Cebinde taşlarla , kendini bir nehrin serin sularına bırakan, çıldırdığını hisseden bir kadın ... Virginia Woolf... Eğitimi babasının kütüphanesinde başlıyor. Ve oradan kocaman bir gözlemci çıkıyor ortaya. Kadınların toplumsal hayattaki konumu , yazması , eğitimi , fakirliği ve bunların etkisi üzerine, kurmaca olduğunu iddia ettiği 'Kendine Ait Bir Oda'yı ' yazıyor.
Kadınlar korunmaya muhtaç değildir. Desteklenmeye ve görülmeye muhtaçtır diyor. Yüzyıllar boyu erkeğin aynası olarak ; Onlara tarih yazdırdık , taç giydirdik ancak genede görünmedik onların nezdinde diyor. Hey kadınlar , yazın , okuyun , kaleminizi kullanın , zekanızın dehlizlerini yazarak ortaya koyun ve Kendinize Ait Bir Oda , edinin diyor. Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları dersim de bu kavram için ; Çalışıp maddi gücünüzü kendi elinize alın , toplumsal baskılardan kurtulun demek olduğu yazıyordu. Kendine Ait Bir Oda 'nın Woolf için anlamı buymuş.
Kendisi feminist bir yazar. Ancak feminizm , düşünüldüğü gibi erkek düşmanlığı değil. Hatta evlenmiş, çok aşık olmuş ve ölmeden önce eşine yazdığı mektupta , bu hastalık beni ele geçirmeseydi , bizden daha mutlu olabilecek , daha iyi anlaşan başka bir çift daha olamazdı diyor. Feminizm : Toplumda kadınında , diğer ırk gibi (erkek) yer bulmasını , eşit toplumsal , eğitimsel , sosyal haklara sahip olunmasını, isteyen bir izm 'li düşünce. Genelde izm'li düşüncelerin aykırılık ve toplumsal kargaşa yarattığı görüşü var fakat ben Feminizmi destekliyor ve seviyorum. Neden bir ırk zengin , eğitim almış , yazmış, kendini bir şeylerle doldurmuşken , diğer ırk bu olanaklara erisemiyor? Kitabın içeriği buradan ilerliyor birazda , çünkü kadınlar yoksul ve eğitimsiz ...
Yazım hayatında neden kadınlar sadece romana yöneliyor? Neden şiirde başarı elde edebilecekken