"Hep hatırla. Hayat bir çikolata kutusuna benzer."
Birkaç kez başımı salladıktan sonra ona baktım. "Belki çok zeki biri değilim. Ama bazen neden bahsettiğin konusunda hiçbir fikrim olmuyor."
"Bilirsin işte, çikolata kutularının içinde her tür çikolata olur; bazılarını seversin, bazılarından hoşlanmazsın. İlk önce sevdiklerini yersin ve geriye pek de sevmediklerin kalır sadece. Ben acı veren șeyler yaşadığımda hep böyle düşünürüm işte. 'Şimdi bunu bir atlatırsam, her şey yoluna girecek.' Hayat bir çikolata kutusudur."
"Merak ediyorum, acaba yağmur yağdığında karıncalar ne yapıyordur?" diye sordu.
"Hiçbir fikrim yok" diye karşılık verdim. "Belki de, hazır içerideyken yuvalarını temizliyor ya da stoklarını düzenliyorlardır. Çünkü karıncalar çok çalışkandır."
"Madem bu kadar çalışıyorlar, neden evrim geçirmemişler? Ezelden beri aynı kalmışlar."
"Bilmiyorum. Ama belki de beden yapıları, mesela maymunlarla kıyaslandığında, evrime elverişli değildir."
"Beni daha iyi anlarsan ne olacak?"
"Anlamıyorsun, değil mi?" dedim. "Mesele ne olacağında değil ki. Bazı insanlar vardır tren tarifeleri okumayı sever, bütün günlerini bunu yaparak geçirirler. Bazıları kibritlerden dev gemi maketleri yapar. Yani bunları yapanlar varken, seni anlamaya çalışan en azından bir kişinin olması neden olağanüstü olsun?"
"Yani bir tür hobi gibi mi?" dedi, şaşırmış görünerek.
"Evet, sanırım öyle de diyebilirsin. Genelde, sıradan insanlar buna daha çok arkadaşlık, aşk ya da öyle bir şey derler, ama sen hobi demek istiyorsan o da tamam."