Her kütle sürekli hareket halindedir.
Yeryüzü, zaman, kavramlar, aşk, yaşam, adalet, kötülük ...
Her şey ama her şey, akışkan bir geçiş anındadır. Tek bir yerde, tek bir şekilde sonsuza kadar kalabilen hiçbir şey yoktur. Uzayın kendisi de, başlı başına kocaman bir Karakedi kargocusudur."
Tanrı ya da Buda olmadığım için, insanın iyiliği, kötülüğü hakkında bir yargıda bulunmam gerekmez. Ayrıca, bu iyilik ve kötülük kavramlarıyla tanımlanan şeyler de beni ilgilendirmez.
" Ben de böyle yaşıyorum işte. Yaralar
almaya devam ettiğim, yüreğimin her gün biraz daha değiştiği, zamanın durup dinlenmeden akıp gittiği bir dünyada."
Bizim ego veya bilinç olarak adlandırdığımız şeyler, buzdağları gibi, kütlelerinin büyük kısmını karanlıkta gizliyorlar. Böylesi bir yabancılaşma, bazı durumlarda içimizde derin karşıtlıklara ve karmaşaya da yol açabiliyor."
"Dışarııya ait fiziksel karanlık ile içlerindeki ruhun karanlığı arasındaki sınır çizgisi bile belirsiz, hatta birbirine karışmış haldeydi. İşte böyle."