Uyanan Güzel
6/10
·192 syf.··
2026 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:03
Geçmişiyle yüzleşmeye çalışan bir kadının hikâyesi üzerinden ilerleyen roman, bastırılmış anılar ve iç hesaplaşmalar etrafında şekilleniyor. Ancak yıllarca suskun kalan duyguların bir anda ortaya çıkışı bana yer yer temelsiz ve aceleye getirilmiş hissettirdi. Yazım dili oldukça dağınık; sanki bir roman değil de zihnin içinden geçen düşünceler art arda dökülmüş gibi. Bu anlatım tarzı bazı okurları içine çekebilir ama ben metinle bağ kurmakta zorlandım. Arka planda Gezi olaylarına değinilmesi ve doğa–çevrecilik üzerine verilen mesajlar kitabın dikkat çeken yanlarından biri. Fakat güçlü bir atmosfer kurmasına rağmen anlatımın karmaşıklığı hikâyenin etkisini zaman zaman gölgeliyor.. Vaktiniz bolsa, yakınlarda başka okuyacak birşey yoksa okunabilir
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026155 okunma
10/10
·%64 (339/528 syf.)··
Beğendi
·
19 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 10:03
Virginia Woolf kadın yazarlar arasında en sevdiklerimden biridir ve gerçekten onu okumayı çok seviyorum. Gece ve Gündüz’da da en dikkat çeken detaylardan biri, birçok eserinde olduğu gibi feminizm konusundaki duyarlılığıdır. Woolf, kadınların toplum içindeki konumunu doğrudan bir manifesto diliyle değil, karakterlerinin günlük yaşamları, seçimleri ve iç çatışmaları üzerinden ele alır. Özellikle kadınların evlilik, kariyer ve bireysel özgürlük arasında sıkışmış hissetmeleri, romanın temel meselelerinden biridir. Romanın başkahramanı olan Katharine Hilbery, toplumun kendisinden beklediği geleneksel kadın rolü ile kendi istekleri arasında kalır. Bu durum, Woolf’un kadınların yalnızca eş veya anne kimliğiyle tanımlanmasına yönelik eleştirisini yansıtır. Kadınların düşünsel ve duygusal dünyalarına geniş yer vermesi de onların bağımsız bireyler olarak görülmesi gerektiği fikrini destekler. Woolf’un feminizmi yalnızca kadınların haklarını savunmakla sınırlı değildir; aynı zamanda kadınların kendi seslerini bulabilmeleri ve kendi hayatları üzerinde söz sahibi olabilmeleriyle ilgilidir. Bu nedenle Gece ve Gündüz, bir aşk hikâyesi gibi görünse de altında kadın kimliği, özgürlük ve toplumsal beklentiler üzerine oldukça güçlü bir tartışma barındırır. Romanı okurken en etkileyici bulduğum noktalardan biri de Woolf’un bu temaları karakterlerin doğal yaşamlarının içine ustalıkla yerleştirmesidir; böylece okur, fikirlerle karşı karşıya kalmak yerine onları karakterlerle birlikte deneyimler. Virginia WoolfVirginia Woolf Gece ve GündüzGece ve Gündüz mm
Duygu ve Düşünce
Gece ve GündüzVirginia Woolf · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2024128 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·162 syf.··
2026 29. kitabı
Geçmişinde yaşadığı korkunç olayların sorumlularından intikam almak için yıllardır plan yapan Lana’nın hikâyesini okuyoruz. Ancak işler, onu yakalamaya çalışan FBI ajanı Logan’la tanışmasıyla daha karmaşık bir hâl alıyor. Kitap oldukça akıcıydı, sayfalar hızlı ilerledi. Lana’nın intikam hikâyesi ve olay örgüsü ilgimi çekti ancak Lana ve Logan arasındaki ilişkinin biraz hızlı geliştiğini düşündüm. Lana’nın yaşadıklarından sonra insanlara karşı daha mesafeli olmasını beklerdim. Ayrıca Bennett’ın ona gösterdiği bir davadaki katili neredeyse anında çözmesi bana oldukça dikkat çekici geldi. Bu kadar keskin bir çıkarımın ekip tarafından pek sorgulanmaması biraz garip hissettirdi. Türüne göre bana oldukça hafif kaldı. Yıllardır intikam için yaşayan bir karakter okumamıza rağmen intikam sahnelerinde beklediğim kadar detay yoktu. Aynı şekilde FBI ekibi de bana biraz zayıf yazılmış gibi geldi. Buna rağmen Lana’nın çocukken yaşadıklarını okumak gerçekten çok zordu; bazı bölümlerde hem üzüldüm hem de öfkelendim. Bu yüzden onun güçlenmesini, kontrolü eline almasını ve kendi adaletini yaratmaya çalışmasını görmek oldukça tatmin ediciydi. Sonlara doğru bazı gelişmeleri tahmin etmeye başlamış olsam da final heyecanını korudu. Eksikleri olsa da merak duygusunu canlı tutan, kendini kolay okutan bir kitaptı. Şimdi ikinci kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum.
1000Kitap
Mindf*ck 1: RiskS. T. Abby · Artemis Yayınları · 2026536 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 65. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 09:36
"İdam cezası adaleti mi tesis eder yoksa toplumsal-siyasal çerçevesi dışında düşünülemeyecek cürümlerin yükünü tek bir bireyin sırtına yükleyerek kolaycı bir adalet yanılsaması mı yaratır? Büyük yazar Victor Hugo, bir idam mahkûmunun kendi kaleminden aktardığı hikâyesinde işin insani boyutuna dikkat çekerken ağır bir toplumsal eleştiri de yapıyor aslında. Giyotinle yapılan infazların halk arasında coşkuyla karşılandığı bir dönemde Hugo'nun esere yazdığı önsöz ise, bugün dahi güncelliğini koruyan insani-toplumsal sorunlara dikkat çeken bir hukuk felsefesi dersi adeta." Kitabın arka kapağında bu açıklama var. Üç bölümden oluşuyor kitap. 1832 yılında kaleme alınmış bir "Önsöz" ile başlıyor. 1832 yılında Osmanlı Padişahı modernleşme adımlarıyla tanınan ve Yeniçeri Ocağı'nı kaldıran II. Mahmud idi. Saltanatı 1808 ile 1839 yılları arasında sürmüştü. Nereden çıktı bu bilgi şimdi. Önsöz'de şöyle diyor Hugo; "Rezil makine Fransa'dan çekip gidecek, buna güveniyoruz ve bizim ona indireceğimiz darbeler sayesinde, Tanrı'nın izniyle topallayarak gidecek. Konukseverliği başka yerlerde arasın, medeniyete ayak uydurmaya başlayan Türkiye'ye değil, onu istemeyecek vahşilere değil, ama barbar bir ülkeye, medeniyetin basamaklarından biraz daha aşağı inerek Rusya veya İspanya'ya gitsin." İkinci bölüm ise 1832 tarihli üçüncü baskıda yer alan "Bir Trajedi Hakkında Bir Komedi" diyalog şeklinde bir önsöz. Açıkcası bir ve ikinci bölümleri okuduğumda ben bunu neden okuyorum hissiyatındaydım. Üçüncü bölüm; "Bir İdam Mahkumunun Son Günü" "Yeter ki burada yazdıklarım bir gün birilerinin işine yarasın, hükmünü vermeye hazır yargıcı durdursun, masum veya suçlu bedbahtları, benim gibi can çekişmeye mahkûm edilmiş birilerini kurtarmış olsun. Neden? Ne için? Bunun ne önemi var? Kafam kesildiğinde
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2022152,3bin okunma
10/10
·570 syf.··
Beğendi
·
2026 155. kitabı
𝚄𝚢𝚞𝚖𝚊𝚍𝚊𝚗 𝙾̈𝚗𝚌𝚎 𝚃𝚞𝚝𝚝𝚞𝚐̆𝚞𝚖 𝙳𝚒𝚕𝚎𝚔 𝚕𝚅 Herkese Merhabalar... Bugün sizlere severek okuduğum serinin son kitabı ile geldim. Evet bir seriye daha veda ettik. Yazarın öyle güzel kalemi ve hayal evreni var ki okudukça hayran kaldım. O kurgu o kelimeleri kullanışı olsun,insanı yormayan samimi anlatımı ve kurgunun akışı olsun her biri okurken mutlu hissettiriyor. Kelimeler ile dans diye ben buna derim. Sıkmadan, yormadan okunan kitap gibisi var mı? Bir okuyucu daha ne ister ki. İyi ki okudum dediğim o serilerden oldu! Veeee! Dikkat Spoiler İçerir! Ama pişman olmayacağım. Son kitap da içimi dökeceğim. Güldük, ağladık, eğlendik, kızdık, sinirlendik, hüzünlendik, duygulandık her duyguyu yaşadık.. Bütün duyguları aldık ve onlar ile biz de hissettik. Sonunda ise kapağını huzur ile kapattık. Çünkü başından beri olmasını istediğimiz oldu. Evli -mutlu- çocuklu dedik. Ben Bahar Nazike'yi bulup en başından beri şöyle bir sarsmak istedim. Fazla mı saf, fazla mı açıkgöz yoksa fazla mı iyi niyetli bilemedim. Hepsinden vardı mübarek kadında. Ama çoğu yerde de dedim yok be uyanık bu uyanık.
Uyumadan Önce Tuttuğum Dilek 4Anita Felipova · Kaktüs Sanat Yayınları · 20265 okunma
Yunan mitolojisi veya Sherlock Holmesvari olaylarla dolu roman.
9/10
·504 syf.·
2026 38. kitabı
Roman, Berlin Emniyet Müdürlüğü'nde görevli Türk kökenli Başkomiser Yıldız Karasu ve Alman ortağı Tobias Becker'ın, vahşice işlenmiş bir cinayet mahalline çağrılmasıyla başlar. Klasik dedektif ve cinayet romanı, lakin işin içinde Tanrılar varsa, bu iş kaçınılmaz olabilir. Karakterlerimiz; Yıldız ve Toby'nin, ister meslektaş olarak arkadaşlığı, isterse de dert ortağı bakımından her koşulda desteği çok iyi nüanslardan biri idi fikrimce. Dil, din, cins millet, renk, farketmeksizin insanlar birlikte iş, arkadaş ve hatta aile ilişkisi kurabiliyorsa, dünya bazıları için Uranüs'ün cenneti, bazıları için Hades'in cehennemi olabiliyor. Adeta ritüelistik tarzında sayılan bu cinayet'in bir çok şüphelisi olmasına rağmen, romanın sonuna kadar heyacanını yitirmeden soluksuz devam etti. Sherlock Holmesvari tarzı bu romanda dikkatimi çeken konulardan biri de; Yazar sadece mitolojik tanrıları değil, aynı zamanda kayıp tarihleri ve hafızaları da dikkat merkezine çekmiştir. Romanın daha ilk sayfasında; "Unutmanın bedelini ödeyecek unutanlar. Unuttuğunuz yerden başlayacağım." s.13 belirterek, eylemlerin bir nevi antikvari öfkesini göstermeye çalışmıştır fikrimce. Psikolojiye de bir az yer veren yazar, insanın unutkan varlık olduğunu da sürekli baş veren olayların niteliğinde hatırlatmaya çalışıyordu zannımca. Dil bakımından olsun, hikâyesi olsun akıcı ve de sürükleyici idi. Çok beğendim. Keyifli okumalar diliyorum.
Düşünce
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma