Genç Ölümlü Şairler Kitabı
6/10
·690 syf.··
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 23:41
Yarım kalan hayatlar, yarım kalan hayaller ve yarım kalan hikâyeler her zaman etkiler bizi. Bir gün bizim de bir şeyleri yarım bırakıp, ansızın gidebileceğimizi düşündürür bilinçaltımızda. Ancak yaşamın yarım kalması ile yarım bırakılması arasında bilinçli bir tercih vardır. Dinmez Tarla Kuşunun Şarkısı, 17-35 yaş aralığında yaşama gözlerini yummuş ve geride yarım şiirler bırakmış şairlerin hikâyelerini anlatıyor. Kimisi hüzün, kimisi acıma, kimisi öfke ile yoğrulmuş onlarca hayat. Yaşam öykülerinin sonunda ise kendilerinden geriye kalmış birkaç şiir iliştirilmiş. Türkiye'nin hemen her köşesinden şairlere yer verilen detaylı ve emek verilmiş bir çalışma olduğunu da eklemek isterim. Kitaptaki şairlerin erken ölümlü olmalarının en büyük nedeni intihar. Pek çoğu erken yaşlarda girdikleri bunalımlar ya da yaşadıkları siyasi, ekonomik, ailevi sorunlar nedeniyle genç yaşta ayrılmayı tercih etmişler bu dünyadan. Ve yaklaşan vedalarını da şiirlerinde çok önceden ilan etmişler çoğu zaman. Çoğu silinip gitmiş, ancak birkaç araştırmacının titiz çalışması ile kendilerine ait bazı şiirleri bulunabilmiş şairler. Nilgün Marmara dışında, bugün bile adı anılan bir şair bulunmuyor kitapta. İntiharın dışında, özellikle de 40'lı yılların şairleri arasında en yaygın ölüm sebebi ise verem. Kitabın baş kısmında veremden hayatını kaybeden şairlerin yaşam öykülerini peş peşe okumak, yaşadıkları çaresizliklere şahit olmak, insanın göğsüne bir yumruk gibi oturuyor. Gelelim güzel bir kitap olmasına rağmen, 6 puan vermeme neden olan o kısma. Kitapta sıklıkla sol marjinal örgütlerin, çeşitli eylemlerine katılmış şairlerin hikâyeleri anlatılıyor. Anayasal düzeni ortadaan kaldırmak suçundan DGM'de yargılanan isimler, mağduriyet ve hayranlıkla anlatılıyor. Onların cezaevi günleri ve yaşadıkları
1000Kitap
Dinmez Tarla Kuşunun ŞarkısıKolektif · Nilüfer Belediyesi Kütüphanesi · 20183 okunma
Puan vermedi·208 syf.·
2023 11. kitabı
Selamun Aleykum Söylenecek o kadar çok şey var ki nereden başlasam bilemiyorum (Spoiler içerir) Arkadaşlarıyla birlikte dönemin Çeçenistan Bosna meseleri ile ilgili katıldığı bir mitingden sonra İBDA-C üyesi olmakla ve örgüte destek vermekle suçlanıyor. Henüz daha 14 ünde bir çocuk Yakup Köse gözaltına alındığında. Ayrıca çocuk mahkemesinde değil DGM'de yargılanıyor. Çete, uyusturucu, hırsızlık gibi suçlardan yatan adamların koğuşuna veriyorlar onu..( Buraya bir parantez açayım okurken bu bölümden baya etkilenmiştim: Annesi mahkemede giymesi için kargoyla bir tişört gönderiyor Yakup'a sebebini de gönderdiği mektupta şöyle yazıyor; " Oğlum, bu tişörtü üzerine giy. Hakimler senin çocuk olduğnu görmüyorlar galiba. Belki bu tişört dikkatlerini çeker" Üzerinde Mickey Mouse resmi bulunan bir tişört....)Cezaevinde yaşadıklarını az çok tahmin edersiniz. Her ne olurda olsun yılmayan, Müslüman duruşunu kaybetmeyen, bol bol kitap okuyan ,işkenceler sonrası Allahu ekber nidalarını koridorlarda yankılayan diriliş erleriydi onlar. Halil Kantarcı, Aydın Alkan, Adem Özköse, Hasan Meriç, Tuncay Aksoy ve daha birçok dönemin 28 şubat mağduru arkadaşlarıyla hapishanede tanışıyor. 14 yaşında girdiği hapishaneden 24 yaşında çıkıyor... Bir gün savcı Yakup 'a: "Seni topluma kazandırmak istiyoruz. Bunun için pişman olduğuna dair bir dilekçe yazacaksın, ben de seni akşam ailene teslim edeceğim" diyor. Yakup: "Ben neyden pişman olacağım? Hiçbir şey yapmadım ki pişman olayım. Müslüman olduğum için şuan burdayım ve işkencelere maruz kalıyorum. Ben Müslüman olduğumdan pişman falan değilim, sonucu ne olursa olsun pişman değilim" bu teslimiyet...bu dik duruş... 28 şubat dönemini anlamak  bilinçlenmek istiyorsanız kesinlikle okuyun ve okutturun bu kitabı. Okurken haksızlıklar karşısında bolca
1000Kitap
Bir Çocuğun Gözünden 28 Şubat Cezaevi NotlarıYakup Köse · Kökler Yayınları · 2016241 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İşte bu bizim perimiz" Abdulmelik Fırat...
10/10
·189 syf.··
Beğendi
·
2023 22. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Mayıs 2023 17:35
Abdulmelik Fırat, dedesinin adıyla anılan Şeyh Said başkaldırısından 10 yıl sonra,1934'te Hınıs'ta(Xinûs) dünyaya geldi. 1925'te adıyla anılan "İslam-Kürt" nitelikli isyanın ruhani lideri Şeyh Saidin torunu Abdülmelik Fırat, "Dedem cumhuriyetin kuruluşundaki Türk-Kürt ittifakının bozulmasına başkaldırdı" demişti... Bu isyandan sonra iki yaşında sürgüne gitti ve ömrü boyunca dedesinin kaybolduğuna inandığı ittifakı aradı. Arayışın her 10 yılında bir kez zindana girdi. Bir Yezidi hırsıyla Kürt tarih uzmanı olmuş. Bir bakan kadar devlet mahfilinin umruna aşina. Sabık bir kral gibi siyasi sürgünlere gitti. Hayatının 17 yılı sürgün ve hapiste geçti. 1920'li tüm ailesiyle Kırklareli Vize'ye sürgüne gitti. 1950'lerin sonunda ailesi onu daha 23 yaşındayken TBMM'ye gönderdi. 1960'lı yıllarda Celal Bayar ile Yassıada ve Kayseri zindanlarında yattı. 1971 12 Mart darbesinde de Ankara'daki evinde gözetimde tutuldu. Lisede okuyan oğlu Abdulkadir Fırat o sırada tutuklanarak Mamak Cezaevine kondu. 12 Eylül 1980 darbesinde Ankara'dan alınarak kelepçelenerek Erzurum'a götürüldü.Orada 20 gün tutuklu kaldı. İşkenceye tabi tutuldu... Yapılan iğneden Hepatit-B mikrobu kaptığı için 2 sene yataktan kalkamadı. 1990'lı yıllarda Bayrampaşa Cezaevinde, Erzincan DGM'de hakkında dava açıldı. 72 yıllık ömründe devletin yüce katlarında ağırlandı... İki milyon nüfuslu aşireti onu saygıyla ululadı. Yine 1990'lı yılarda yeniden Meclis'e girdi. Demirel'in DYP'sinden. Hani o kendisine, "Kürtler konusunda bir şeyler yapacağım ama, Türk milliyetçiliğin kabarmasından korkuyorum"diyen Demirel'in... Milletvekili arkadaşlarıyla yemin töreninden itibaren girdiği diyalogda hep bir duvara konuşur gibi konuştu. İletişimsizlik onun Kürt, arkadaşlarının Türk oluşundan kaynaklanmıyordu; bu, halkın meclisine
Fırat Mahzun AkarAbdülmelik Fırat · Avesta Yayınları · 19967 okunma
8/10
·260 syf.··
2022 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2022 19:29
16 Şubat 1999, Türkiye Cumhuriyeti'nin dönüm noktalarından biri olarak adlandırabileceğimiz bir tarih. Abdullah Öcalan'ın yakalanarak Türkiye'ye getirilmesi, Avrupa'da ve Ortadoğu'da bütün dengeleri alt üst edecek değişimlere neden oldu. Özellikle Avrupa ülkelerinin PKK ile işbirliği bilinen bir gerçek. Ve CIA ile MİT'in birlikte düzenlediği operasyon sonucunda terör örgütü lideri, belki de en beklemediği anda kıskıvrak yakalandı. Operasyon, tüm bu sürecin detaylarıyla anlatıldığı bir araştırma kitabı. Yunanistan, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya, Rusya gibi örgüte açıktan destek veren ülkelerle bizzat Apo tarafından dile getirilen finansal kaynaklar ve bu kaynakların en önemli gelir sağlayıcıları olan Halis Toprak, Ali Rıza Septioğlu, Ceylan Holding, Behçet Cantürk gibi çarpıcı isimler ile maddi yardımda bulunan şarkıcılar, Filistin Kurtuluş Örgütü ve PKK arasındaki bağ gözler önüne seriliyor. Ayrıca dönemin Cumhurbaşkanı Özal'ın, Başbakan Demirel'e yazdığı ve PKK terörü sorunu ile ilgili görüş, tavsiye ve analizlerinin yer aldığı mektupta bölge halkının bir yandan terör örgütü, diğer taraftan güvenlik güçleri tarafından maruz kaldığı muamele ve sonuçları ile ülkede bir kesimin şovenizme varacak derecede Kürt milliyetçiliğini benimsemesi ve gelişen bu Kürt milliyetçiliğinin yurt içi ve yurt dışından açıkça desteklenmesi yer alırken; Özer Çiller'in katıldığı MİT toplantıları, Tansu Çiller'in Apo'nun yakalanması ve seçimlere Öcalan'ı sağ veya ölü halde Türkiye'ye getiren lider olmak için başvurduğu yolların engellenmesi ve örtülü ödenekten sağa sola harcadığı 50 milyon doların akıbeti hakkında da bilgi verilmekte. Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım'ın, Apo'nun yakalanması adına katıldığı operasyonlar, Öcalan'ın Şam ve Bekaa Vadisi'nde gerçekleşen operasyonlardan
OperasyonTuncay Özkan · Doğan Kitap · 200048 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2022 43. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 02 Temmuz 2022 14:34
Kitabın adı:Ateş-i Aşk Yaşamak görevdir bu yangın yerinde yaşamak,insan kalarak ... Yakın tarihimizin yüzkarası diyorum.yine günlerden Cuma yine bir Cami (namaz) çıkışı sözde müslümanların başlattığı bir tek taraflı yok etme çabası... Kitabımız ülkemizin Alevi-sünni çatışmasına itildiği günümüzde Alevilerin düşün dünyası ve ruh halini içeriden aktaran bir kaynak. ALEVİLER KADAR TAŞ DÜŞSÜN BAŞLARINA diyorum o kadar. MADIMAK'A AĞIT Madımak ağıtı Ne demeli,nasıl anlatmalı? Ama anlatılmalı; anlatmalıyız. Madımak otelini...hüznün telaşa dönüşünü, Ölümle kucaklaşma anında dahi onurun korunmasını,Bilgelerin ölümü karşılayışını,semah meleklerinin yüreğimize ve ölümsüzlüğe kanat açışlarını...ve sözcüklerin aciz kaldığını;anlatmalıyız... Bedrettin'i,Nesimi'yi,Pir Sultan 'ı ve '93 Sivas can kırımını...insanın yaratık haline gelişini,engiziyonu,Hitler'i Yavuz'ları kıyımları ve savaşları tartışmalıyız yeniden. Yaktıranlar,sonra arkalayanlar biliyorlar elbet ne yaptıklarını.peki ya yakanlar? Düşünmüşler midir;aslında kendikerinin ve geleceklerinin de bizlerle;çocuklamımızla birlikte yandığını? DGM salonunda suçluluk, pişmanlık gibi insancıl izler aradım yüzlerinde,ama yoktu: bulamadım... yanıldım, üzüldüm...yaradanı hoş göremedim ilk kez yarattıklarından ötürü... "biz kimseyi yakmadık,orada yoktuk"diyor;"ama şimdi olsa yakarız bunların hepsini"diyerek kin kusuyorlardı. yakılmamız yetmemişti!kazımak istiyorlardı.insana,medeniyete,batıniye kültüre değin ne varsa. insana düşmandı bunlar yeniye, çocuğa,kadına,Van'a,doğaya;çağa düşman.
Ateş-i AşkMurtaza Demir · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201312 okunma
Allah Aşkına.. Ahmet Aşkına.. Ben böyle güzel kitap okumadım.
10/10
·335 syf.··
2022 5. kitabı
·
106 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2022 00:33
Ferzende Kaya nın Ahmet Kaya Başım Belada isimli kitabını inceliyoruz. Ben böyle iyi bi kitap okumadım şimdiye kadar. Çok süper bir şey. Yazar merhum Ahmet Kaya’nın büyün hayatını ele alıyor. Bebeklik yaşlarında bağlamayla ilk tanışmasından , tavuklara verdiği konserden , ailesinden , arkadaşlarından , istanbula taşınmasından , istanbula alışmasından , evliliklerinden , şarkıcılığa başlayışı ve o mücadele verdiği süreçten , stüdyoları eve çevirmesinden , DGM mahkeme sürecinden , Paris sürecinden , vefatından sonra olanlardan her şeyi anlatmış yazar. Tahmin edemeyeceğiniz şeyler anlatmış Ahmet Kaya hakkında. Hiç bir yerde bulamayacağınız bilgiler var onun hakkında. Evini nasıl döşediğinden bile. Diğer kitaplara aldanmayın , eğer Ahmet Kaya’yı gerçekten görmek ve anlamak isterseniz bu kitabı okumalısınız. Kitapta bir çok söyleşiden/röportaj dan alıntılar var. Yusuf Hayaloğlu’nu da görüyoruz bol bol. Ahmet abinin yakınları ile anılarını okurken gözünüzde canlandırıyorsunuz ve tüyleriniz diken diken olabiliyor ve onun dünyasına giriyorsunuz. Kitap hakkında ne desem azdır. En başarılı biyografi kitaplarından olmalı. Daha fazla okunması gerektiğini , hatta ödül almalı diye düşünüyorum. Yazar gerçekten bu kitap için çok fazla çalışmış ve çok iyi bi iş çıkmış ortaya. Kitapta Ahmet abinin söylediği bazı sözleri de var. Kitabın sonunda Ahmet Kayanın diskografisi ve fotobiyografisi var ve hiç bir yerde göremeyeceğiniz çok güzel görüntüleri var. Hatta ikâmetgâh senedi bile var içinde. Onun hakkında her şeyi okumak benim için büyük bir mutluluk. Gerçekten çok güzel bi kitap. Anlatacak söz bile bulamıyorum. Tek kelimeyle BA-YIL-DIM. Kitabı okurken bazen kahkaha atıyorsunuz , bazen ağlamaya başlıyorsunuz. Özellikle Ahmet Kayanın bi şarkısını açıp kitabı okuduğunuzda tüyleriniz diken diken
İnceleme
Başım BeladaFerzende Kaya · Anka Yayınları · 2002232 okunma