Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, emma goldman özgürlüğün politik alanla sınırlandıralamayacağını, hayatın her alanında hissedilmesi yaşanması gereken bi olgu olduğunu, “Özgürlük ve kendini ifade etmeye duyulan şiddetli arzu, insanda temel ve baskın bir niteliktir.” ifadesiyle de bunun evrensel bi özellik taşıdığını anarşizmin hayata bakışı, mülkiyet, hükümet, militarizm, din, vatanseverlik, evlilik ve aşk başlıkları altında, okuyanları yormayan ama her cümlesinde sorgulatan, belki de hiç bakmadıkları bi pencerenden de düşünmeye sevk eden bi şekilde kaleme almış.
Feminist kitaplık’ta yer alan kitaplardan biri olması nedeniyle belki kadınların okuması daha çok tavsiye edilirken, önyargılardan sıyrılıp, özellikle erkeklerin de okuması gerektiğini düşündüğüm bi kitap. Çünkü birimizin özgür olmadığı yerde hiçbirimiz özgür değiliz. Çünkü yaşamı dilediğimizce dans edip istediğimiz renklere boyayabildiğimiz, bize dayatılanlardan bağımsız hayatın tadını çıkarıp sevip sevindiğimiz gerçek ve tam özgürleşme; kadın ve erkeklerin birlikte el ele yürümesiyle, mücadele etmesiyle kazanılacak.