Bir Fikir Devi: SALİH MİRZABEYOĞLU...
Mirzabeyoğlu'nun fikir dünyası, Doğu ve Batı felsefesini İslâm tasavvufu potasında eriten terkipçi ve bütüncül bir yapıya sahiptir. Onun düşüncesindeki temel amaç, çağdaş dünyada Müslüman kimliğinin yeniden bir “şahsiyet" olarak inşâsıdır. Anti-tez olarak değil bir tez olarak İslâm'a sımsıkı bağlı medeniyet tasavvurunu ve varlık bilgi değer anlayışını İbda Külliyatında örgüleştirmiştir. 1980 sonrasında “İslamcı” camiada "Büyük Doğu’yu aşmalıyız" anlayışı popülerken, Salih Mirzabeyoğlu tam tersine tüm entelektüel üretimini Üstad Necip Fazıl Kısakürek’e nispet ederek (ona bağlayarak) yürütmüştür. Mirzabeyoğlu fikir ile aksiyonun birbirinden koparılamayacağını savunan "diyalektik" bir metod benimsemiştir. Ona göre aksiyona dönüşmeyen fikir güdük, fikre dayanmayan eylem ise kördür. Özellikle 1990'lı yılların siyasi atmosferinde ve 28 Şubat sürecinde, devleti ele geçirmiş zümrenin darbeci yapısına ve Batı merkezli politikalara karşı sert bir muhalefet yürütmüştür. "Cepheleşme" modeli, onun aksiyon teorisinin sahadaki karşılığıdır. Bu model, tek bir merkezden yönetilmeyen ancak aynı ideolojik amaca hizmet eden otonom grupların eylemliliğine dayanır. Bu tavrı Mirzabeyoğlu’nu 28 Şubat askeri müdahalesi döneminde devletin güvenlik bürokrasisinin birincil hedefi hâline getirmiştir. 1998 yılında tutuklanmış ve ardından dönemin Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından "anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye teşebbüs" suçundan idâm cezasına (daha sonra müebbete dönüştürülen) çarptırılmıştır. Metris ve Bolu F Tipi Cezaevi'nde geçirdiği uzun yıllar boyunca da yazmayı sürdürerek fikir-aksiyon bağını koparmamıştır. __2014 yılında yeniden yargılanarak beraat etmesi ve 2018'de düzenlen suikastle şehid edilmesi, onun üzerindeki hukukî tartışmaları bitirse de bıraktığı fikir ve
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
Dgm gnlerı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"İçerde kitap yazarım."
Yaşar Kemal, DGM'de yaptığı konuşmada, "Ben 72 yaşındayım. Beni mahkûm etsinler. Hiç olmazsa içeride kitap yazarım. Vız gelir, tırıs gider. Ama bu sabaş bitmeli. Aksi halde iki halk bitecek" diye konuştu.
HUKUK DÜZENİ(!)NİN BÜYÜK GARABETLERİ...
1990'larda hukuk düzeninin büyük garabetleri vardı. Fakat yine de bu kadar şirâzesi kaymış ve feleği şaşmış değildi. Siyasî vak'alar, âdi vak'alar patlamıştı. DGM adında bir darbe mahkemesi Demokles'in kılıcı gibi tepede duruyordu O kaldırılırsa ülke yıkılır, bölünür, ufalanır zannediliyordu. DGM, hem siyasî vak'alara, hem organize suçlara bakıyordu. Şöyle bakıyordu: "Siyasî geldi mi içeri at, organize geldi mi yolunu bul!" Rüşvetin kralı dönüyordu. En büyük uyuşturucu kaçakçıları, suç makinesi mafya babaları bir kapıdan giriyor, diğerinden çıkıyordu. "İş takipçiliği" denilen bir meslek(!) ihdâs edilmişti. Daire parasına "ipten adam alıyorlardı." Vasıfsız bir tip (sonradan avukat) mahkemesi, Ankara ayağı hiç fark etmiyor, hepsini elden geçiriyordu. "Siyasî olmasın yeter" diyordu. Ama yine de az çok bir mantığı vardı. Şunu yaparsan tutuklanırsın, bunu yaparsan tahliye olursun, şunu işlersen bu kadar yatarsın diyebiliyordun hâlâ. Hukukun şirâzesi tam olarak 28 Şubat'ta kaydı. Komutanlar gelip hakîm ve savcılara, "İslâmcıları yok edin" fetvaları vermeye başladılar. Bir taş atmış 14 yaşında gönüldaşımız, bir taşı atmaya çalışmış 15 yaşında gönüldaşımız, idâm, müebbet almaya başladılar. Gazeteciler, vakıfçılar, belediyeciler, öğrenciler hepsi hapsi boyladı. Yıllarca çıkmayı bırak, yargılanmadan tutulanlar oldu. "Tuttuğunu içeri at" yasası gelmeden geldi. Sonra Fetocular çıktı, hukukun daha da içine ettiler. Büsbütün pervasızlaştılar, rüzgârına dokunanı hapse attılar. Gerekçe ve delil uydurdular. Genelkurmay başkanını "terör örgütü lideri" diye mahkûm ettiler. Gerisini siz hesap edin. Bu ikisinden sonra kimsenin bozmasına gerek kalmadan her şey baş aşağı gitti. Bir daha hiçbir şey eskisi gibi bile olmadı. Hep daha fazlası çıktı.
Distopya
14 Şubat, Miladi takvim'ne göre yılın 45. günüdür. Yıl sonuna kadar kalan 320 gün vardır (artık yıllarda 321). Olaylar 496 - Sevgililer Günü, 14 Şubat günü birçok ülkede kutlanan özel gündür. Kökeni, Roma Katolik Kilisesi'nin inanışına dayanan bu gün, Valentine ismindeki bir din adamının adına ilan edilen bir bayram günü olarak ortaya çıkmıştır. 1779 - James Cook, Sandviç Adaları yerlileri tarafından öldürüldü. 1804 - Osmanlı İmparatorluğu'na karşı Birinci Sırp Ayaklanması, Kara Yorgi tarafından başlatıldı. 1859 - Oregon, Amerika Birleşik Devletleri'nin 33. eyaleti oldu. 1876 - Alexander Graham Bell, telefon patenti için başvurdu. 1876 - İstanbul Tramvay Şirketi işçileri greve çıktı. 1878 - II. Abdülhamid, Meclis-i Mebusan'ı süresiz olarak tatil etti ve istibdat dönemi başladı. 1909 - Osmanlı Devleti'nde ilk güven oylaması yapıldı; Kâmil Paşa kabinesi düşürüldü. 1912 - Arizona, ABD'nin 48. eyaleti oldu. 1912 - ABD'nin ilk dizel motorlu denizaltısı, Connecticut'da kullanılmaya başlandı. 1918 - SSCB'de Gregoryen Takvimi kullanımına geçildi. 1923 - Mustafa Kemal, Batı Anadolu gezisine çıktı. 1924 - International Business Machines (IBM) şirketi kuruldu. 1925 - TBMM'de 9 Şubat'ta vurulan Deli Halit Paşa öldü. 1929 - Al Capone'un rakibi yedi gangster, Chicago'da öldürüldü. Olay 14 Şubat'ta gerçekleştiği için "Sevgililer Günü Katliamı" olarak anılmaktadır. 1931 - Türkiye güzeli Naşide Saffet Esen, Avrupa'da "Güzel Göz Kraliçesi" seçildi. 1945 - Şili, Ekvador, Paraguay ve Peru, Birleşmiş Milletler'e katıldı. 1945 - II. Dünya Savaşı: Birleşik Krallık ve ABD uçakları, Dresden'in bombalanışının ikinci gününde yangın bombaları kullanmaya başladılar. 1946 - İlk genel amaçlı elektronik bilgisayar ENIAC (Electronic Numerical Integrator and Computer), Pensilvanya Üniversitesi'nde
Alıntı
İçelim
Yapma bana bu nazı Kırarım şimdi sazı Yapma bana bu nazı Kırarım şimdi sazı Suratını asıp da Kışa döndürme yazı Suratını asıp da Cehennem etme yazı Hadi bize gidelim yar Şişeleri dizelim yar İçelim içelim ölümüne içelim Karakola düşelim yar Hadi bize gidelim yar Şişelere küselim yar olmazsa İçelim içelim ölümüne içelim Karakola düşelim yar Bakma öyle gözüme İnanmadım sözüne Bakma öyle gözüme İnanmadım sözüne Ben ne hatunlar gördüm Güvenilmez sözüne Ben ne avratlar gördüm Güvenilmez sözüne Gecelere gidelim yar Ödülleri alalım yar İçelim içelim ölümüne içelim DGM'ye düşelim yar E gecelere gidelim yar Ödülleri alalım yar