Her güzel şey dikkat çekmez. Bazıları sessizce gelir, Kalbe dokunur ve iz bırakmadan gitmez.
1000Kitap
Vazgeçmek diye bir şey var, Hani dünyaları gözünün önüne serseler, Gözünde yoktur. Hani tüm metre karelere sahip olsan da, Gözünün ucuyla bakasın yoktur, Hani bazı şeyleri çok istersin ama zamanla bir bir yok olurlar yüreğinde, Hani geceleri düşündüğün şeyler artık aklına bile gelmez, Hani insanın yüreğinde de mevsimler vardır. İstekleri, hayalleri, zamana bıraktıkları, Ama sonra işte vazgeçersin, bahar gibi filizlenirler, ama sonbahar yaprakları gibi sessizce dökülürler. Hani hayatında üzen şeylerin izi bile kalmaz, Vazgeçmek işte tam olarak böyle bir şey. İşte öyleyim, Ne gözümde var, Nede gönlümde senden gayrı hiçbirşey. Hayatta iki vazgeçilmezim var, Birisisin! Ne vazgeçerim nede vazgeçmek isterim. Seni ne kadar sevdiğimi ve benim için ne kadar kıymetli olduğunu çok iyi biliyorsun. Bir gün çıkıp da Sen benim için değersizsin desem, gözleriminde, dilimin de yalan söylediğini anlarsın. Çünkü insan sevmediğinin gözlerine böyle bakamaz. İnsan değersiz gördüğünün sesini özlemez, kokusunu içine çektiğinde dünyayı unutmaz. Ben seni severken içim titriyor. Yanındayken zamanın geçmesini istemiyorum. Bir yere gitmek istemiyorum. Sanki dünya dönsün ama biz olduğumuz yerde kalalım istiyorum. Kalalım öylece herkes bir bir gitsin ama sona biz kalalım.
Reklam
Kalbin Dili - Bayram Gözler
Kalbin Dili, sadece okunup rafa kaldırılacak eserlerden biri değil, okuyucusunu kendi iç dünyasıyla yüzleştiren, kalbin derinliklerine dokunan bir tefekkür yolculuğu niteliğinde. Bayram Gözler Hocamız, sade ve anlaşılır diliyle hayatın karmaşası içinde unuttuğumuz değerleri yeniden hatırlatıyor. Sabır, merhamet, kul hakkı, aile bağları, iyilik, teslimiyet ve ölüm gerçeği gibi pek çok konuyu, Yusuf ve Mehmet gibi karakterlerin yaşamları üzerinden somutlaştırarak anlatıyor. Kitabın en dikkat çekici yanı, öğüt vermekten çok düşündürmeyi tercih etmesi. İnsan, sayfaları çevirdikçe kendi hayatına dönüp bakma ihtiyacı hissediyor, kırdığı gönülleri, ertelediği iyilikleri, ihmal ettiği sevdiklerini ve kalbinde biriktirdiklerini sorgulamaya başlıyorsunuz.Dünyanın geçiciliğini hatırlatırken umudu elden bırakmıyor, insanın tövbe, iyilik ve güzel ahlakla yeniden yolunu bulabileceğini çok güzel vurguluyor. Kalbin Dili, maneviyatını beslemek, hayatın koşuşturmacasında kaybettiği iç sesini yeniden duymak isteyenler için samimi bir çağrı niteliğinde. Okurken bazı satırların altını çizmekten çok, onları kalbinizde taşımak istiyorsunuz. Çünkü bu eser, insana önce kendi aynasına bakmayı öğütlüyor. Son sayfa kapandığında geriye şu soru kalıyor: Bu dünyadan göçüp giderken ardımda nasıl bir iz bırakacağım? Bayram Gözler Hocamızın kalemine sağlık. Kalbe dokunan, düşündüren ve insanı kendisiyle baş başa bırakan bu eseri, manevi yönünü güçlendirmek, hayata farklı bir pencereden bakmak ve iç muhasebe yapmak isteyen herkese gönülden tavsiye ederim.
1000Kitap
"Söz hastalıklarının ilki doğru söze bağlanmaktır, Söz hastalıklarının en büyüğü budur. "Buradan şunu çıkartmalıyız ki doğru söz söyleme hakkına sahibiz ama her doğruyu her yerde söyleme hakkına sahip değiliz." "Söz hastalıklarından birisi insanın şöyle demesidir: "Söylediğimin dinleyene ağır gelip gelmemesi beni ilgilendirmez" Bunu söylerken de gereksiz konuşup konuşmadığına veya hangi bağlamda konuştuğuna dikkat etmez. Sonra şöyle der: "Falana doğruyu söyledim,onu duymak kendisine ağır geldi.Doğruyu dinleyeceğine ,kendini temize çıkarmaya çalıştı ve başkasını kınadi." Böyle yapan bir insan "Onların sözünün çoğunda hayır yoktur" ayetini unutmamalı ve buradan ders çıkarmalıdır." "Söz hastalıklarının ikincisi başa kakmak, Yapılan iyiliği konuşmaktır : Bu psikolojik bir eziyettir.İlacı ise; insanın başkasını ancak -Allahın bilgisinde- ona ait olarak belirlenmiş bir şeyi ulaştırabileceğini görmesidir.Bu iyilik kendisine ait olmayan,onun elindeki bir emanet gibidir.Emaneti yerine ulaştırdığında Allaha şükreder ve bu bakışla iyiliği yapan kişi başa kakmaz." Fûtûhati Mekkiye/8.Cild' den beğendiğim bir alıntı 🌸
Nuri Pakdil
… İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır. Tüm organlarımıza buyuran bir güç var onda. Anlatmaya, yorumlamaya gücümüzün yetmediği bir giz birikimi bu … Kalbin gereksinimlerine dikkat edilmedi mi emek de, ekmek de yitiriverir anlamını. Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.
Hayata Dair
Epstein
Kıymetli dostlar, gündemimiz o kadar hızlı değişiyor ki adeta bir hafıza tutulması yaşıyoruz. Bir felaketi konuşurken aniden bir diğeri patlak veriyor ve insanlık olarak en çok ses çıkarmamız gereken konuları bile hızla unutuyoruz. Daha birkaç ay önce tüm dünyanın gözü önüne serilen Epstein Adası skandalının üzerinden ne kadar zaman geçti? Hatırlayalım... Ve hemen ardından yaşanan küresel gelişmelere, İran-ABD gerilimlerine, Filistin-İsrail savaşına, bölgesel çatışmalara bir bakalım. Bazen insan sormadan edemiyor: Bu büyük krizlerin zamanlaması, en kirli gerçeklerin üstünü örten büyük birer tesadüf mü, yoksa dikkat dağıtma stratejisi mi? Benim burada amacım yeni bir şey iddia etmek değil; sadece unuttuğumuz, unutturulmaya çalışılan o acı gerçekleri yeniden hatırlatmaktır. Epstein Adası'nı ve orada yaşanan zulümleri unutmayınız. İşkenceye, istismara ve insanlık dışı her türlü muameleye maruz kalan o masum çocukları, o sabileri aklınızdan çıkarmayınız. Bu lanetli, karanlık işleri organize eden, bunlara göz yuman ve bu sisteme ortak olan insanlıktan nasibini almamış kim varsa hafızanıza kazıyınız. Unutmayınız ki, kötülüğün en büyük gücü, iyilerin çabuk unutmasıdır. Tepkimizi, duruşumuzu ve bilincimizi her daim diri tutalım ve adımlarımızı bu farkındalıkla atalım.
Siyaset
Reklam
Reklam