Hayırda şerde insanın içinde başlıyor işte, dikkat et !
Ben sinirlenince daha da kibar bir insan oluyorum. Mesela sinirlendiğim kişi yakınım ise "canım" kelimesini kullanmaya başlıyorum. Eğer tanımadığım birisi ise lütfen üslûbunuza dikkat eder misiniz falan diyorum. Sinirlenince bana ekstra kibar konuşma yükleniyor fhfjjdj
1000Kitap
Reklam
Sevgi dili 31..
“Sevgi dilin ne?” diye sorsalardı bana… Uzun uzun düşünürdüm belki. Çünkü bazı insanlar “seni seviyorum” demez, ama bir cümlenin içine saklar sevgisini. Bir sessizliğin içine, bir “dikkat et”e, bir “eve varınca yaz”a… — Peki sen nasıl sevilmek isterdin? “Bana kendimi eksik hissettirmeyen biri tarafından…” Çünkü insan bazen sevgiden çok, yanında kendisi olabildiği bir kalp arıyor. — Çiçek almak mı sevgidir? Bazen evet. Ama asıl sevgi, çiçek solduktan sonra bile aynı inceliği sürdürebilmektir. — Mesaj atmak önemli mi? Hem de çok. Çünkü bazı insanlar “ne yapıyorsun?” demez aslında. “Bugün de aklımdasın” der. Bir bildirim sesi bile bazen insanın içindeki yalnızlığa dokunur. — Peki ya geç cevap vermek? İnsan sevdiğine bazen geç dönebilir.
Duygular
Modern siyasal ve ahlâkî düşüncenin büyük bölümü adalet, özgürlük, eşitlik, haklar veya ilerleme gibi kavramlar etrafında şekillenmiştir. Bu kavramlar insanlığın ortak tecrübesini anlamlandırmak için güçlü araçlar sunmuş olsa da aynı zamanda yeni körlükler de üretmiştir. İnsan çoğu zaman yalnızca çıkarlarının değil, haklılıklarının da tutsağıdır. Tarih boyunca ideolojiler, dinler, uluslar, sınıflar ve hatta evrensel değerler adına yürütülen mücadelelerin ortak özelliği, kendilerini haklı görürken yarattıkları körlükleri fark etmekte zorlanmalarıdır. Bu nedenle temel soru artık yalnızca “Ne doğrudur?” değildir. Daha derindeki soru şudur: Haklı olduğumu düşündüğüm için neyi göremiyorum? Bu soru bizi adalet teorilerinden insanlık haline, ilkelerden ilişkilere ve kesinlik arayışından dikkat sorumluluğuna doğru götürür.
Felsefe
Uzun düşünsel yolculukların sonunda bazen yeni teoriler değil, daha mütevazı gerçekler bulunur. İnsan her şeyi göremez. Her ilişkiyi tam anlayamaz. Her bedeli fark edemez. Her zaman haklı değildir. Fakat yine de tamamen vazgeçmek zorunda değildir. Belki insanlık halinin özü burada yatar: Kendi eksikliğini bilerek yaşamaya devam etmek. Haklılığı ilişkilerin önüne koymamak. Hiçbir kavramın arkasına saklanmamak. Ve her gün yeniden bakmaya istekli olmak. Çünkü ahlâkî olgunluk nihai cevaplara ulaşmak değil; hiçbir cevabın insanı dikkat borcundan muaf tutmasına izin vermemektir. Bu nedenle bütün tartışmaların, bütün teorilerin ve bütün sistemlerin ardından geriye belki yalnızca şu sade ödev kalır: Bugün göremediğin şeyler olabilir. Yarın yeniden bak
Felsefe
Adalet sorgulanır. Haklar sorgulanır. Kimlikler sorgulanır. Hatta insan onuru gibi güçlü kavramlar bile sorgulanır. Çünkü her kavram zamanla bir slogan, bir kimlik veya bir sığınak hâline gelebilir. Geriye kalan şey dikkat gibi görünür. Dikkat; kimin dışarıda bırakıldığını, kimin incindiğini, kimin görünmez kılındığını fark etme çabasıdır. Fakat dikkat bile tehlikesiz değildir. İnsan zamanla kendisini “dikkatli kişi”, “uyanık kişi” veya “erdemli kişi” olarak görmeye başlayabilir. Böylece dikkat de yeni bir kibir üretir. Bu nedenle dikkat bir kimlik değil, sürekli yenilenmesi gereken bir pratiktir.
Felsefe
Reklam
Reklam