devran

devran
@devrunb
Sonsuz bilgiye kavuşmaya çalışan bir ölümlü.
Yaşlı sarhoşun dünyaya sitemi
Ne biçim dünya be! İnsanlar aya gidiyor. Elektriğin çevresinde dönen tatarcıklar gibi dünyanın çevresinde vızır vızır dönüyor uydular ama, burada, şu garipler köşesinde ne yasa var ne de zavallıyı koruyan, onu düşünen biri... Elinizden geleni ardınıza koymayın. Gebertin beni.
İnsan ve Toplum
Reklam
Yaşlı bir hapishane rahibinden Tanrı'nın istediği iyilik oluşumu
Tanrı biz kullarından ne istiyor? Tanrı'nın istediği iyilik mi yoksa iyiliği seçebilme şansına sahip olabilmek mi? Kötülüğü seçen biri gerçekte iyiliğe zorlanan birinden daha mı geçerli Tanrı'nın gözünde? Zor sorular bunlar küçük 6655321. Senden tek isteğim var. İleride bugünleri düşünür beni hatırına getirirsen, sakın Tanrı'nın bu küçük hizmetkârını kötü görme. Sana yapılacak olanlardan beni sorumlu tutma. Senin için dua bile edemem. Artık çok geç. Zaman gereğinden çok ilerlememiş bile olsa dualar seni kurtaramaz. Öyle bir bölgeye geçiyorsun ki dualar, Tanrı'nın gücü bile sana erişemez. Bu dediklerimi iyi dinle. Duaların, hatta ve hatta Koca Tanrı'nın bile seni kurtaramayacağı bir yere gitmenin korkunçluğunu düşün. Bir bakıma namuslu bir seçim yapabilme talihini yitirmiş olmakla, "iyiyi" yeğlemiş oluyorsun. Ben böyle olmasını isterim 6655321; Tanrı yardımcımız olsun.
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Yaşlı Rahip, Alex·Kitabı okudu
Tanrı ve İnsan
Akıl, hayvanlar ve insanlar arasında keskin bir sınır çizer, insandaki ilahi yöne ışık tutar, hatta bir dereceye kadar gerçekte var olmayan ölümsüzlüğün yerini tutar. Buradan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki akıl, elimizde olan yegâne zevk kaynağıdır. Etrafımızda akla dair hiçbir şey görmüyor, duymuyoruz, bu da zevkten mahrum olduğumuz anlamına geliyor. Gerçi elimizin altında kitaplar var, ama bu canlı bir sohbetin, karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor. Çok da doğru olmayan bir kıyaslama yapmama müsaade edecek olursanız, bence kitaplar notaya, sohbet ise şarkı söylemeye benziyor.
Önyargılar, gündelik yaşantımızdaki bütün bu pislik ve iğrençlikler gereklidir, çünkü bunlar gübrenin kara toprağa dönüşmesi gibi zamanla faydalı bir şeye dönüşür. Kökeninde pislik barındırmayan iyi bir şey dünya üzerinde bugüne kadar görülmemiştir.
Eğer ölüm herkes için olağan ve meşru bir sondan ibaretse insanların ölmelerine engel olmak niye? Bir tüccarın ya da memurun fazladan beş, on yıl yaşamasının kime ne faydası var? Tıbbın gayesini, ilaçların acıları hafifletmesi olarak görürseniz kaçınılmaz olarak ortaya şu soru çıkar: Acıları hafifletmenin amacı nedir? İlk olarak, acıların insani kusursuzluğa götürdüğü söylenir. İkinci olarak ise, eğer insanoğlu acılarını haplarla ve damlalarla hafifletebileceğini öğrenirse, bugüne kadar onları hem her türlü kötülükten koruyan hem de onlara mutluluk bahşeden dini ve felsefeyi tümüyle terk edebilir. Ölüm döşeğindeki Puşkin korkunç acılara maruz kalmış, zavallı Heine birkaç yıl felçli yaşa mıştı. Peki acı çekmedikleri takdirde bir amip gibi bomboş ve anlamsız bir yaşam sürdürecek olan falanca Andrey Yefimıç ya da filanca Matryona Savişna'nın hasta olmasına engel olmak niye?
Hayat ve İnsan
Reklam