Öteki Diye Bir Şey Yoktur; Bastırılmış Benlikler Vardır...
Hiç fark ettiniz mi? İnsan bazen kendini en rahat, toplumun o görünmez sınırlarının dışına itilmiş, "öteki" denilen insanların yanında bulur. Çok garip bir tezat gibi görünür bu ilk başta ama aslında o dışlanan insan, sadece kendi hikayesini yaşamaz; hepimizin köşe bucak saklamaya çalıştığı o kırılgan, zayıf yanını da çırılçıplak ortaya koyar. ​Psikolojinin o süslü teorilerini bir kenara bırakıp aynaya baksak biliriz: İnsan sadece alkışlanan, beğenilen yönlerinden ibaret değil. Utandığımız, bastırdığımız, "aman kimse görmesin" dediğimiz ne varsa, o da biziz. İşte toplumun kalıplarına sığamayan birini gördüğümüzde, aslında ona değil, kendi içimizde hapis hayatı yaşayan o yabancıya bakarız. Tam da bu yüzden, o insanı yargılamak yerine içinizden arkasından gitmek, onunla iki lafın belini kırmak gelir. Tuhaf, tarifi zor bir yakınlık başlar aranızda. ​Carl Jung’un o meşhur “gölge” kavramı tam olarak bu kapıya çıkar: Kendimizden bile köşe bucak kaçırdığımız, yüzleşmeye korktuğumuz o karanlık tarafımız. Toplumun dışına düşmüş bir insan, bu gölgeyi sokakta, kahvede, hayatın ortasında görünür kıldığı için bizi hem rahatsız eder hem de muazzam bir şekilde özgürleştirir. Neden biliyor musunuz? Çünkü onun yanında kusursuz olmak, o ağır ve yorucu maskeyi taşımak zorunda kalmazsınız. Kasıntı roller biter, yaralar konuşmaya başlar. Sosyal statüler, kurallar, "el alem ne der"cilik o an un ufak olur; toplumsal maskelerin aslında ne kadar ince bir camdan yapıldığını anlarsınız. ​Asıl dürüstlük, yasaklı sayılanın, absürt bulunanın ya da "öteki" ilan edilenin yanında filizlenir. Çünkü hepimizin içinde kabul görmek, dışlanmamak uğruna feda ettiği bir korku, bastırdığı bir çığlık ya da kimsenin bilmediği bir yalnızlık odası vardır. ​İnsan, kendi içindeki o sürgün edilmiş çocuğu ne kadar
Yayınevileri
Damla Yayınları #305609759 Koridor Yayıncılık #304979757 Doğu Batı Yayınları #303048002 Sel Yayıncılık #300965742 Kabalcı Yayınevi #290590121 Yolgezer Yayıncılık #289032158 Bizim Kitap #282403222 Dramatik Yayınları #282401317 Ark Yayınları #280068834 Kora Yayınları #276694382 Peon Yayınları #276685555 Güldikeni Yayınları #276678955 Yazılı Kağıt Yayınları #276526972 Dedalus Kitap #274576953 Ayrıntı Yayınları #274443159
Reklam
İyi olacağız…
İyi olacağız… Hem şimdi, hem yarın, hem de yolun o her şeyi temize çeken menzilinde mutlaka iyi... Ayrı düştüğümüzü sandığımız o uçsuz bucaksız yollarda, aslında hepimiz aynı karanlıktan geçip aynı aydınlığa yürüyoruz. Dönüp durduğumuz bu devridaimde; kimi zaman birbirimizin göğsüne açılan bir yarayız, kimi zaman o yarayı sarıp sarmalayan merhem. Kimi zaman vuran el oluyoruz, kimi zaman o elin altında ezilen mahzun bir yürek. Üzerimize ne çok zırh, ne ağır kumaşlar giymişiz böyle… İsimler, keskin inançlar, içimizde kor gibi büyüttüğümüz öfkeler, bizi kör eden o mutlak haklılıklar ve sessiz kırgınlıklar. Sonra bir gün, rüzgâr tersine dönüyor ve anlıyoruz; taşımaktan yorulduğumuz bu sıfatların hiçbiri bizden, o saf insanlığımızdan büyük değil. O gün, göğsümüzün kafesi genişliyor. O gün, kimseyi gözden çıkarıp uçurumlardan aşağı bırakmak gelmiyor içimizden. Çünkü o yabancı dediğimiz gözlerin derininde kendi korkumuzu görüyoruz; bizim gibi özlediğini, bizim gibi yanılıp savrulduğunu, aynı aşkla sevip aynı yasla eksildiğini fark ediyoruz. Bir insanı bütünden silmeye kalkmanın, kendi kalbini ortadan ikiye yarmak, kendi canından bir parçayı koparıp atmak olduğunu nihayet hissediyoruz. Belki de bu uzun, bu yorucu yolculuğun bütün sırrı buradadır: Birbirimizi yargılamanın o çorak toprağından kaçıp, birbirimizin yüzünde kendimizi tanımayı öğrenmek için. Günün sonunda ne kadar uzağa fırlatılırsak fırlatılalım, hangi uçurumlardan dökülürsek dökülelim; hepimiz aynı denize doğru koşan, o sarsılmaz hasretle akan sular gibiyiz. Tek bir damlayı bile iten, o koca ummanı da inkâr etmiş sayılır. Ummanı kalbiyle seven ise, en yaralı, en küçük damlayı bile incitmden buyur eder bağrına. Ben işte o kutlu vakte inanıyor ve güveniyorum... Kimsenin kapı eşiklerinde kalmadığı, kimsenin o koyu
Aşkın Üvey Evladı
Ismarlama bir aşkın üvey evladıdır gönlün. Sesini duymak için Sözün annecesiyle yırtar bağrını, Gecenin en kuytu karanlığında. ​Asil sevdanın sahici titreyişi, Uyanamamış sabahların göğsüne çataldır saplanan. ​Kimi kimsesi yoktur bu sevdanın; Ne kapısını çalan ne adını bilen birileri... Bekçisi olduğun gözün Ha düştü ha düşecek yaşında uçurum kirpiklerin. ​Öylesi suskun, böylesi acınasıdır sesin; Duyuldukça eksilen, söylendikçe kanayan. ​Babası İsa, Meryem’se annesi, Bu aşk bir mucize değil, mucizeden arta kalan yaradır; dilesin. Ve her yetim biraz kendini bekler, bilesin. Quintessentia
Bir adam gülümseyerek Mâlik b. Dinar’a dedi ki: “Bu günahları işliyorum ama bana bir zararını görmedim.” Mâlik b. Dinar dedi ki: “Ölü de bıçak acısını hissetmez.” Adamın yüzündeki gülümseme kayboldu. Sıfatü’s-Safve, 3/237.
Okuduğum Kitapların Yayınevleri Sıralı
İş Bankası 295 Gerekli Şeyler 151 Akılçelen 134 İthaki 127 Athica 68 Beyaz Balina 63 Komik Şeyler 57 Kurukafa 52 Can 52 Marmara Çizgi 49 Yapı Kredi 33 Mitos Boyut 29 Kayıp Kıta 29 Maya 24 Alfa 20 Türk Tarih Kurumu 19 Altın 17+1 Karakarga 17 Destek 16 Kırmızı Kedi 14 Cinius 13 Kültür Bakanlığı 13 Cumhuriyet 12 Beyan 11 Kronik 11 Dex 11 Everest 11 Timaş 10 Say 10 Kapı 10
Reklam
Reklam