‎ raymond

‎ raymond
@dieforyou
arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Bazen bir söz yoktur. O gün ne olduğunu özetleyecek zekice bir alıntı yoktur. Bazen gün sadece biter.
İnsan ve Hayat
Reklam
Puan vermedi·256 syf.·
2022 129. kitabı
Hayatınızın bir noktasında sizi geçmişinizin ve varlığınızın derin sularında yüzmeye iten bir kitap geçmiştir elinize. Bu kitap belki zamanın eskitemediği iddia edilen şu klasik romanlardandır, belki sahafın tekinden elinize geçen tozlu bir baskı. Etrafınızdaki çoğu insanın sayfalardaki derinlikten haberi olmadığı gibi, hemen hiçbiri yazarın adını dahi duymamıştır. Aldırış etmeden okursunuz. Oysa İngiliz edebiyatının mihenk taşlarından Virginia Woolf’un (1882-1941) Dalgalar adlı eseri -roman ya da hikâye gibi kalıpların dışında olan- genellemelerin ona ilişmesine izin vermeyen, apayrı bir evren. Dalgalar, kendinizi düşüncelerin akışına bırakacağınız ve hangi kıyıya çıkacağınızı son sayfaya kadar kestiremediğiniz bir kitap. Olay örgüsünden uzak olan ve çoğunlukla “durum hikâyeleri” diye adlandırdığımız eserlere çoğumuz önyargı ile yaklaşırız. Ancak yazarın çalkantılı iç dünyasının satırlarına yansımasından mıdır nedir, bu şiirsel ve cesur eserini okumak tüm bu önyargılardan utanmak için yeterli. Kişilerin mono/diyaloglarıyla ilerleyen Dalgalar, altı arkadaşın çocukluklarından orta yaşlarına kadarki değişimlerini ve yaşayışlarını anlatıyor. Değişim, doğrusu Woolf’un bu eserini tek kelimeyle özetlemek gerekseydi bunun seçilmesi gerekirdi. Her yönüyle dinamik bir kitap bu; sözcüklerle ne kadar hızlı dans ederseniz edin çoğu cümleyi ikişer kere okuyarak imgelerle ilerlediğiniz, en ufak bir şeyin dahi nasıl büyük anlamlara geldiğine hayret ettiğiniz ve sayfaları çevirdikçe değiştiğiniz… Dilinin fazla feminen oluşuyla eleştirilen Woolf -ki feminizmin o çağdaki en büyük temsilcilerinden oluşu göz önünde bulundurulursa bundan doğal ne olabilir- Dalgalar‘da ilerlemeye ve okuyucuyu sürüklemeye devam ederek dilini daha o günlerden nasıl oturttuğunu gösteriyor bize. Sürükleniyor,
1000k
DalgalarVirginia Woolf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20193,965 okunma
Puan vermedi·60 syf.·
2022 128. kitabı
“Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, ‘Bana bir tekne ver.’” Yoksul bir köylü ailesinin evinden Nobel’e uzanan yolda, Saramago’nun kelimelerle nasıl ustaca oynadığı gözden kaçmaz. Yalın, anlaşılır diline rağmen cümlelerinin insanı bu kadar etkisi altına alışı, yazarın çok yönlülüğü ile ilgili olmalıdır. Zira makinistlik eğitimi alıp teknik ressamlık, çevirmenlik ve editörlük yapan; düz yazılarının yanı sıra şiir ve oyun da yazan sanatçıya rastlamak o kadar kolay değildir. Bilinmeyen Adanın Öyküsü (1997), kısa bir masalın herhangi bir yaş grubu ile kısıtlanamayacak hâli. Bir adamın kralın “Dilekler” kapısını çalmasıyla başlayan 58 sayfalık kitap, bolca çizimle devam ediyor. Bütün adaların keşfedildiğine, artık bilinmeyen hiçbir adanın kalmadığına inanılan günlerde, adamın talebinin yeni bir ada aramak için bir tekne olduğu öğrenilince işlerin rengi değişir; kral istemeyerek de olsa o tekneyi adama vermek zorunda kalır- lakin mürettebatı o sağlamayacaktır. Adamla kral arasındaki diyalogların okunmaya değer olduğu eklenmeli; bilinmeyen bir adanın olmamasının mümkün olmadığını söyleyen ve kitap boyunca ismi geçmeyen ana karakterin krala söyledikleri gerçekten çarpıcı.  (…) Bu adayı kimden duydun, diye sormuş kral ciddileşerek, “Kimseden” Öyleyse niye var diye tutturuyorsun, Çok basit, bilinmeyen bir adanın olmaması imkânsız olduğu için. İlerleyen sayfalar adama kapıyı açan temizlikçi kadının onun peşinden saraydan çıkması ile devam eder, Saramago’nun dilinin basitliği ve neredeyse kendine göre düzenlediği dil kuralları hoş bir tezat oluşturarak özellikle yazarı tanımayanlar için bir lütuf hâline gelir. Bilinmeyen Adanın Öyküsü bir arayıştır, kimilerince boşa kürek çekmek olarak değerlendirilebilecek bir arayış. Bu arayış başarılı olmuş mudur, kral haklı mıdır,
1000Kitap
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma
carmen 107
İnsanın hiç beklemediği arzuları, dilekleri bütünüyle yerine gelirse eğer, hiçbir şeyle ölçülmez mutluluğu. Bu benim sevincim de onun gibi, altından daha değerli. Bana dönüyorsun, Lesbia, arzum, artık ümidimin kalmadığı şu anda, geri dönüyorsun, bana. Ey işaretlenmiş beyaz gün! Kim söyleyebilir benden daha mutlu olduğunu, hayatta bundan daha arzu edilebilir şey bulunduğunu?
Eğer aptallıklarımın okuyucularından birisi olacaksanız, elleriniz şiirlerime ulaşabildiği sürece titremeyecek demektir.
Şiir