Hiç Bitmeyen Çin İşkencesi.
3/10
·328 syf.··
2026 43. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 23:17
Spoiler olacak. Finale kitabından da olacak. Bronz okumamın acılı bir süreç olduğunu düşünmüştüm ama hayır bu bir başkaydı. Bu efsaneydi. Benim devrimim oldu bu kitap.(kötü anlamda çünkü beni rsye soktu) Beklenti denizinden bir yudum su verdi bana, sonra o su da zehirli çıktı. Allah kahretmesin ben mi fazla taktım yoksa gerçekten imtihanvari bir süreç miydi aklım almıyor. İlk kitaba da bayılmış değildim ama bu rezaletti bence. Kitap bana asla geçmedi. İnsanların favorisinin neden iki olduğunu da asla anlayamadım. Ya öncelikle ben kimsenin sihre inanmıyor olmasından başlayacağım. Madem kimse sihre inanmıyor gerçek değil abi neden kimse şaşırmıyor şaka mısınız siz? Evangeline falan da aşırı kolay alıştı. İlk başta bu kadar batmamıştı ama kimsenin tuz gezdirmiyor olmasından hoslanmadığımı fark ettim. Bu insanlar sihirli ve sihrin doğduğu bir yer var anladığım kadarıyla. Ve burası da bu kitaptan çıkarımlarıma göre Kuzey. Peki madem neden Jacks’in sihri Valenda’dan çıkınca azaldı. Scarlet ve Donatella, Jacks’i aramayı kesti mi? Jacks Kuzey’de madem bu kadar popüler bir lorddu neden Güney’de prenslik yapıyordu? Üstelik tahta geçmek için veliahtları falan zehirlemişti. Anlamıyorum? Bu kitap Caraval evreninin devamı mı yoksa yazar Jacks’i istediği gibi yoğurabilmek için farklı farklı elementler mi uyduruyor. Kitap Caraval evreninden bağımsız yazılsa daha umut vadedici olabilirmiş. Oradaki Jacks karakteri yerine farklı büyülü bir yaratığı ve onun geçmişini okusak süper olurmuş. Bu geçmiş bence Jacks’e oturmamış. Yazar neden kafasına göre bizim bildiklerimizi değiştiriyor onu da anlamış değilim. “Jacks kader tanrısı olduğu için yaşlanmazdı ama kötü yaralandıysa ölebilirdi.” (248) Hayır? Ölmezdi? Yazarın Caravalda anlattıklarıyla ters düşüyor bu. Finale kitabında Kayan
1000Kitap
Hiç Bitmeyen MasalStephanie Garber · Dex · 2023927 okunma
Ontolojik Otonomi ve Estetik Başkaldırı
Puan vermedi·138 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 08:32
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim Değildir Emma Goldman Emma Goldman’ın Neşeli Devriminin Sosyolojik ve Felsefi Analizi ​Emma Goldman’ın "Dans edemeyeceksem, bu benim devrimim değildir" şeklindeki o ikonik beyanı, popüler kültürde sıklıkla bir pop-feminizm sloganı ya da salt bir hedonizm çağrısı olarak sığlaştırılmaktadır. Popüler kültürü bilirsiniz, derinlikten uzak sığa yakın olmak maharet sayılır. Oysa bu eser, dikkatli bir teorik okumayla incelendiğinde, ortodoks siyaset felsefesinin teleolojik yanılgılarına ve yapısalcı sosyolojinin bireyi ezen determinizmine karşı yazılmış radikal bir epistemolojik kopuş metnidir. Kopuş diyorum, çektim dikkatinizi değil mi? Goldman, devrimi yalnızca makrososyolojik bir iktidar devri olarak gören klasik Marksist ve püriten tahayyülü reddederek, kurtuluşun mikrososyolojik ve varoluşsal dinamiklerini merkeze alır. ​Sosyolojik düzlemde bu kitap, bedenin ve gündelik yaşamın biyopolitik bir analizini sunar. Goldman, dönemin devrimci çevrelerinde hakim olan çileci (asketik) ahlak anlayışını ve militer disiplini yapısal bir eleştiriye tabi tutar. Ona göre hegemonya, yalnızca kapitalist devlet aygıtının kurumlarında değil, aynı zamanda devrimci öznelerin birbirleriyle kurduğu ilişkilerde, toplumsal cinsiyet rollerinde ve "dava" uğruna feda edilen bireysel neşede de yeniden üretilmektedir. Bu bağlamda eser, Antonio Gramsci’nin kültürel hegemonya veya Michel Foucault’nun mikrososyolojik iktidar ilişkileri teorileriyle diyalog halinde okunabilir. Goldman, devrimci sürecin kendi içinde yeni normatif dayatmalar ve hiyerarşiler yaratmasına karşı çıkarak, iktidarın her türlü formuna karşı anarşist bir refleks geliştirir. Anarşizm onun için yaşam amacından çok yaşamanın ta kendisi olmuştur. ​Felsefi açıdan değerlendirdiğimizde ise Goldman’ın metni, bireyin ontolojik otonomisi üzerine
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim DeğildirEmma Goldman · Agora Kitaplığı · 20061,714 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kadın, Yaşam, Özgürlük !
Puan vermedi·138 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Kitabın adından da anlaşılacağı gibi, emma goldman özgürlüğün politik alanla sınırlandıralamayacağını, hayatın her alanında hissedilmesi yaşanması gereken bi olgu olduğunu, “Özgürlük ve kendini ifade etmeye duyulan şiddetli arzu, insanda temel ve baskın bir niteliktir.” ifadesiyle de bunun evrensel bi özellik taşıdığını anarşizmin hayata bakışı, mülkiyet, hükümet, militarizm, din, vatanseverlik, evlilik ve aşk başlıkları altında, okuyanları yormayan ama her cümlesinde sorgulatan, belki de hiç bakmadıkları bi pencerenden de düşünmeye sevk eden bi şekilde kaleme almış. Feminist kitaplık’ta yer alan kitaplardan biri olması nedeniyle belki kadınların okuması daha çok tavsiye edilirken, önyargılardan sıyrılıp, özellikle erkeklerin de okuması gerektiğini düşündüğüm bi kitap. Çünkü birimizin özgür olmadığı yerde hiçbirimiz özgür değiliz. Çünkü yaşamı dilediğimizce dans edip istediğimiz renklere boyayabildiğimiz, bize dayatılanlardan bağımsız hayatın tadını çıkarıp sevip sevindiğimiz gerçek ve tam özgürleşme; kadın ve erkeklerin birlikte el ele yürümesiyle, mücadele etmesiyle kazanılacak.
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim DeğildirEmma Goldman · Agora Kitaplığı · 20061,714 okunma
Dansss
9/10
·138 syf.·
2026 28. kitabı
Dostlar, bu kitap kafamızdaki o asık suratlı, kaskatı isyan ve devrim algısına atılmış çok sağlam bir tokat aslında. Emma Goldman bize çok net bir şey söylüyor: Sistemin o boğucu, tek tip dayatmalarını yıkacağız diye, kendi içimizde neden kurallarla dolu gri bir hapishane yaratalım ki? Otoriteye, düzene başkaldırıyoruz eyvallah, ama bu kavgayı verirken yaşamaktan, hissetmekten, sokağın o filtresiz coşkusundan koparsak kopardığımız kıyametin ne anlamı kalır? Kitap resmen, 'Eğer içinde kendi ritmin, kendi özgürlüğün ve coşkun yoksa, o girdiğin kavga senin değildir' diyor. Bize sadece sisteme öfke kusmayı değil, o isyanın tam ortasında dimdik ve özgürce nefes almayı da hatırlatıyor. Eğer dayatılan düzene karşı direnirken bazen içinizin daraldığını, o mücadele hissinin sizi robotlaştırdığını hissediyorsanız bu manifestoya kesinlikle bir dalın. Emin olun, hem o isyan ateşini çok sağlam harlayacak hem de omuzlarınızdan büyük bir yük alacak. Bence hiç bekletmeyin, listeye ilk sıradan alıp okuyun derim."
Felsefe-Düşünce
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim DeğildirEmma Goldman · Agora Kitaplığı · 20061,714 okunma
9/10
·576 syf.··
2026 28. kitabı
BEYZA ALKOÇ~MİSAFİR~ Selam.Bugün sizlere beyzalkoc kaleminden #misafir kitabı ile geldim.Kitap aynı zamanda benim yazarın kalemi ile de tanışma kitabım oldu ve neden daha önce yazardan okuma yapmamışım dedim.Akıcı anlatımı ve şahane kurgusuyla çok severek okudum.Ana karakterleri olsun yan karakterleri olsun ilerleyişi ile kendini çok sevdirdi.Eliz ve arkadaşlarının yaşadıkları şeye çok üzüldüm ama her birinin kendilerine hayat kurmalarını mücadele etmelerini taktir ettim.Tüm yaşadıklarına rağmen Eliz’in sönük bir karakter olmayışı güzeldi.Ah Devrim Ali’ye bayıldım.İkiz kardeşleri ayrı bir sevdim.Kitaba ayrı bir renk katmışlardı.Her sayfasını soluksuz okuduğum aksiyon ve aşk türünde güzel bir kitaptı.Hele bir sonu vardı ki devamında aşırı merak ediyorum. Bu türde okuma yapmak isteyenler bu kitaba mutlaka bir şans vermeli diyorum. Eliz,annesinin o daha küçükken işlediği bir suç yüzünden hayatını annesiyle birlikte hapiste geçirmeye mahkum olmuştur.Burada da kendi gibi hayat mahkumu üç çocukla büyümüş ve bir sürü hayaller kurmuşlardı.Ve Eliz o dört duvar arasından kurtulduğunda tıp fakültesini kazanmış ve üçüncü sınıfa kadar gelmiştir. Arkadaşlarıyla hayal ettiği gibi o gece sevdikleri sanatçının konserine giderler.Ama Eliz’in karnı ağrıdığı için nöbetçi eczane arar ve bu sırada olmayacak bir yere girer.Asla görmemesi gereken bir olaya tanık olur. Adamlar onu fark eder ve peşine düşerler.Bu sırada Eliz yaralanır ve gördüğü bir sandığın içine saklanır. Devrim Ali,çok başarılı bir iş adamıdır.Babasından onlara kalan aile şirketini kardeşleriyle birlikte yönetmektedir ama bir tarafı da karanlıktır.Onun en büyük yemini intikamını almaktır.O gece o da oradadır ve sandığa saklanan Eliz’i bulup kurtarır.Kendi evine getirip tedavi ettirir. Eliz ise uyandığında karşılaştığı
MisafirBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 2026234 okunma
Puan vermedi·138 syf.··
2025 23. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 00:00
"kadın, hiçbir yerde yaptığı isim niteliğine göre muamele görmüyor fakat cinsiyetine göre yargılanıyor." yine neredeyse yüzyıl geçmişte yaşayıp o dönemleri yazmasına rağmen bu dönemin özelliklerini de barındıran bir kitap. yazar kitapta kadınlara, var olan duruma yönelik düşüncelerini belirtmiş. ayrıca anarşist yapısını da yazılarında işlemiş. benim en çok hoşuma giden ilk başta kitabın ismi oldu, söylemeden geçmek istemedim. sonrasında yazarın evlilik ve aşka dair söylemlerinin her birinin altını çizmeden neredeyse duramadım desem yeridir. kadınlara herhangi bir beceri kazandırılmadığından ve sonrasında da kocasına bakmak zorunda olduğundan bahsediyor yazar. bu dönemde de bu sorunları konuşuyor olmak da benim için bir o kadar üzücü oldu. ilgisine tavsiyemdir. bu şekilde deneme yazıları okumayı seviyorum ben açıkcası.
Dans Edemeyeceksem Bu Benim Devrimim DeğildirEmma Goldman · Agora Kitaplığı · 20061,714 okunma