Feyza

Kendimizi açıklamaya ne kadar çok çabalarsak karşımızdakini o kadar yanlış anlıyoruz. Masallarda olduğu gibi. Söz gümüşse sükût altındır.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tekrar gelebilirsin, dedi, bir teselliydi bu, o zaman kavrayamamıştım. Ama bugün, elli iki yaşımdayken, anlıyorum o dediğini. Bazı şeylerin insana ulaşması ne kadar uzun sürüyor.
Hem çocuğum büyümüştü, onun için yapabileceğim şeyler artık o kadar azdı ki, şimdi heyecanlı deneyimlere atılan çocuğa artık dikkat edemeyeceğime göre en azından gitarını eve taşıyabilmek bir teselliydi.
Yaşama hoyratça davranmaya alışkınım; çünkü bozuk para gibidir. Edepsizce değil ama, yine de harcamak gerekir; yoksa, tedavülden kalkabilir.
Gözlerimi açtığımda düşlerimin büyük kısmını; bazen hiçbirini, hatırlamıyorum. Eksikliğini ve acısını çektiğim tek şeyse, bu. Düşlerimin, hayallerimin bile ne olduklarını bilmemek... Oysa, düşlerdir insana gerçeği anlama, gerçeği çarpıtma, ya da gerçeği aşma imkânı sunan.