"Sırtın ıpıssız" dedi Ahmet parmaklarını Başak'ın kürekkemiklerinde dolaştırırken. Sonra konuşmaya başladı ve çok konuştu, ömründe hiç bu kadar konuşmamıştı. Sabaha kadar yağan bir gece yağmuru kadar güzel olduğunu söyledi Başak'a. Öyle uçsuz bucaksızsın ki, dedi, kıyıya yaklaşan gemilerin direkleri görünmüyor. Sen şimdiki zamansın, dedi, şimdiki mükemmel zaman, içinden cümleler geçiyor. Seviyorum seni, dedi, üzüm gözlerini, bakışlarının ağır salkımlarını, gidip de dönmek için biri bile yeter bana. Salıncaksın sen, dedi, sesin açık pencereden içeri doluyor. En çok bir mucizeyi reddedişini seviyorum, dedi, anlam kapımızı çaldığında açmayışını, hiçbir yerde yokuz, hiçbir yerde yokuz. Yazın buzdolabından çıkmış soğuk bir şeftaliyi ısırdığında tadın yarısı sanki dışarıda kalır ya, işte şimdi bunun acısını senden senden senden çıkaracağım, dedi....