Sevilmek istemiştim. Ömrüm sevilmek isteyerek geçmişti. Sevilmek için güzelliğimden başka verebileceğim hiçbir şeyim yoktu. Ama güzelliğimi herkes istemiyordu. İsteyenler de çabuk bıkıyordu.
Faşist hareketi ve onun başarılarını liderinin eseri olarak görmek, Thalheimer indinde, faşist propagandanın kurbanı olmak demektir. 1929'da şöyle yazıyordu: "Daha ortada bir diktatör yok... Ama şartlar bir kere yaratılmaya görsün... Bu şartlar adım adım yaratılmakta... İşte o zaman gerekli figüran herhangi bir yoldan ve herhangi bir yerde bulunacaktır. Sosyal ve siyasi şartlar hazırsa, en pespaye bir paçavra figüran bile yeter.
Bu insanlar her gün üniversiteye geliyor, okumadıkları kitaplar hakkında hararetli tartışmalara giriyorlardı. (...) Fikir sahibi olmak, bu fikirleri güvenle ifade etmek onlar için kolay. Bilgisiz ya da küstah görünmekten korkmuyorlar. Aptal değilseler de kendisinden çok da akıllı sayılmazlar.
Yakında eşyasını bavullara dolduracak: yün kazaklarını, eteklerini, iki ipek elbisesini. Çiçek desenli çay fincanı setini. Bir saç kurutma makinesi, bir tava, dört beyaz pamuklu havlu. Bir kahve demliği. Yeni bir varoluşun nesneleri.