O, kimsenin dikkat etmediği insandan bile sayılmayan, varlığı fark edilmeyen sakat çocuğun sesini ilk kez duyuyorduk ama bu çığlığı duyanların bir daha unutabileceklerini sanmam. Öfke ve isyan yüklü bir çığlıktı bu; dünyanın bütün haksızlıklarına, bütün zulümlerine karşı atılmış müthiş bir çığlık.
Mizah anlayışınız uyuyor mu? Bir insanın 'neye, nasıl güldüğü' onun mizah anlayışına işaret eder; ama, neye üzüldüğü de önemli. Her ikisi de insanın olgunluğunu yansıtır ve de ğerlerini nasıl yaşadığını gösterir. Tanışma sürecinde birlikte güldüğünüz ve üzüldüğünüz şeylerin ne olduğunu önemse yip, üzerinde durup dikkat etmek birbirinizi daha yakından tanımanıza yardım eder.
"Küçük bir boks maçı esnasındaydı. Rakibimi fena halde hırpalıyordum. Bir ara etrafımdan gelen seslere dikkat ettim. Bu sesler daima galibin lehine yükseldiğini işittiğimiz takdir, mefduniyet sesleri değildi. Bilakis bir zulüm ve haksızlık manzarası karşısında duyulan boğuk isyanlara benzer gürültülerdi.
Rakibim güzel bir çocuktu. Bana öyle geldi ki ahali, kadınlar benim kadar çirkin bir insanın bu güzel yüzü harap etmesine tahammül edemiyordu. Zihnim karıştı. Yanlış bir hareket yaptım. Yüzümü kan içinde bırakan müthiş bir yumruk yedim. Orada olup da ahalinin nasıl sevinçle haykırdığını işitseydin Necdet.
Evet bu ahali, bu dakikada sırf çehrem için bana düşmandı. Ezilmemi istiyordu. Yüzümdeki yara iki gün bile devam etmedi. Fakat bu vakanın yüreğimde açtığı yara senelerce işledi.
Meşhur bir dünya şampiyonu olmak arzusundan vazgeçtim. Bu, sakil yüzümü hesapsız insanlara tanıtmaktan, hesapsız gözleri üşütmekten başka şeye yaramayacaktı."
Gözler, gördüğü şeyleri düşünceye aktarmakla, düşünme olayının başlanmasına neden olur. Daha sonra da akla gelen kimi düşünce ya da fikirler, birbiri ardında düşüncelerin çoğalmasına neden olur.
"En yüce iyi, şansın getirdiği
şeyleri ciddiye almayan bir zihindir ve sadece erdemle mutlu olur" veya "İnsanlarla ilişkilerinde ziyadesiyle nezaket ve dikkat gösterirken yenilmemek, tecrübeyle bilgeleşmek, eylemde serinkanlı olmak zihnin kabiliyetidir." Şöyle bir tanım
yapmak da mümkündür: İyi ve kötü zihin dışında başka bir iyi veya kötü diye tanımayan, ahlaki doğruluğa önem veren, erdemden hoşnut olan, şansın getirdiklerinin şımartamadığı
ve parçalayamadığı, kendisine gerçek hazzın hazları küçümsemek olduğu düşüncesini benimsetmekten daha büyük bir iyilik yapamayacağını bilen insana mutlu diyelim.