“Öyle yıkma kendini,
Öyle mahzun, öyle garip…
Nerede olursan ol,
İçerde, dışarda, derste, sırada,
Yürü üstüne üstüne,
Tükür yüzüne celladın,
Fırsatçının, fesatçının, hayının…
Dayan kitap ile
Dayan iş ile.
Tırnak ile, diş ile,
Umut ile, sevda ile, düş ile.
Dayan rüsva etme beni.”
“…no young man can live in such an atmosphere of unpunished dishonesty and lawlessness without wrecking his character.”
(Hiçbir genç adam, cezasız kalan sahtekarlık ve kanunsuzluk ortamında, karakteri bozulmadan yaşayamaz.)
“Are we always to go on doing as society selfishly dictates, moving on its narrow little round of pleasures and entertainments and never knowing the pain of things that cost?”
(Toplumun bencilce dayattığı şekilde yaşamaya, küçük zevkler ve eğlenceler etrafında dönüp durmaya ve bedeli olan şeylerin acısını hiç bilmemeye sonsuza dek devam mı edeceğiz?)
“No man can tell until he is moved by the Divine Spirit what he may do, or how he may change the current of a lifetime of fixed habits of thought and speech and action.”
(İnsan, İlahi Ruh tarafından derinden etkilenmeden neler yapabileceğini veya ömür boyu yerleşmiş düşünce, konuşma ve davranış alışkanlıklarının akışını nasıl değiştirebileceğini bilemez.)