Hiçbir zaman gerçekleşemeyecekti bu düşleri. Tutuklu gibi yaşayacaktı o loş evde, kapitone sabahlıklı, kılcal damarları görünen kadınla; her gün o plastik çiçekleri, yer yer kelleşmiş, kirli sarı kadife koltukları, formika masayı, sarımtırak iç bulandırıcı bir hüznü, beceriksiz bir hadım erkekliği taşıyarak...
Bilimsellik ve sanatsallık, öğrenmeye ve güzele duyulan arzu; toprak gibidir. Bilim ve sanat ise bilimsellik ve sanatsallık toprağında büyüyen çiçeklerdir...