanlara faydalı , yardımcı olacak şeklinde bir hayat sürmesi gerektiğine vurgulanmaktadır.

Ve kitapda ki en güzel alıntıyla bitirmek istiyorum;
"yargıya varmakta acele etmeyiniz. Yargıya varmak basit bir iştir. Ama bu basitliğe aldanmayınız. Her şey geçer, her şey daha iyiye doğru değişime uğrar. Ağır mı? Evet ağır, ama sağlam bir şekilde olur bu değişim. Her şeyi inceleyin, her şeyi yoklayın. Korkusuz olun, ama yargılamakta acele etmeyin...
176 syf.
·10 günde·Beğendi·9/10
Maksim Gorki’nin otobiyografisini anlatan,Çocukluğum;Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim eserleri bu sırası ile okunmalı.Bu üç eserde Gorki’nin yaşam hikayesini,çocukluğundan itibaren yaşadığı zor hayatı gerçekçi üslubu ile,zamanın Rus yaşamını yazarla birlikte yaşamış gibi olacaksınız.Gorki küçüklüğünden beri yaşamış olduğu zor şartlar altında tamamen kendi kendini yetiştirmiş bir yazardır.Bu üçüncü kitabında Üniversite okumak için Kazan’a gitmiş maalesef üniversite öncesi eğitimini resmi okullarda tamamlayamadığından dolayı üniversiteden kabul görmemiş,bu nedenle kendi deyimi ile hayat üniversitelerinde eğitimini tamamlamıştır.Bu önemli yazarı tanımak,devrim öncesi Rusya’yı anlamak ve devrime götüren sebeplerin nedenini kavrayabilmek için bu üç eserin okunması oldukça faydalı olacağı görüşündeyim.Başlayınca zaten yazarın akıcı anlatımı sizi sürükleyecek,bir bakmışsınız ki bu üç kitap bitivermiş.İyi okumalar.
176 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Rus Devrimi'nin edebiyatçısı denince akla gelen ilk isim Gorki'dir.Benim Üniversitelerim,yazarın otobiyografik-roman eseri.Gorki daha 16 yaşındayken Kazan'a üniversite okumak amacıyla gelir.Fırınlarda,kitapçılarda,bakkalarda çalışıp;çatı katlarında yaşayarak yoksullukla mücadele eder.İşte bu sıralar;ihtilal düşüncesiyle tanışır;çevresini,hayatı ve halkını bu dönemde tanımaya başlar.

İhtilal yanlısı çevre içinde bulmuştur kendini.Lenin'le dostluğa kadar uzanacak yol; burada başlamıştır.Yaşamının sonunda tabutunu taşıyacaklarından biri de Stalin'dir.

Okumaya karşı saf bir zihin;etrafında yaşanacak her şeye karşı merak içindedir.Konuştuğu insanlarla yaşam adına büyük dersler alır ve bunu "...ünlü düşünürlerin fikirlerinin çoğunu; ilk önce yaşam mücadelesi veren küçük insanlarda buldum." şeklinde ifade eder.

Okuduğum bu;ilk Gorki kitabında, onun ne derece derin bir gözlemci olduğunu fark ettim.Gorki yaşamının bu dönemini tüm gerçekliği ve çıplaklığıyla gözler önünüze seriyor.

Gorki okumanın en güzel tarafı da,sizi de bu yaşamın ortağı haline getirmesi.Okuduğum da bende; onun yaşadıklarına ve çevresine anlam vermeye çalıştım.Kendimi hikayenin içinde buldum.

Köyünden gelip; okumaktan bile zorlanan bir gencin,günü geldiğinde tüm dünyaya kendini okutturacak bir yazar olacağını kim kestirirdi.Ne aristokrat bir babaya; ne de doyarak kalkacak bir sofraya sahipti.Her şeye rağmen devrimin romancısı oldu.

Gerçekliği iliklerinize kadar hissettirecek;aşk meselesinin bulandırmadığı bu eseri, zevkle okuyacağınıza eminim.
Herkese iyi okumalar...
176 syf.
·2 günde·10/10
Bir yazarın kitaplarının ne anlattığını anlamak istiyorsak onların hayatlarını incelememiz gerekir bence. Özelikle Zweig, Dickens, Gorki, Kafka..gibi yazarların.
Serinin ilk kitabı "Çocukluğum" adı üstünde çocukluk dönemine ait eseriydi. Acının, dramın, şiddetin baş gösterdiği eserdi. "Ekmeğimi Kazanırken", dedesinin 'var git ınsanlarin arasına karış' sözüyle bulaşıkcılığa, kuş avına, ikonografi atölyesinde çalışmasına kadar para kazanması ve hayatını etkileyen birçok insanla tanışmasından bahsediyor. Hayatında iyi/kötü iz bırakan bu insanlara eserlerinde de yer vermiş Maksim Gorki.
O kadar sevdim ki özellikle bu kitabı, o yüzden son kitabı da okuyup seriyi hemen tamamlamak istiyorum.
200 syf.
Gorki, okuma aşkıyla yanıp tutuşan on altı yaşında yersiz yurtsuz bir delikanlıyken, üniversiteler kenti Kazan’a gelmiş ve yaşam üniversitesinin çetin sınavlarından geçerek kendi kendini yetiştirmişti. Yaşamının acı ve yoksulluk içinde geçen bu öneminde, ilk kez halkçı-ihtilalci gizli siyasal örgütlere katılmış, Volga boylarındaki köylerde, halk arasında devrimci propaganda ve ajitasyonda bulunmuştur.
176 syf.
·3 günde·8/10
Benim Üniversitelerim’i de okuyarak Maksim Gorki’nin otobiyografik üçlemesini bitirmiş oldum bu ay.

Ocak’ta grup olarak Ana kitabını okuyacağımız için daha öncesinde Gorki’yi tanımak adına otobiyografisini okumak istedim ve iyi ki de öyle yaptım. Çünkü neler yaşadığını bildiğimde Ana kitabından daha çok tat alacağıma inanıyorum.

Çok zorlu bir çocukluk ile başlayan çok zorlu bir hayat yaşamış Gorki. İlk kitap olan çocukluğumda küçük yaşta başına gelen kayıpları, dedesi ve ninesi ile olan yaşantısını, biraz ucundan da dönemin Rusya’sını görüyoruz

İkinci kitap olan Ekmeğimi Kazanırken’de ise dönemin Rusya’sını daha fazla görmeye başlıyoruz. İnsanların nasıl açlık çektiğini, bir dilim ekmeğe bile muhtaç olduklarını okuyoruz ve ben okurken insanların yaşadığı sefaleti gördükçe gerçekten mahvoldum. Gorki’de ekmek parası uğruna çocuk yaşta çalışmaya başlıyor. Kağıt toplayıcılığından, bulaşıkçılığa kadar her şeyi deniyor 9-15 yaş aralığındayken. Ama asıl tutkusu kitap okumak. Elinden geldikçe kitap okumaya çalışıyor. Ve beni en çok şaşırtan noktalardan birisi de o dönemde kitaplara şeytan icadı gözüyle bakılması oldu. Kitap okuduğu için dayak yiyor, şeytan çocuk oluyor ama yılmıyor Gorki. Hatta bu onu daha da kamçılıyor. Okuma hevesiyle doluyor.

Son kitap olan Benim Üniversitelerim ise üç kitap arasında en siyasi olan kitap diyebilirim. Gorki üniversite okumak uğruna yaşadığı şehri ve herkesi geride bırakıyor ama ummadığı şeyler ile karşılaşıyor. Kendisini devrimcilerden oluşan bir sosyal çevrenin içinde buluyor ve onlarla birlikte bu yolda yürüyor.

Bence Gorki okumak isteyen herkesin öncesinde onu tanımak, dönemin Rusya’sını tanımak için okuması gereken serilerden birisi. Biyografi severlere zaten tavsiyem ama sevmeyenlere de en azından bir şans vermelerini söylemek isterim.
176 syf.
·2 günde
Unutmak ve avunmak istiyordu, bilgi değil. Gereken sadece sakin bir köşe ve istediği zaman öpebileceği, ondan da her yönde karşılık görebileceği bir kadındı... Keyifli okumalar
176 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Maksim Gorki'nin otobiyografik romanlarından sonuncusu olan bu kitabı okuyunca yaşadıkları gözümüzün önüne geliyor.

Karşımıza küçük yaşından itibaren kaderin sillesiyle anne ve baba sevgisinden yoksun kalmış, tek dayanağı büyükannesi olan ve o yaşlarda para kazanmak için çalışan çocuk çıkıyor.

Yazarın hayata bakış açısının şekillendiği mevsimlerde etrafa olan ilgisi kitap okuma hevesiyle daha fazla artıyor ve gözlemleri sonucunda dönemin kişiliklerinin sahip olduğu tiniyetleri, iyi ve kötü yönlerini bizlere aktarırken insanlığımızından nefret ediyoruz.

Kitabı iyice irdeledikten sonra insanların parasızlıktan, can sıkıntısından, çalışmanın ve hayatın anlamsızlığından doğan bir çok nedenden dolayı tiksinç yollara başvurduğu anlaşılıyor. Maksim aynı sıkıntılara düşüp zavallı insanlara yardım edemediğinden ve dayatılan sistemin değiştirilemeyeceğini anlayınca intihar teşebbüsünde bulunuyor fakat başarılı olamıyor.

Sonuç olarak insanlığı böyle tiksinç yapan sistemin ufak dokunuşlarla değişmesi gerektiğini ileri süren devrimcilerle karşılaşıp yoluna onlarla devam ediyor.
+ "Seni burada yaşamaya zorlayan ne? "
- "Ruhum için,sevgili dost! Ruhum ancak burada,sizin yanınızda ısınıyor."
Maksim Gorki
Sayfa 24 - Akvaryum Yayınevi
"İnsan kalabalığını sevmiyorum, işte o kadar! Ben kendi halinde bir yaşam sürmeli, ıssız yerlerde yaşamalıyım, ama yaşanacak doğru dürüst ıssız bir yer de bilmiyorum."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Benim Üniversitelerim
Baskı tarihi:
1 Ocak 2007
Sayfa sayısı:
164
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759099220
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İskele Yayıncılık
Kötülük her yerdeydi ve kimse nedenini bilmiyordu!
“Bilinmeyen bir yerde, bir örümcek gibi oturuyor; ördüğü görünmez ağlar yaşamı sımsıkı sarıyor ve bu ağın güçlü düğümleri her yerde hissediliyordu.
O, kendini sonsuza değin insanlara yardım etmekle cezalandırmıştı. İnsanı sersemleten fikirlerle hayatın anlamsızlığına ve çalışmanın gereksizliğine ait bir sürü nutuk dinledi. Bir hayal uğruna ayaklanıyor, hayatta bir yerleri olmadığını görüyorlardı. Yaşam, boynundaki düğümü daha fazla sıkıyor, daha sıkı bağlıyordu. Şahlanmış fikirlerin kaprisli sıçrayışlarını izlemiyordu artık.
Olanaksız gibi görüneni istiyorlardı aslında; onlara göre olanaklı durum birçoğunun zannettiği gibi olanaksızlıklar arasında değildi. Toplumsal bir sanrıydı. Birçok şeyin olanaksız sayılması ve gerçekler, bu sanrıları dönemsel kılıyordu.
Unutmak ve avunmak istiyordu, bilgi değil. Gereken sadece sakin bir köşe ve istediği zaman öpebileceği, ondan da her yönde karşılık görebileceği bir kadındı...”

Kitabı okuyanlar 2.362 okur

  • ƑⱭԵÍհ - ҽɾ

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları