Her taraftan bilginin sökün ettiği, bilgiye boğulmuş bir çağda yaşıyoruz; yaşadığımız çağ bir Google, kablolu haberler ve ücretsiz anksiklopediler çağı. Bu bilgilere erişme olanağımız ne zaman kesilse asabımız bozuluyor, sanki bir araştırma motoru olmadan karar vermek olanaksızmışçasına geriliyoruz. Fakat bu bolluğun da bazı görünmez zararları vardır. Esas sorun insan beyninin bu tür bilgi taşkınlarıyla başa çıkacak şekilde tasarlanmamış olmasıdır. Bu nedenle prefrontal kortekslerimizin kapasitesini sürekli olarak aşar, onlara başa çıkabileceklerinden daha fazla olgu ve rakam yükleriz. Bu, adeta eski bir bilgisayarda yeni bir bilgisayar programını çalıştırmaya benzer; eski mikroçipler ayak uydurmaya çalışır, ama sonunda başarısız olur.
Sayfa 168·Kitabı okuyor
Alıntı
markaların mevcut ortama ayak uydurmaları
Artık bu yeni iş çağında markaların mevcut ortama ayak uydurmaları, yani satış peşinde koşmak yerine, çoğunlukla ilişkiler -ve en ideali tümüyle bir topluluk kurmaya çalışmaları gerekiyor.
Sayfa 1·Kitabı okudu
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Herhangi bir yerde dijital bir ayak izi bırakmadan modern dünyada fiziksel olarak var olmak imkansızdı.
Yapay zekanın işleri devralması ile hayatta kalanlar evrensel gelir maaşına bağlı olacak.bu da sosyal puanlama sistemine entegre edilecek. Ulus devletler'de yüksek enflasyonla ayakta duramayan ekonomiler, dijital kimliklere bağlı dijital para ve evrensel temel ilkelerle paydaş kapitalizmden maaşlı köle olacak. üretimde tüketimde karbon ayak izi uygulamalarıyla Bu parçalar birleştirilerek,puanlama sistemi yeni dünya düzeninin ekonomi modeli haline gelecek.o insanlar Çipli ölüler karbon saçmalarına uyumlu itaatkar köleler olacak.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Kaygı, depresyonla karşılaştırıldığında, yirmi birinci yüzyıldaki yaşam biçimimizle ve bizi çevreleyen şeylerle çok daha fazla tetiklenip alevlenebilir. Akıllı telefonlar Reklamlar (David Foster Wallace'ın o harika cümlesi aklımdadır: "O da her reklamın yapması gerekeni yaptı; bir şeyler satın alarak rahatlatılabilen bir kaygı yarattı*). Twitter takipçileri. Facebook beğenileri. Instagram. Aşırı bilgi yüklemesi. Cevaplanmayan e-postalar. Arkadaşlık uygulamaları. Savaşlar. Teknolojinin hızlı evrimi. Şehir planlamacılığı. İklim değişikliği. Aşırı kalabalık toplu taşıma. "Antibiyotik sonrası çağ" üzerine makaleler. Fotoğrafları alabildiğine efektlenmiş modeller. Arama motoru destekli hastalık hastalığı. Bitip tükenmeyen tercihler ("kaygı, özgürlüğün sersemliğidir," der Søren Kierke-gaard). Internet üzerinden alışveriş. "Tereyağı tüketmeli miyiz?" tartışmaları. Küçülmüş, izole yaşamlar. İzlemiş olmamız gereken bütün o Amerikan dizileri. Okumuş olmamız gereken bütün o ödüllü kitaplar. Adını sanını duymadığımız bütün o popüler kültür yıldızları. Bize hissettirilen o eksiklik duygusu. Anlık hazlar. Sürekli oyalayan ya da dikkatimizi dağıtan şeyler. İş, iş, iş. Yirmi dört saat devam eden her şey. Belki de modern dünyaya ayak uydurmaya çalışmak, kaygıyı kaçınılmaz kılıyordur.
Sayfa 190 - Domingo Yayıncılık
Alıntı
Yüzyıllar geçmesi, teknolojinin hatta Elementerliğin bile bir nebze ev- rilmesi, gelişmesi... Yeni yöntemler keşfedilmesi. Hastalıkların tedavi edil- mesi, hatta insanlık tarafından Ay’a ayak basılması... Günümüzde birçok şeyin mümkün olması; ama yalanın, ihanetin bir çözümünün hâlâ bulunamamış olması beni hayrete düşürüyordu. Bir şeyi duyduğumuzda bundan hâlâ emin olamamamız, insanların bizi kolaylıkla parmağında oynatması ya da arkamızdan kolaylıkla iş çe- virmesi... Bunların çözümü neydi? Ne zaman bulunacaktı?
Morva Yayınları·Kitabı okudu