Artık hiçbir şey o kadar önemli görünmüyordu. Asıl önemli olan, acıdan uzak durmak gibi geliyordu. Görüşmenin bir yararı yoktu. Yalnızdım. Zaten her zaman yalnızdım. Bir süre onunla birlikteyken yalnız değilmişim gibi davranmıştım, ama öyleydim. Ve sonunda bunu ona da kanıtlamış, ötekiler gibi Natalie'yi de bana sırt çevirmeye mecbur etmiştim. Gerçekten önemi yoktu bunun. Yalnız mıydım, pekala o zaman rol yapacağıma bunu kabullenirdim daha iyiydi. Böyle bir topluma uyum sağlayamamış biriydim. Birinin benden hoşlanmasını beklemek aptallıktı. Hem benim neyimden hoşlanacaklardı ki? Koca beynimden mi? Sarsıntıya uğramış şu gösterişli, koca beynimden mi? Beyinden kimse hoşlanmaz. Beyin çok çirkin bir şey. Kimileri, tereyağında kızarmış beyinden hoşlanırmış, ama bundan hoşlanan bir Amerikalıya pek rastlanmaz
Okul, henüz hiçbir konuda karar veremeyeceğin bir yer. Asıl karar vermen gereken yer, dışardaki dünya. Asla karar vermemeye karar verip rüzgar nereden eserse oraya sürüklenmeye niyetin yok ya?
"Artık şatonun efendisi rolünü oynamak istemiyorum. Öteki insanlarla yaşamak istiyorum Nat. Başkalarının hiç önemi yok diye düşünüyordum eskiden, ama var. Her şeyi tek başına başaramaz insan.
Daima unuttuğumuz şey de bu işte; ne bekleyeceğimizi bildiğimizi sanırız, ama bilemeyiz; beklediğiniz şey gerçekleşmeyecek şeydir, beklemediğiniz şey ise gerçek oluverir.