didonana

8/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2024 3. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2024 04:57
Köksüzlük ne zordur, bir yere ait hissedememe, hep öteki olma, kimse söylemese de yüzüne karşı, iliklerine kadar hissetme. İnsanın hayata eksik başlaması ve o eksikliği ne yaparsa yapsın dolduramaması. İşte ķöklerini aramak için yola çıkan ve bunu yoldayken kendine itiraf eden bir karakter Fuat Chausson. 2. Meşruiyetin ilanı döneminde özgürlük rüzgarlarının esmeye çalıştığı bir dönemde bir gazeteci olarak doğduğu topraklara geliyor. Kendi geçmişine bir yolculuk ve aynı zamanda tarihsel bir döneme tanıklık. 1908'lerin İstanbul'unda gezdiriyor sokak sokak. İstanbul ki hem tutku hem de pranga oluyor ayağında. Dönemin tarihi atmosferiyle karakterin yolculuğunu o kadar güzel harmanlanmış ki yazar, hem de mektuplarla bunu hiç sıkmadan başarabilmiş. Kurgusuna bayıldım ,diline de. Sürekli merakı diri tutan heyecanını hiç yitirmeden okuduğum bir kitap oldu. Yeni bir yazarla tanışmanın keyfi de ayrı güzel. Okuyucusu bol olsun.
Gölgeler ve Hayaller ŞehrindeMurat Gülsoy · Can Yayınları · 2014731 okunma
Reklam
Canınız acıyarak okuyacağınız, tarihe tanıklık eden harika bir roman.
9/10
·550 syf.··
Beğendi
·
2023 16. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2023 15:47
Dominik Cumhuriyeti'ni 31 yıl boyunca yöneten bir diktatörün hayatını, öldürülüşünü ve yaptıklarını dehşete düşerek okuyorsunuz. Bir diktatör düşünün sadece ülkenin taşına toprağına değil o ülkedeki herseye özelliklere kadınlarına sahip. Kız çocuklarının bakireligini bozması en büyük hobisi ve bunun için yandaşları altın tepside sunuyor kızlarını. Asıl mesele kanla,işkenceyle,korkuyla kurduğu diktatörlüğünde herkes herşeyi biliyor ama baştacı etmeyi bırakmıyorlar. Öyle tanıdık ki bu tablo ,uzaktan baktığında dehşete kapıldığın şeyin içinde yaşamak daha da ürkütüyor insanı. Bir zamanlar insanların aşkla bağlı oldukları diktatör şimdi lanetlenilerek anılırken ona direnen Mirabel Kardeşler yıllar önce vahşice öldürüldükleri gün olan 25 Kasım'da tüm dünyada "Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü" olarak anılarak kadın mücadelesini güçlendirmeye devam ediyor. Tarih diktatörler, diktatörü diktatör yapan yandaşları ve ona direnenlere anılmaya devam ediyor. Bir zamanların halk düşmanları kahraman oluyor. Yıllar sonra bu ülkenin tarihinin nasıl yazılacağını düşünmeden edemiyorum. Ve ne zaman ne zaman insan hayatı gerçekten değerli olacak,kadınlar erkeklerin iktidarını okşayacak bir cinsel obje olmaktan çıkacak, işkence insanlık suçu ilan edilecek?... Daha ne kadar insan ölecek?. Son olarak tarihe tanıklık eden harika bir roman okudum diyorum. Ama çok çok zorlandım okurken. Yaşananların kurgudan ziyade gerçek olması kanımı dondurdu. Okuyacak olanlara güç diliyorum.
Teke ŞenliğiMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 20201,600 okunma
Ahhh Sylvie, bu ne güzel sevilmektir.
10/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2023 13. kitabı
Her hatırladığımda içimi sızlatacak bir kitap olarak kütüphanemde yerini aldı. Sylvie'ye hayran kaldım. Zarifliği, neşesi, iyiliği ve güzel enerjisiyle iyiki bu dünyadan geçti ve kocasından dinledik bu güzel ruhu. Yas üzerine bir kitap bu,insanın içini yakan ama ara ara kullandığı mizah dili ile acıyan yerden gülümsetebilen. Sadece yas yok. Sevilen kişinin ölümünün ardından gelen yalnızlık ve de yaşlılıkta birlikte gelen korku. Ahh ne güzel bir kitaptı ama ne çok acıttı. Acıtan şeyin bu kadar güzel olması ne saçma. Bilemedim ,dağıldım sanırm.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
Neden bu kadar geç okudum ki...
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 03 Temmuz 2023 15:48
Okurken içimde hep şu sitem vardı kendime ,neden neden bu kadar geç kaldım sana Martin Eden. Jack London'ın yarı otobiyografik romanı kendi hayatından da izler taşımakta. Öyle bir karakter yaratmış ki Jack london aşkı,tutkusu,azmi,kararlılığı, mücadelesiyle karşınızda büyüyor Martin Eden. Aşık olduğu kadın için sevilmeye değer bir adam yaratmaya çalışıyor. Fakat çıkış noktası ile geldiği nokta arasında hayaller ve hayatlar dedirtiyor size. İnanılmaz bir mücadele var. Daha genç yaşlarımda okusaydım eğer mücadelesinden esinlenirdim diye hissettim hep. Zamana karşı mücadelesi beni çok etkiledi. Dört saatlik uyku uyuyarak geriye kalan tüm zamanını okumaya ve yazmaya adaması, uykuda geçirdiği her zamanı kayıp sayması ve sonunda geldiği anlamsızlık noktasında ise uyanık olduğu her saati işkence olması olarak görmesi, zamanı ruh halimize göre nasıl algıladığımızı gözler önüne seriyor. Aslında Martin Eden karakterinde iki karakter var karşımızda. Hayatın anlamını arayan ve amacı uğruna açlık ve yoksulluğa rağmen müthiş bir mücadele veren bir Martin Eden ile ulaştığı şeyin anlamdan ziyade para ve sosyal kabul olduğunu gören hiç anlaşılamamış olduğunu fark eden zengin ama amaçsız, yapayalnız bir Martin Eden. Kitabın genel özetini onun cümlelerine bırakıyorum, ben ne yazsam eksik kalacak çünkü. "...Kimsenin yemeğe davet etmediği açlık günleri geldi aklına. Asıl yemeğe o zaman ihtiyacı vardı, asıl o zaman midesine bir şey gitmediği için zafiyet geçirmiş,halsiz kalmış ve düpedüz açlık nedeniyle kilo kaybetmişti. Yaşadığı açmaz buydu. Asıl yemeğe ihtiyacı varken kimse onu davet etmemişti ama şimdi binlerce yemek satın alabilecek durumdayken ve tersine iştahı giderek azalırken sağdan soldan peş peşe yemek davetleri alıyordu. Neden? Ona kalırsa ufak bir hakkaniyet yoktu bu işte..."
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma
Birinci Vazifen Yaşamak!...
9/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2023 10. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2023 04:50
Yazarın okuduğum ilk kitabı ve elime alıp bırakamadığım bir kitap oldu. İzmir'in sokaklarında tarihi bir geziye çıkardı önce. Sonra 1950'ler Demokrat Parti dönemine götürerek ülkedeki değişimi gözler önüne serdi. "Bu ülke nasıl bu hale geldi?" sorusunun karşılığıydı adeta. Paraya ve güce doyamayan insanların devletin tüm gücünü siyaset adı altında arkasına alarak dogaýı talan etmesini, önlerine çıkan engelleri acımasızca yok etmesini ve adaletin şimdilerde olduğu gibi rafa kaldırıldığını ve orada da unutulduğunu görüyoruz. Ama onca acımasızlığa ve adaletsizliğe rağmen İnce Memed gibi umudu, direnişi içinde barındırıyor. Pes etmiyor. Deli İbram selam göñderiyor İnce Memed'e ve biz vardık umut da vardı diyor. Unutmamak adına...
Deli İbram DivanıAhmet Büke · Can Yayınları · 20212,843 okunma
Reklam