"İlkel insanların yüzlerce yıl boyunca neden güneşe taptıklarını şimdi çok daha iyi anlıyorum. Çünkü güneş demek, hayat demek Otto. Karanlıkta mahsur kalmış insanları hayatta tutan yegâne umut. Gece ne kadar uzun olursa olsun, eğer sabırla beklersen sonunda karanlığı parçalayıp seni özgürlüğüne kavuşturacak tek yaşam enerjisi..."
Ona, kendi başının çaresine bakmanın ve yardım istememenin önemli bir beceri olduğunu öğretmişlerdi. Ayşenur her şeyi kendi başına yapacağına inanırdı. Hiçbir şeyi kimsenin kendisinden daha iyi yapamayacağına da inanırdı. Bunun bütün hayatını çatırdatan köklü ve çarpık bir temel inanç olduğunu fark etmesi yıllarını alacaktı.
Yıllarca gururla övündüğü uslu çocuk hikâyesinin bir yalan olduğunu; usluluk diye ifade edilen o davranış biçiminin ebeveynden kaynaklanan önemli bir soruna işaret eden bir kaçınma davranışı olduğunu bilse ne yapardı?