Balkan Savaşı’ndan Birinci Dünya Savaşı’na uzanan, iki ayrı coğrafyadan akan ırmakların kaderle buluştuğu bir aşk, savaş ve göç hikayesi.
Tebriz’in varlıklı halı tüccarı ailesinden Settarhan ile Trabzon’un inci tanesi Zehra’nın yolları, savaşın, Bolşevik İhtilali’nin ve zorunlu göçlerin fırtınasında kesişir.
Bekiroğlu, kendi aile köklerinden beslenerek klasik roman tarzında kaleme aldığı bu eserde, “nar ağacı” metaforuyla kök salmayı, meyve vermeyi ve hayata tutunmayı simgeler.
Tarihin acımasız akışında bireysel kaderlerin nasıl iç içe geçtiğini, hem duygusal hem de tarihsel bir derinlikle anlatır. Bekiroğlu'nun kendine has nahif ve samimi sıcak dilini seviyorum, o yüzden tavsiye ederim:)