Insanlık nesli tükensin diye uğraşanlara uyanık olalım.
Kitaptaki alıntıdan evvel, hem kullandığımız kimyasallar, hem plastik ile yedigimiz gıdalar ile hormonlarımız bozuluyor. Hem de cizgifilm, cocuk oyuncakları, telefon oyunları ile beyinler escinsellik reklamlarına maruz kalıyor. Zorla Alıştırıyor. Sonra cinsiyet degistirenler oluyor ve nesil kirleniyor. Bitiyor. Kitaba gelelim. . "ÜREME ORGANLARI HASTALIKLARI 40 yıldır kimyasal madde içeren ürünler, son 15 yıldır yaygın bir şekilde kullanılan GM (genetigi degistirilmis) ürünler, biyoteknoloji ve nanoteknoloji ürünü tıbbi ilaç ve katkı maddeleri sebebiyle kadın ve erkek üreme organları ciddi değişime maruz kalmaktadır. Tıbbi ilaçlar, dis macunu, şampuan(bebe sampuani dahil), krem, güneş kremi, tras malzemesi, saç jölesi gibi ürünlerde koruyucu olarak PARABEN, DIOKSIN, ve FTALATLAR kullanılmaktadır. Bu katkı maddeleri östrojen hormonunu taklit eder, seçici olarak beyin ve üreme organları dokularinda birikir. Erkek vücudunda depolanan katkı maddeleri bir kadın hastalığı olan ENDOMETRIOZIS e, KADINSI DARANIŞ a, SPERMLERIN BOZULMASINA veya ÖLMESINE, KISIRLIGA, ESCINSELLIGE, PROSTAT HASTALIKLARINA,BEYIN VE PROSTAT KANSERINE YOL ACAR. Kadın vücudunda depolanan BISFENOL A ve PARABEN ler östrojen gibi davranıp, ÜREME ORGANLARINDA BOZUKLUKLARA, GÖĞÜS KANSERINE, ENDOMETRIOZIS e, CIKOLATA KISTLERINE, KISIRLIGA VE DOĞUM KUSURLARINA sebep olabilmektedir. . . Son yıllarda yapılan araştırmalar, kozmetiklerde ve vücut bakım ürünlerinde koruyucu olarak kullanılan "Bisfenol A ve Paraben" gibi kimyasalların insan ve hayvanlarda hormon sistemine ciddi zararlar verdigini, hormon dengesindeki bozulmanin yalnızca üreme organlarinin gelisimini ve üremeyi degil, Vücut gelisimini ve davranışları da etkiledigini göstermiştir. ERKEKLERDE TESTESTERON HORMONUNU AZALTIR, KADINSI DAVRANIŞA
Sayfa 225
DİL ve DÜŞÜNCE MÜNASEBETİ...
Dikkat: "Düşünce ile kelimeyi en baştan itibaren birbirlerine bağlayan bir bağ var mıdır yok mudur?" Münasebet, düşünce ve konuşmanın tekâmül süresi içinde ortaya çıkar, değişime uğrar ve gelişir. Ancak, düşünce ve konuşmayı, zaman zaman birbirine paralel, zaman zaman ise belli noktalarda kesişerek ilerleyen ve birbirlerini mekanik biçimde etkileyen münasebetsiz ilk deveran olarak görmek de yanlış olur.
DİL VE ANLAYIŞ -Dil ve Diyalektik”-II-, 2 Temmuz 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Reklam
Eğer hayatınız boyunca “Başkaları ne der?”diye yaşıyorsanız,öleceğiniz güne dikkat edin.Mümkünse güneşli bir günde vefat edin.Öldüğünüz gün,o el alem;hava soğuk,hava yağmurlu,hava rüzgârlı diye bahaneler üretecek ve %50’si cenazenize gelmeyecek.
Bu din, fetihlerin ve cihadın dinidir. Bu sebeple, Resulullah (sallallahü aleyhi ve sellem) ok atmayı teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Dikkat edin! Kuvvet, atıcılıktır. Evet, kuvvet atıcılıktır." Hz. Ömer (ra) da şu meşhur sözüyle aynı anlayışı dile getirmiştir: "Çocuklarınıza yüzmeyi, ok atmayı ve ata binmeyi öğretiniz."
Sayfa 227 - Nida yayınları
1000Kitap
"Hastalığınız ve şifâsını size haber vereyim mi? Dikkat ediniz, hastalığınız günahlardır. İlacı ise istiğfardır."
Sayfa 379·Kitabı okuyor
Alıntı
DİL ve ANLAYIŞ -Dil ve Diyalektik... (*)
Salih Mirzabeyoğlu’nun bir eseri… İşte ondan birkaç bölüm: “Bizim dilden bahsetmemiz, şu sizdeki mâlûm eski dil-yeni dil tekerlemesi çerçevesinde değil!” demek ve bunu Türkiye genelindeki sahte aydın zümreye kadar kapsayıcı bir tonda belirtmek uygun olur. Ve yine belirtmek uygun olur ki, bir dünya görüşünün kalbine kadar giden “dil” mevzuunda, Büyük Doğu Mimarı hariç, bir tek “tefekkür çilesi” çekmiş adam yoktur! Dikkat: “Bir dünya görüşünün kalbine kadar giden”, diyorum. Solun keleşliği bir yana, Peyami Safa’nın “Osmanlıca, Türkçe, Uydurukça” adıyla demetlenen yazılarının belirttiği derinliği olmayan “cedel” tavrı dışında, bu çerçevede bile derli toplu bir görünüş sahibi yoktur!.. İmam-ı Gazâlî Hazretleri ile Farabî ve İbn-i Sina’yı aynı kefeye koyan, böylece de hepsinden habersiz veya hiçbirini anlamadığını gösteren kafanın “yaşayan Türkçe” tekerlemesi, ölü suratı pudralamaktan farksız… Dil, mesele konuşarak yaşar; bunun için de, kuru kuru “yaşayan dil” müdafaası olmaz!..
DİL VE ANLAYIŞ -Dil ve Diyalektik”-I-, DİL BAHSİNİN GEVELEYİCİLERİ, 7 Ocak 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Reklam
Reklam